AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Son Rüya

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Eléa Phémbarl
Esrar Dairesi Başkanı
Esrar Dairesi Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 404
Yaş : 29
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : LigHt siDe
Kan Durumu : Pure
Asa : Antéchrista
Rp Yaşı : 24
Patronus : Kraliçe Arı
Rp Sevgilisi : Castiel
Özel Yetenek : Veela
Kayıt Tarihi : 27/11/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Son Rüya   Ptsi 31 Mayıs 2010, 18:37

Yatağının yanına koyduğu sudan bir yudum daha alıp boğazını ıslattı. Ensesinde hissettiği yanmaya karşılık sessizce iç çekti. Uzun süredir hastalanmadığını düşündü. Bedenini bu kadar yormasaydı, bu kadar rahat açık kapı bırakmayacaktı belki de mikroplara. Sebepsiz yere düşüncelere daldı. Kollarını başının arkasında birleştirdi. Saçlarının yumuşaklığını bileklerinde hissederek tavana dikti gözlerini. Kapattığı ışığa rağmen oda aydınlıktı. Bulutlar henüz ayın önüne varmamış, aralarındaki mesafeyi rüzgarın doldurmasını sabırla bekliyorlardı. Hava puslu ve serindi. Gece her zamanki kadar güzeldi. Gözleri kapanmaya yakın istemediği kadar huzurlu hissetti kendini. Burnuna dolan kokuyu hatırladığında her şey sandığından daha dokunulur hale gelmişti. Bir an için düşmek üzereymiş gibi hisseden genç cadı tutunmak istedi, ancak havada kalan elleri boşluğa tutunamadan iki yanına düştü. Yeniden nefes aldığında ayaklarının arasında yumuşak ve nemli çimler, yüzünün etrafını dolaşan tatlı damlalar vardı. Gözlerini temizledi üzerindekilerin ıslanmasına aldırmayarak. İlerledikçe daha belirginleşen koyu karanlıktaki ışığa odaklandı.

Hatırasında bir başka günün izleri vardı nerede olduğunu anladığında. Huzurun kokusunu ilk duyduğu, kollarında gücü ve kendi çaresizliğini ölesiye hissettiği büyücünün varlığının yayıldığı yeri tanıdı. Ellerini kendi bedenine dolayarak ilerlemeye başladı. Gözlerini yakacak kadar güçlenen ışık sürekli ve durağan görünüyordu. Ellerini doladığı bedenine iyice bastırdı. Soğuk dayanılmaz bir rüzgar halini almıştı. Gözlerinden akan damlaların gözyaşlarına karıştığını anladığı anda, görebildiklerinden çıkardığı anlamların dimağını nasıl şiddetle etkilediğini fark etti. Eléa, az ilerisinde duran bedenine baktı. Işık retinasını yakarken çığlık bile atamayan genç cadı son gördüklerini hatırlayarak dişlerini sıkmış, bedeni kaskatı, elleri hala bedenine dolanmış halde duruyorken gözlerini açtı. Saçlarındaki ıslaklığa şaşırarak dokundu birkaç saniye. Titremeye başlayan bedeninde sadece tek bir nokta sıcaktı. Kolundaki harfin üzerine koydu parmak uçlarını. Kısa süreliğine sakinleştiğini hissetti; ancak hemen ardından asasını eline geçirdi. Mühürlü ruhunun diğer yarısına hislerini yolladı. ‘’ Castiel…’’ Onu hissedeceğini, uyanacağını, yanına geleceğini biliyordu. Korkuları, istekleri, düşündükleri…Hiçbirinin onun yanındayken Eléa’ya vereceği en ufak rahatsızlık yoktu. Derin bir nefes alıp ne halde olduğunu umursamadan, bileklerine inen beyaz bir gecelikle cisimledi kendini. Aldığı nefesler soğuk havaya üflenen beyaz dumana dönüştüğünde olduğu yerde sendeledi. Bıraktığı gibiydi Fontana Di Trevi. Huzur dolu, bir o kadar gizemli. Sakin ve davetkar. Gizliliği ve karanlığı içerisinde kaybolmaya yetecek kadar güçlü.

Olduğu yerde dikilirken içinden tekrarlıyordu. ‘’ Ona söyleyeceğim. İkimizi gördüğümü. Yerde yatarken. Cansız…İkimizi alıp götürdüğünü. ‘’ Korkudan delirmek üzereyken üzerine sinmiş kokunun kendisini daha önce hiç korkutmadığını fark etti. Castiel yanında bile değilken, yalnızca rüyasında gördüğü gerçeklikle, cennetin huzurlu kokusuna sahip olmasının imkanı yoktu. Bu her ne ise, rüyadan fazlasıydı bunu biliyordu. Bu bir uyarıydı. Eléa, varlıkları için sevdiği adamı uyaracak, gerekirse aciz bir çabayla ikisi için direnecekti. Vicdanı ve mantığı onsuz olamayacağını dalga geçer gibi yüzüne savururken içten içe, cadı hala umut ediyordu. Hala oldukları yerde normal bir hayat süreceklerine dair yeminlerini tekrar ediyordu.

_________________

Mmm, a little bit of heaven, but a little bit of hell
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Matthew Dean Wood
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 905
Yaş : 25
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar!
Tarafı : Kutsal Güç - Tanrı'nın Aydınlığı
Kan Durumu : Safkan
Asa : Cennet'in Kılıcı
Rp Yaşı : 26
Patronus : Mantikor
Rp Sevgilisi : Kutsal bedenime düşen ilk yağmur damlası;
Eléa...

Özel Yetenek : Çatalağız
Kayıt Tarihi : 17/10/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Son Rüya   C.tesi 05 Haz. 2010, 17:42

Las Vegas


"Arttırıyorum..."

İşte olay bundan ibaretti. Çok iyi bir ele sahip olmak, varını yoğunu ortaya koyarak kazanmak... Poker'in güzel yanı, madalyonun gülen yüzü.. Şansın büyük bir faktör olduğu bu oyunda büyük kazanmak, risk gerektirirdi. Her şey de kaybedilebilirdi sonuçta, tamamen dibe vurmanın nasıl bir duygu olduğunu yeryüzündeki hiçbir insan öğrenmek istemezdi, diyojen ve onun temsilcileri dışında elbete. Peki burada, penceresiz, havasız, dumanlı bir odanın içinde tepeden bir spot ışığının, odanın ortasındaki yeşil kaplamalı masayı aydınlattığı ve masanın üzerinde muggle iskambil kağıtarının olduğu bir yerde Castiel'ın ne işi vardı? Tam karşısında, az önce elini birkaç bin dolar daha arttıran adamın karşısında ne yapıyordu? Elinde neden iskambil kağıtları vardı?

Adam sırıtarak Cass'tan henüz gelmeyen cevabı bekler nitelikteydi. Diğer iki kişi oyundan çekilmişti. Ne olacağını meraklı gözlerle ve aptal bakışlarla bekleyen mugglelardı elbette. Cass'ın karşısında bir büyücü vardı. Haftalar boyunca kendisini herkesten soyutlayıp araştırdığı adamı sonunda bulmuştu. Hem de burada, pokerde hile yaparken. Elindeki kart ne olursa olsun basit bir büyüyle her şeyi değiştirebilme lüksüne sahip olmak ne güzeldi! Zengin muggleları yolmak ve her örgüte finansal destek sağlamak için mükemmel bir yoldu. Fakat bu sefer iki büyücü karşı karşıya gelmişti, ve Castiel dışında bu gerçeği havasız odadaki kimse bilmiyordu. Kartlara yaptığı basit bir büyüyle her şeyin kontrolünü eline almıştı melek, ve karşısındakinin kartlarını biliyordu. Adamda kent vardı, kendisine güveni tamdı elbette. Fakat kupalardan oluşan dizisini bozan karo ası mükemmelliği engelliyordu. Kimin umrunda?! Her şey neredeyse kusursuzdu..


"Rest..."

Önündeki her şeyi öne süren meleğin ifadesiz yüzünde herhangi bir değişiklik olmamıştı. Adam gülümsedi, hiçbir şey söylemeden her şeyini sürdü öne... Kartların açılma vakti gelmişti, odadaki gerginlik elle tutulabilecek yoğunluktaydı...

"Kent..."

"Ellerini potlardan çeksen akıllılık edersin. Sahip olduğum şeyler el sürülmesini istemem..."

Ve Castiel kartlarını açtı, elleri potlarda olan büyücü, sağındaki ve solundaki iki muggle'ın nefesinin kesildiğini vahşi bir zevkle izledi. Yüzlerindeki şaşkınlık ifadesi görülmeye değerdi...

"Flosh Royale..."

Maçalardan oluşmuş, pokerdeki en güçlü el masadaydı. Büyücünün gözleri şokla büyümüştü. Olamazdı, nasıl olurdu! Kartları büyülemişti, bunun olması imkansızdı! Alkışlar mugglelar tarafından koparılmışken potlardan birini yürüttü ve hışımla ayağa kalktı. Odadan büyük bir hızla çıkıp ciğerlerine gece havasını doldurmaya çalıştı, başaramadı. Şimdi tam vaktiydi, her şeyi masada bırakarak ayaklandı Castiel. Dışarı çıktı, otuz adım ötedeki yürüyen silüeti keskin gözleriyle süzdü. Cisimlenecek ve öldürecekti, uğraşlarına değecek ve bu saklanmada usta olan baş belasını dünyadan silecekti. Fakat kolundaki kavrulmayla dikkati dağıldı. 'C' harfi alev alevdi, hiç bu kadar güçlü olmamış ve her şeyden öte daha önce bu şekilde acı vermemişti. O'nun kalp atışlarının, korkusunun üst düzeyde olduğunu gösteriyordu bu. İkilem arasında kalmadı, adamı tekrar bulması zor olsa da umrunda değildi. Normalde çıt çıkarmadan gerçekleştirdiği cisimlenmesi bu sefer geceyi yardı ve kutsal beden kayboldu...

Fontana Di Trevi


Asası elinde, gölgeden kanatları ardına kadar açılmış halde, bir enerji patlamasıyla, çimlere cisimlendi melek. Bakışları herhangi bir topluluğu, ya da sihirli bir yaratığı arıyordu. Yok etmek için hazırdı, O'na zarar verebilme potansiyeli olan her canlıyı atomlarına ayırmaktan çekinmezdi. Fakat karşısında beyaz geceliğiyle, ortaya çıkan enerjiden etkilendiği gözlerinden belli olan Eléa'dan başka kimse yoktu. Fontana Di Trevi her zamanki sakinliğini yaşıyordu, katedralin ışıklarının aydınlatması olmasa zifiri karanlık olacaktı. Sakinleşti Castiel, insan suretine bürünüp gözlerini kapadı. Yüzündeki öfkeyi silmeye çalışıyordu, her şey yolunda olmasına rağmen neden kendini kontrol edemiyordu? Hiçbir fikri yoktu, hayatında bu kadar öfkelendiğinı hatırlamıyordu. Derin derin nefesler aldı, hala sert olan bakışları henüz yumuşamadan gözlerini açtı. İşte oradaydı, insanların dünyasıyla arasındaki tek bağ, en değerli maden... Castiel'ın kutsal bedenine düşen ilk yağmur damlasıydı o...

Uzun bacaklarıyla attığı üç adımda ona ulaştı. Omuzlarından tutup kendine çekti, hafifçe sarıldı. Sıkı sıkı sarılmak isterdi, fakat içindeki öfkenin henüz dinmemiş olması ve bu sebepten dolayı ruhundaki enerjinin doruklarda olması bu isteği dizginliyordu. Onun her şeyine aşıktı, kaburgaları da dahil.


"İyi misin?"

_________________


Sizler özel değilsiniz, eşi benzeri olmayan kar tanesi değilsiniz. Sizler paranız kadar değilsiniz, sizler işiniz, kredi kartınızın limiti değilsiniz.

Sizler şarkı söyleyen, dans eden pisliklersiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Son Rüya
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: World Tour :: Roma :: ¨Fontana Di Trevi -
Buraya geçin: