AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Florean Fortescue'nun 3. Masası

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Alexander David Curtis
Florean Fortescue'nun Dondurma Dükkanı Sahibi
Florean Fortescue'nun Dondurma Dükkanı Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 28
Yaş : 22
Nerden : YuNaNiStAn
Rp Düzeyi : Düzenli, düzgün!
Tarafı : KaranlıK Ö.Y.
Kan Durumu : Safkan
Asa : Aynadaki Ben
Rp Yaşı : 21
Patronus : Çift Başlı Aslan
Rp Sevgilisi : Kapışın Kızlar... xD
Kayıt Tarihi : 22/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Florean Fortescue'nun 3. Masası   C.tesi 07 Mart 2009, 10:53

...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemia Luminary Pratt
Gryffindor 3. Sınıf
Gryffindor 3. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 767
Yaş : 23
Rp Düzeyi : Etkileyici
Tarafı : Aydınlık
Asa : Kayıp Işık
Rp Yaşı : 16
Rp Sevgilisi : William, sonsuza..
Özel Yetenek : Veela
Kayıt Tarihi : 31/07/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Florean Fortescue'nun 3. Masası   Paz 27 Eyl. 2009, 15:37



Kuzenlerine Nathan’dan ayrılacağını söylemesiyle itibaren eziyet başlamıştı Luminary için. Edlyn sürekli giydiklerine karışıyor, Lauren üzülmemesini söylüyor, Paula ise sürekli eve erken dönmesini ve mümkünse Nathan’ın onu eve bırakmasını söylüyordu. Sonunda evden çıkabilmişti. Hızlı hızlı yürüyerek Diagon Yolu’na gelmişti Luminary. Gayet sakin hissediyordu kendini. Sanki sevgilisinden ayrılmaya değil de, arkadaşlarıyla buluşmaya gidiyordu. Tek sorun neredeyse koşarak geldiği için oldukça terlemesiydi, bu da onu biraz kötü gösteriyordu. Kapının önünde elini kalbine koyup biraz soluklandı ve saçlarını hızla düzeltti. Belki de aynaya bakmalıydı ama bunun için vakti yoktu. Derin bir nefes alarak cam kapıdan içeri girdi.

Oldukça havadar bir ortamdı. Muggleların o küçük cafelerini andırıyordu biraz.

Şöyle bir göz gezdirdi etrafa. Karşıda duran büyük aynadan yüzünün biraz asık olduğunu gördü. Hemen gülümsemeye başladı. Nathan’a gününü göstermek istiyordu. Saçlarını bir kez daha düzeltti ilerlemeye başladı. İşte, o küçük iki kişilik masada oturmuş, başını ellerinin arasında almıştı. Mavi tişörtünü hızla düzeltti. Tuhaf bir şey vardı sanki. Durdu ve gözlerini kapayıp düşündü. Sanki tüm sesler gitmişti bir an için. Sadece kalbinin sesini duyuyordu. Güm-güm, güm-güm, güm-güm… Hiçbir değişiklik yoktu ritimlerinde. Kanında adrenalini hissetmiyordu, kalbi göğüs kafesini yırtacakmış gibi atmıyordu, elleri titremiyordu. Gözlerini açtı ve emin adımlarla masaya doğru yürümeye başladı. Masaya geldiği anda Nathan başını kaldırıp ona baktı. O masmavi gözleriyle ona özlemle bakıyordu. Anlamıştı bunu Luminary. Her şeyini bilirdi Nathan’ın.

Açıkçası gelmesine şaşırmıştı. Nathan bildiğini okuyan, küstah biriydi. Belki de Luminary’i özlemişti. Peki, Lu onu özlemiş miydi? Tekrar kapattı gözlerini sadece bir saniyeliğine. Evet, özlemişti. Hem de nasıl özlemişti… Derin ama kesik kesik nefes aldı ardı ardına. Sonra gözlerini onun gözlerine kilitledi. Ne kadar inkar etmek istese de bu gözleri de özlemişti. Okyanus gibi, gökyüzü gibi sürekli renk değiştiren gözleri… Bir gün mavi olurlardı, saniyeler sonra bulutlar gibi gri. Uyandığı zaman çok güzel olurlardı. Noel tatilinde evlerine gittiğinde görmüştü bunu. Yeşil gibi ama mavili bir yeşil, sanki ağaçların ve gökyüzünün suya yansıyıp birleşmeleri gibi.

Bir anda gülümsemesi silinmişti yüzünden. Bu mutlu ortama pek de yakışmayan bir şekilde gözleri kızarmıştı. Bir anlığına yere baktı ve kendini toparlamaya çalıştı. Kızgın olmalıydı, küstah ve kendini beğenmiş… Üzgün ve acılı değil. Gözlerini tekrar buldu Nathan’ın. O sırada Nathan da ayağa kalkmıştı.

Kaşlarını çattı Luminary. Gözleri olanları anlatıyordu adeta. Konuşulacakları özetliyordu. Adeta ‘Dur!’ tabelası gibi Nathan’ı olduğu yere çivilemişlerdi. Gözleriyle konuşmaya başlamışlardı sanki. Luminary öfke saçıyordu ama üzgündü de.

“Luminary.” Adeta Tanrı’ya seslenir gibi, dua eder gibi söylemişti adını. İşte şimdi ne yapacaktı? Hassas noktasını bulmuştu onun. Adının söylenmesine karşı bir zaafı vardı Luminary’nin. Bunu biliyordu. Kısa bir anlığına ürperdi ve hemen sandalyeye oturdu. Nathan da ona eşlik etti. Tam ağzını açmıştı ki garson geldi. İkisi de kaymak birası istediler. Sonraki dakikalarda sadece sessizlik vardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nathan Maximillian Ryan
Ravenclaw 1. Sınıf
Ravenclaw 1. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 10
Yaş : 24
Tarafı : Aydınlık
Kan Durumu : Safkan
Rp Yaşı : 13
Rp Sevgilisi : Luminary... idi x\
Kayıt Tarihi : 28/08/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Florean Fortescue'nun 3. Masası   Paz 27 Eyl. 2009, 16:40

Luminary’den gelen mektubu aldığından beri büyük bir huzursuzluk vardı içinde. Satırların arasından gizlenmiş kelimelerini, düşüncelerini, nefesini ve kalp atışını çıkarıp bulmuştu. Tahmin edebiliyordu olacakları. Zaten Nicholas da sürekli Luminary’nin üzgün ama mutlu odluğunu – o da ne demekse?- kendini oldukça yalnız hissettiğini ve sürekli düşündüğünü söylüyordu. İkiz telepatisi burada devreye giriyordu ve ah, tabii, şu süper yetenekleri, neredeyse birbirlerinin zihinlerini okuma olayı… Kaçık kuzeni ve Nicholas’tan milyon tane öğüt almıştı. Kehanette çok yetenkli olan kuzeni Claire içinde çok kötü hislerin dolandığını hissettiğini söylemişti. Bunlar onun için hiçbir anlam ifade etmiyordu. O sadece kendi duygularını düşünüyordu şu anda. Çok özlemişti Luminary’i. Görse ona sıkı sıkı sarılır, asla bırakmazdı. Ama şu taraf olayı onu çok üzüyordu. Sevdiklerine bağlı biriydi Nathan. Ama Luminary’nin herkese belli ettiği bu duygu karmaşası onu çileden çıkarmaya yetiyordu. Öncelikle nasıl olurdu da Luminary duygularını, düşündüklerini insanlara gösterir, belli ederdi? O bile onun düşündüklerini, ne dediğinde ne kastettiğini öğrenebilmek, ani değişen ruh durumunu anlamak için aylarca uğraşmıştı. İkincisi, babasının ölümü ve kuzeninin kaçırılmasının ardından hala Karanlık’ı sevebilirdi? Bunları düşüne düşüne dondurmacının önüne geldiğini fark etti. Büyük olasılıkla daha gelmemişti Luminary. Her zaman biraz geç gelirdi. İçeri girdi. Neredeyse her yer boştu. Arkalara doğru bir masa seçip oturdu. Luminary’nin onu görememesinden korkmuyordu. O Nathan’ı her daim bulurdu.

Oturup düşünmeye başladı. Onu ilk gördüğü o lanet olası İksir dersini. Onunla konuştuğu ilk günü ve aşkını ilan edişini… Sonra o ilk kavgalarını ve Luminary’nin hıçkıra hıçkıra ağlayışını, onu avutmak için ne kadar uğraştığını, büyükannesinin ölüm haberini aldığı zamanki halini ve annesinin karanlığa geçtiğini öğrendiği zamanı… Hepsinde onun yanındaydı. Son bir yılda bir saniyeliğine olsun peşini bırakmamıştı. Her saniye birlikteydiler. Son olarak aklına onun son görüntüsü geldi. Dokunsanız ağlayacak modundaki hali… Bunun sebebi oydu. Başını ellerinin arasına alıp nefes almaya başladı. Dakikalar geçerken o pozisyonunu hiç bozmamıştı. Sonra onu hissetti yanında. Sanki ruhu buraya gelmiş gibi. Başını kaldırıp baktı.

Luminary bütün güzelliğiyle karşısında duruyordu. Onun Luminary’si. Onun aşkı, onun sevgilisi. Mavi ve sonsuz gözleri onu delip geçiyordu. Sonra yumuşadı, o Nathan’ın aşık olduğu Luminary oldu birden. Ama sadece bir anlığına. Koşup ona sarılmak istiyordu. Onu sevdiğini söylemek… Ama yapamadı bunu. Bir şey onu durdurmuştu. Belki de sadece onun gözlerine bakmak istiyordu. Sarılmak değil.. Ona sonsuz gelen bir süre sadece gözlerine odaklandı Luminary’nin. İlk tanıştıkları zamanki gibi sadece gözlerine. Adı ağzından dökülürken Lu sandalyeye oturdu. Garson’un gidene kadar hiç konuşmadılar. Sonunda konuşacak gücü bulabildi kendinde.

“İyi misin? Seni özledim.” Sevgilisinin nefret dolu bakışlarını görünce sorusunun anlamsızlığını anlayabildi. Yazdığı mektupları düşündü Luminary’nin ona. Hep oonu özlediğinden bahsediyordu. Neredeyse her gün bir mektup… Onu özlediğini yazıyordu hep Lu. Ama Nathan hiç cevap vermemişti ki. Gözlerini garsonun az önce getirdiği birasından büyük bir yudum aldı ve gözlerini masaya dikti. Sadece onu sevdiğini söylemek istiyordu ona.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemia Luminary Pratt
Gryffindor 3. Sınıf
Gryffindor 3. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 767
Yaş : 23
Rp Düzeyi : Etkileyici
Tarafı : Aydınlık
Asa : Kayıp Işık
Rp Yaşı : 16
Rp Sevgilisi : William, sonsuza..
Özel Yetenek : Veela
Kayıt Tarihi : 31/07/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Florean Fortescue'nun 3. Masası   Çarş. 30 Eyl. 2009, 19:29

Onu özlediğini söylemişti. Bunu nasıl diyebilirdi? Haftalardır sürekli ona mektup yazıyordu ama Nate’den hiç cevap almamıştı. Yapmacık bir şekilde gülümsedi. Ardından büyük bir sabırla çantasını karıştırdı ve yalnızca başı ağrıdığında taktığı gözlüğünü çıkardı. Sinirlenmemeliydi. Yoksa Nathan’a diyecekleri saçma şeyler olarak çıkardı ağzından. Onu Edward’dan bahsedemezdi. Onun yaptıklarının canına tak etmesinin diyemezdi. Ya da öyle bir derdi ki bir daha bu küçük ve fazla neşeli yere girmesi yasaklanırdı. Gözlüklerini büyük bir ciddiyetle taktı. Aniden Nathan’ın yüz ifadesi değişmişti. Herhalde anlamıştı Lu’nun başının ağrımak üzere olduğunu. Anlamaması için beyninden zoru olması gerekirdi. Tabii Lu’ya göre son iki aydır zaten beyninden zoru vardı ama…

Diyeceklerini kafasında toplarken Nathan kocaman açılmış gözlerle onu izliyordu. Büyük olasılıkla ondan korkmaya başlamıştı. Eh, haklıydı. Luminary bile kendinden korkuyordu. Kendinin patlamaya hazır bir bomba gibi hissediyordu. Hani şu muggleların saçma sapan savaşlarında kullandıkları, saçma sapan bombalardan… Zor bela içkisinden bir yudum alıp konuşmayı başardı. Elleri titriyordu. Korkuyordu. Ama neyden? Nathan’dan mı? Ah, ondan Hufflepufflar bile korkmazdı. Çocuğun kanında bir zerre kötülük dolaşmıyordu ama bu Luminary için geçerli değildi. Ona gerçekten uyacak kişi Edward’dı. Kötü ama iyi… Tıpkı onun gibi. İyilikle kötülüğün arasındaki boşlukta dolanıyordu Edward ve Luminary. Ama Nathan öyle değildi ki. Ruhunu iyiyliğe, mutluluğa, aydınlığa adamıştı. Hatta bundan bile şüpheliydi Luminary. O kendini mugglelara adamış olmalıydı. Bunu düşününce birden ürperdi.

“Nate…” adını söylemek umduğundan zor olmuştu. Ah, neden böyle yapıyordu ki? Her şey belliydi, duyguları bellyidi… Tekrar denedi. “Nathan. Bak konuya direk gireceğim. Zaten pek fazla vaktim yok.” Derin bir nefes aldı. “Sence de bu iş fazla uzamadı mı? Her şey… Değiştiğini kabul etmelisin. Elbette ben de değiştim ama…” içinde kötü bir his dolanıyordu. İç sesi çığlık çığlığa bağırıyordu: "Onu üzeceksin! Sus!". Ama umursamayacaktı onu. İncitecekti. Umrunda değildi çünkü. Gözlerini kapayıp birkaç saniye durdu. Gözlük ona ağırlık yapıyordu. Çıkardı ve küstah bir tavırla konuşmaya başladı.

“Ama bu kadarı fazla! Anlıyor musun? Seçimlerim ve ailem yüzünden beni yeterince yordun. Eğer bana saygı duyamayacaksan seni istemiyorum!” Sesi tüm odayı doldurmuştu. Müşteriler dönüp onlara baktılar. Dikkatleri çekmişlerdi. Hınzırca gülümsedi. Belki de Ryan’la ayrıldıkları Edward’ın kulağına giderdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nathan Maximillian Ryan
Ravenclaw 1. Sınıf
Ravenclaw 1. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 10
Yaş : 24
Tarafı : Aydınlık
Kan Durumu : Safkan
Rp Yaşı : 13
Rp Sevgilisi : Luminary... idi x\
Kayıt Tarihi : 28/08/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Florean Fortescue'nun 3. Masası   Çarş. 30 Eyl. 2009, 20:25

Biliyordu Nathan olacakları. Her şey bitecekti. Ona “Gitme!” diye yalvarmak istiyordu ama artık her şey için çok geç olmalıydı. İnanmayan ama umutlu gözlerle Luminary’i süzüyordu. Gözlüklerini taktığında artık hiç umudu kalmamıştı. Sadece üzüldüğünde, başı ağrıdığında ya da sinirlendiğinde takardı bu gözlükleri. Kaymak birası, oldukları yer, insanlar ve adını bile unutulmuştu. Sadece Luminary vardı şimdi. Vücudunun korkunç bir titreme aldı. Sonraki kelimeleri hayal edebiliyordu. Ama bunu hiç yapmamış olmayı diledi. Belki de buraya hiç gelmemeliydi. Ona bir mektup yazıp hastalandığını evden çıkmasının yasak olduğunu söylerdi. Ama ne kaçış yolu vardı ki. Burada olmasa bile, Hogwarts’ta yüzlerce öğrencinin içinde olacaktı belki de. Hiçbir kaçış yolu yoktu anlaşılan. Terk edilecek olmanın verdiği acıyla olduğu yere kıvrıldı. Derin derin enfes alıp bunu atlatmaya çalışıyordu.

Evet, bunu o hak etmişti. Yaptığı tüm saçmalıklarla… Luminary sonuna kadar haklıydı. Ah, bir de bu kadar acımasız olmasaydı.

Luminary büyük bir sinirle son sözlerini söylediğinde herkes onlara bakıyordu. Kekeleyerek konuşmaya başladı. Ya da çalıştı.

“Luminary. Ben, ben çok özür dilerim.” Ayağa fırlamış Lu gibi ayağa kalktı. Onu kolundan tutup indirmek istiyordu ama kız zayıf olmasına karşın güçlüydü de. Bir hareketle ondan kurtuldu.

“Ben, seninle olmak istiyorum ama sen değiştin! O ahmaklarla beraber olmaya daha ne kadar devam edebilirsin?” sesini bir fısıltıya çevirip konuştu. “Annenin kuzenine yaptıklarından sonra…” Luminary’nin değişen yüz ifadesinden bunu dememesi gerektiğini anladı ama artık çok geçti. Söz ağızdan çıkmıştı bir kere.

Birkaç adım geri gitti ve ardı ardına özür dilemeye başladı. Onun ne kadar hassas olduğunu unutmuştu. Sevgilisinin kalbinin unutmuştu ne kadar inkar etse de.

Luminary’nin mavi gözleri bulutlanmıştı. Sanki başlamak üzere olan bir fırtına gibiydi. Nathan ne yapmıştı? Neden yapmıştı? Sevgilisine ne demişti öyle? Sonra birden hatırladı. Neredeyse sevgilisi. Hatta sevgililiklerinin son dakikaları ya da son saniyeleri. Acaba hala sevgili oldukları anlamına mı geliyordu bu? Yoksa her şey bitmiş miydi?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemia Luminary Pratt
Gryffindor 3. Sınıf
Gryffindor 3. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 767
Yaş : 23
Rp Düzeyi : Etkileyici
Tarafı : Aydınlık
Asa : Kayıp Işık
Rp Yaşı : 16
Rp Sevgilisi : William, sonsuza..
Özel Yetenek : Veela
Kayıt Tarihi : 31/07/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Florean Fortescue'nun 3. Masası   Çarş. 30 Eyl. 2009, 20:48





Nathan’ın dediği sözlerle yerine çakılı kaldı. İşte başa dönmüşlerdi. Annesi, tarafı vs… Onun özür dilemelerini yok sayarak öylece duruyordu. Islak gözyaşlarının onu ziyarete geleceğini hissediyordu ama buradan çıkana kadar bunun olmasına izin vermeyecekti. Başını kasaya doğru çevirdi ve gelen gözyaşlarını kolunun tersiyle sildi.

İşte bu kadardı. Her şeyin sonu… Bir yıldır süren ilişkilerinin sonu. Luminary kendine soramadan edemiyordu ama. Nathan değişmeseydi yine aynısı mı olurdu. Belki de evet. Çünkü Luminary değişirdi. Ya da hayır. Nathan’la aşkına devam ederdi. İçinden ona milyon kere sövdü belki de. Onu incitiyordu. Yapacak neyi kalmıştı şimdi. Ayrılacaklardı. Başka çareleri yoktu ki. Başka bir şeyi istemiyordu ki… Nathan’dan bir an önce uzaklaşmalıydı. Tüm ilişkisini kesmeliydi onla. Yoksa asasının ucundan yeşil renkli ışıkların çıkacağından korkmaya başlıyordu. Damarına basmıştı Nathan. En hassas noktasından birine değinmişti. Sanki bilmiyordu Luminary’nin yaşadığı çelişkiyi. Hem onu sonsuza kadar, her şekilde seveceğine yemin etmemiş miydi? E neden böyle olmuştu peki? İçinden ona sarılmak geliyordu şimdi. Ve birden kendinden de nefret etmeye başladı. Her şeyinden nefret ediyordu. Hala Nathan’ın üzülmesini istemediği için, onu sevdiğini düşündüğü için, ona değer verdiği için…

Birkaç kere derin derin nefes aldı. İşte kanında kaynayan karanlığı hissetmeye başlamıştı yine. O sivri dillilik, o insanları aşağılama duygusu ve niceleri vücudunda dolaşıyordu.

Başını kaldırdı ve küstah bir tavırla fısıldadı.

“Senin gibi muggle aşığı olacağıma Lord adına çalışırım daha iyi.” Nathan’a doğru eğilmişti. “Madem senin için karar vermek çok zor. Ben karar vereyim. Bitti Nathan! Her şey bitti.” Sesinin titrememesi için uğraşıyordu. Çantasını aldı ve kapıya doğru ilerlerken Nathan’ın yanında birkaç saniye durakladı.

“Senin gibi birine aşık olduğum için kendimden nefret ediyorum!” Hızla kapıdan çıkarken tüm gözlerin onu izlediğine yemin edebilirdi ama umursamıyordu artık. Her şey bitmişti ve aylardan sonra ilk defa kendini oldukça mutlu hissediyordu Luminary. Gözleirnden akan bir kaç damla göz yaşını sildi. Eh, bu kadarı da olsundu değil mi? Hiçbir şekilde Nathan’ı düşünmüyordu artık. Düşünecek ne kalmıştı ki? Hatta aklı Edward’a kaymıştı. Yüzünde soluk bir gülümsemeyle Diagon Yolu’ndan evine doğru yürümeye başladı. Onu anlayanların yanına, onu sevenlerin yanına...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nathan Maximillian Ryan
Ravenclaw 1. Sınıf
Ravenclaw 1. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 10
Yaş : 24
Tarafı : Aydınlık
Kan Durumu : Safkan
Rp Yaşı : 13
Rp Sevgilisi : Luminary... idi x\
Kayıt Tarihi : 28/08/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Florean Fortescue'nun 3. Masası   C.tesi 03 Ekim 2009, 18:08

yalblue]]“Senin gibi birine aşık olduğum için kendimden nefret ediyorum!” diye fısıldayıp gitmişti. Evet… Bitmişti. Her şeyiyle, iyisiyle kötüsüyle bitmişti… Şimdi elleri iki yanında boş gözlerle çevresine bakıyordu. Sevgilisinin kaybetmişti ve bir hiç uğruna! Küçük yerdeki sessizlik gittikçe artıyordu. Kesinlikle bu sevimli yere hiç yakışmayan bir şey yapmışlardı. Daha önce burada insanların sevgili olduğunu duymuştu, ayrıldıkları ise bir ilk olmalıydı.

Boş gözlerle etrafına bakıyordu. Garip bir uğultu vardı. Sonradan bunun insanların konuşması olduğunu anladı. Büyü değildi tabii ki. Sadece insanların seslerini duyamayacak kadar sağır olmuştu. Sadece Luminary’nin çınlayan sesi vardı kulaklarında.

Çok değişmişti son zamanlarda. Ruhsal değişikliğinden bahsetmeye bile gerek yok. Tam anlamıyla kötü olmuştu…

Lu’nun o şefkat, sevgi ve anlayış dolu bakışları gitmiş yerine soğuk, acımasız gözler gelmişti. Saçlarının dalgası değişmişti; sanki hırçın denizler gibiydi. Ses tonu bile değişmişti artık. Acımasız, hırçın, buz gibi soğuk ama hala o bal kadar tatlı ses… Birden sadece Luminary olmuştu etrafta. Sadece onun yüzü, onun sesi ve anılar…

Cebinden parayı çıkarttı. Kaç Galleon koymuştu? On mu? Yirmi mi? Umrunda değildi. Hayat bitmişti sanki onun için. Kalbi boşu boşuna atıyordu, aldığı nefes ciğerlerini doldurmuyordu. Şimdi biri gelip ona Avada Kedavra yapsa umrunda bile olmayacaktı.

Ama o istemişti bunu. O bunu olmasının sağlamıştı. Ondan hiçbir şey uğruna vazgeçmeyeceğini söylerken, Lu’nun kararsızlıklarını ona karşı kullanmıştı.

Yeni başlayan yağmura adımını atarken üstündeki cüppeye sarıldı. Az önce ‘O’ buradan geçmişti. ‘O’ bu havayı solumuştu.

Saçları henüz ıslanmışken fısıldadı kendi kendine:
“Seni seviyorum Lu…”


[/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Florean Fortescue'nun 3. Masası
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: İngiltere :: Diagon Yolu :: ¨Florean Fortescue'nun Dondurma Dükkanı -
Buraya geçin: