AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ambrosia Mz Constantine
Kaçak
Kaçak
avatar

Mesaj Sayısı : 598
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Ne gibi göründü oradan?
Asa : Damarsız Tutku
Rp Yaşı : 25 yaşında dönüştürüldü / 2057
Patronus : Ejderha
Rp Sevgilisi : Beni kontrol altına kim alabilir ki?
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 15/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Ptsi 12 Nis. 2010, 20:09



Kişiler;


  • Ambrosia Mz Constantine

  • Morpheus




Bu işi başarması gerekiyordu işte. Atılan her adım biraz daha zorlaşırken eğer Morpheus ikna olur ise Mz bunu büyük bir av ile kutlayabilirdi bile. Adını bile bilmediği bir gazetenin uçuşan kağıdını yaı başından geçtiğini görünce elini uzattı ve kağıdı kaptı. Bir süredir ortalarda olmaması iyi omuştu gerçekten de. Unutulmuş gibi görünüyordu. En azından medya karşısında öyle olduğu kesindi. Salak saçma haberler bile her geçen gün sönmüştü. Son haberler ise Mz açısından bakılacak olunur ise süper bile denilebilirdi. Neredeyse bütün haberler okul ve değişen kadro hakkında olunca Mz'i gördüğünü iddea eden ün meraklıları bile ortadan kaybolmuştu. Anlaşılan hepsinin de yalan yanlış haber olduğu en sonunda anlaşılmış ve halk bunlardan sıkılmıştı. Eh ne denilebilinirdi ki? Bu Mz'in rahatlaması anlamına geliyordu. Gerçi burada olduğunu da sadece 2 kişi biliyordu ve onun da bildiğine emindi.
Gözlerini gazete kağıdından ayırdı ve bulunduğu tepeden yavaş yavaş yanmaya başlayan, şehir ışıklarına doğru dalgın dalgın bakmaya başladı. Sırtından vuran rüzgar hafif bir uğultu eşliğinde yol alırken gazete parçasını uçurdu. Uzun sarı saçları bir kırbaçmışcasına birbirine çarpıyordu. Mz dudağını ısırdı.
- Neredesin?
Küçücük bir fısıltı şeklinde konuşmuştu. Bu soruyu daha çok kendisine sorar gibiydi. Burada yalnız değil miydi? Burada neden duruyordu? Onun bölgesi değildi burası. Farklı bir mekan, farklı bir bölge... Her vampir gibi Mz de burada daha dikkatli, daha asil gerektiğinde ise daha sert olmalıydı. Saçma güç gösterilerinden kaçınmalıydı. Ne de olsa bulunduğu yer ona ait değildi değil mi? Tüyleri diken diken omaya başladığında kollarını örten pelerine biraz daha sıkı sarındı ve kollarını birbirine doladı. Vampirler insan ırkından daha farklı, yerine göre daha kuralcıdır. Onları ayakta tutan şeylerden birisi de buydu galiba. Örgütmüşcesine birbirine bağlı ama her biri ayrı bir bireydi işte. Yaradılış, dönüşüm ya da ne olarak sim verirsenz verin, her zaman önem taşırdı. Güç, asillik ve kanın tatlı ateşi ise onların yaşama amacıydı. Bütün bu özellikleri eski, yani yaşlı vampirlerde bulabilirsiniz. Fakat daha genç olanlar ise farklıdır. Kendilerine fazla güvenmekten ya da Mz'in anlam veremediği şu "eşitlik" saçmalığı yüzünden galiba. Oysaki eski vampirler kendilerini saklamayı çok iyi bilirler. Aynı Morpheus gibi.
Mz gözlerini yumduğunda pişmanlık dolu bir acı kapladı beyaz, ipeksi yüzünü. Mz başarısız olmuştu gizlenmek konusunda. Kendi ırkından birinin ihanetine uğramış ve yakalanmıştı. Bu bir bahane olabilir miydi ki? Belki evet belki de hayır. Kesin olan tek şey ise artık aranan vahşi bir kaçak olduğuydu. Kiminin görmek istemeyeceği biri kiminin ise arzuları ile yanıp tutuştuğu, kaçak bir dişiydi o.

_________________

Gel ve kanlı öpücüğümün tadına bak**


En son Ambrosia Mz Constantine tarafından Ptsi 12 Nis. 2010, 22:16 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morpheus
Leviathan Grubu Solisti
Leviathan Grubu Solisti
avatar

Mesaj Sayısı : 104
Rp Düzeyi : Gıpta edilecek türden!
Kan Durumu : Seninkini merak ettim ?
Rp Yaşı : 1456
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 29/03/10

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Ptsi 12 Nis. 2010, 21:26


    Tüm nefretimi son raddesine kadar kustuğum şu konser, huzuru kısa bir süre de olsa bulmamı sağlamıştı. Beni kendimden geçiren her bir şarkım, zaten içimden kopup gelen şahane duygu denizinin şişelenmiş tuzlu suları gibiydi. Onları dışavururken hissettiklerim, yüzyıllar öncesindeki halimi anımsamama sebep oluyordu. Damarlarımda canlı kanın dolaştığı zamanları. Kaç yıl olmuştu ? Bin beşyüzdn fazla. Benim gibi sıradan bir faninin adının yaşadığı yıllar dışında bir daha asla duyulmayacağı zamanlardı. Yaşamak anlamsızdı. Bu yüzden anlamsız yaşamımı ölümümle onurlandırmak, sahte yaşamım boyunca aldığım en iyi karardı. Nerden bilebilirdim ki, o kararımla turnayı gözünden vurduğumu. Atlamak üzere olduğum yamaç kenarında, beni son anda tutan o beyaz tenli kadını gördüğümde aklımı kaybettiğimi sanmıştım. Daha önce gördüğüm hiçbir kadına benzemiyordu. Güzellik kavramını yırtıp atacak kadar olağanüstüydü. Delici bakışları yüzünden çoktan öldüğümü bile sanmıştım o an. Ancak beni kendine çekip dudağıma yaklaştığında yaşıyor olduğuma kanaat getirmiştim. Ama asıl yaşamı o günden sonra görecektim...

    Beni izleyen yüzlerce varlığı aklımdan tek bir kalemde silip yoluma gidiyordum şimdi. Ben böyleydim: Vurdumduymaz. Belki de bencilliğimden dolayı. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın; gerçi ben vampir hayatım boyunca yaşadığım yıl kadar daha hayatta kalabilirsem asıl bin yaşayan ben olacaktım. Kendilerini birşey sanıp da yitip giden onca vampirin tersine ben kendi şime bakanlardandım. Bu yüzden bu kadar senedir yaşıyordum. Tabii ki onlarca düşmanım olmuştu; ama yeni hayatımda beni kim alt edebilirdi ki ? Bana verildiği andan beri onu en iyi şekilde kullandığım bu kutsal hediye, benimle, bilinenlerden çok daha mükemmel bir hale bürünmüştü. Bu dehşet verici halime şahit olanlarsa bunu, ancak öbür tarafa vardıklarında başkalarıyla paylaşabilirdi. Çünkü parçalanan bedenlerinden kurtulan ruhları semaya süzülürken ben çoktan tüm kanlarını içmiş olurdum. Vampirlerdense bunu bilen oldukça azdı. Ne kadar vahşi olduğumu, ne kadar nefret dolu olduğumu ve ne kadar kinci bir yaratık olduğumu bilenler benden bucak bucak kaçmayı yeğlerdi. Ölümsüz olsalar bile. Yeni Kıta'nın en gözde şehirlerinden birinde, en gözde müzisyenlerdendim ben. Büyücüler dünyasında olduğu kadar mugglelar tarafından da geniş bir hayran kitlesine sahiptim. Bu, benim için milyarlarca litre kandan başka bir şey ifade etmese de onların canlı halleri çok daha hoşuma gidiyordu elbette. Bu kadar yalnızken, bu kadar korkulurken aynı zamanda bu kadar çok sevilmek... Ölümü en güzel şekilde yaşıyordum işte. Ben mükemmeldim. Başka kimseye ihtiyacım yoktu.

    Böyle bir gecede huzurumu kim bozabilirdi ki ? Keyfim yerindeydi. Susamış da değildim. Sıcak yaz gecesinde üzerimde bir tek deri pantolon, Hollywood'un karanlık ve ağaçlıklı bir sokağında tembel tembel yürümekteydim. Etrafta canlılığa dair tek işaret bu ağaçlardı. Fakat böyle olması, etrafta çoktan ölmüş birinin olmayacağı anlamına gelmezdi. Evet, kokusunu çoktan almıştım. Etrafta bir vampir vardı. Hem de oldukça yakınlarda. Av peşinde olmadığı apaçıktı. Belli ki aradığı benden başkası değildi. Tabii ki o beni bulmadan ben onu bulacaktım. Bu yüzden hızlı hareketlerle ağaçların ve gölegelerin arasına karıştım. Rüzgar hızıyla koşmaya başladım gölgeler içerisinde. Attığım hiç bir adımın sesi duyulmayacağından rüzgar gibi değildim, rüzgarın ta kendisiydim. Bir kaç dakikalık esişten sonra durgunlaştım. Nefes alma gibi bir alışkanlığım olmadığından duyduğum tek şey vampirin soluğuydu. Yüksek bir tepenin arkasından süzdüm onu. Yıllardır görmesem de oldukça tanıdıktı sanki. Zerafeti utandıran güzelliği bana, beni vampire dönüştüren o kadını hatırlatırdı. Fakat biliyordum ki Mz ondan çok daha çekiciydi. Öyle ki damarlarının olmadığını bildiğim halde boynuna yapışıp kanını içmek gibi bir dürtü oluşurdu hep içimde. Onun en sevdiğim yanı da umarsızlığıydı. Şu an bile beni görmeye bu kadar rahat gelişi bunun göstergesi değil de neydi ? Onun sonsuz hayatına son verebileceğimi bildiği halde karadeliğin tam kalbine gelmesi de bundandı işte. Bu durumu benim vahşi ve fani tüm duygularımı harekete geçirecek nitelikteydi. Şu küçük gezegende Mz gibisi çok azdı ki şimdi birçoğu da hayatta değildi. Bu güzel günün tadını katmerlendiren varlığı görünce neşem iyice yerine geldi. Onun duyabileceği bir fısıltıda konuştum. " Gecenin bu vaktinde kabuslar görmek isteyen de kim ? " Sesim etkileyiciliğinin üst safhalarında, güzel bir keman tınısında çıkmıştı.





Rp out:Vampir alımları kapalı olduğundan, admin izniyle vampir olarak yazabiliyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ambrosia Mz Constantine
Kaçak
Kaçak
avatar

Mesaj Sayısı : 598
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Ne gibi göründü oradan?
Asa : Damarsız Tutku
Rp Yaşı : 25 yaşında dönüştürüldü / 2057
Patronus : Ejderha
Rp Sevgilisi : Beni kontrol altına kim alabilir ki?
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 15/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Ptsi 12 Nis. 2010, 22:06

" Gecenin bu vaktinde kabuslar görmek isteyen de kim ? "
Mz'in dudakları hoş bir şekilde yukarıya doğru kalkarken gergin dudaklarının arasından sivri dişleri ortaya çıkıyordu. İşte beklediği kişi bulmuştu kendisini değil mi? Bu durumun verdiği hoş duygu eşliğinde şehre bakmaya devam etti. Hava artık kararmıştı ve şehir ışıkları eşsiz bir görsellik ile kendisine bakan tüm canlıları büyüleyebilirdi. Tek fark Mz buraya manzara sarhoşu olmak için değil konuşmak için gelmişti. Amacı ise belli değil miydi ki?
- Çoğu kişi benim bir hayal olduğumu söyler oysaki. Belki bir kabus, belki bir rüya. Fakat başka rüyaları görmek de beni mutlu ediyor Morpheus.
Ah tatlı rüyalar, insanı kendinden başka herşeye çevirebilir değil mi? Korkunun verdiği heyecan dalgası eşliğinde hızlanan kalp daha etkin çalışırken, pompalanan kan, damarlarda daha belirgileşir. İşte o an bir vampir için baştan çıkarıcı deil de nedir söyler misiniz? Atar damarın o uyumlu hareketlerinden alamazsınız gözlerinizi. Kimi zaman ise korkudan uzak bir heyecandır bu. Vampirin baştan çıkarıcılığı devreye girmiştir o sırada. Vampirlerin güzel özelliklerinden birisi de buydu işte. Fiziksel üstünlük her şekilde onların avantajı olurdu.
Birbirine dolanmış durumdaki kollarını hiç bozmadan topukları üzerinde arkasına döndü ve etrafı incelemeye başladı. Bir başka vampirin bölgesinde o istemeksizin onu bulmak, onunla aynı hizada konuşmak kabalıktan başka birşey değildi. Fakat Mz sadece kibar davranmaya çalışıyordu. Bir korkaklık olarak görülmemeliydi bu durumu ki dolanmış kolları onun rahatlığının göstergesiydi.
Lanetler ile dolu, sonsuzmuşcasına uzun olan bir hayat sürmüş iseniz diğerleri gibi beden dili ile ilgili çok şeye dikkat eder duruma gelirsiniz. Kurallar baittir. Yaşlı olan daha saygı değerdir fakat vampirin içtiği kanlar da onun gücünde önemli değişikliklere yol açar. Her ne kadar iğrenç olsa da yaşlı bir kurtadamın kanını ya da kendi ırkından birinin, yani bir vampirin kanını içmesi pek kabul edilebilir birşey olmasa da vampire güç verecektir. Bu durum çok nadir durumlarda kabul edilir sayılır ancak. Bunun dışında böyle birşey yapan vampirler genelde kendi içlerinde hain ilan edilir. Neyse ki Mz ilk ve son olarak bir kurtadamın kanını içtiğinde hapishaneden yeni kaçmıştı ve çok güçsüz düşmüştü. Kanını kendi rızası ile vermiş olan kurtadam Mz'den her ne kadar genç olsa da Mz
için o sırada çok işe yarar bir hazine değerindeydi.
Mz ağır adımlar ile toprak zemin üzerinde dolaşmaya başladığında ağaçları inceliyormuşcasına etrafına bakındı. Bu hareketi sadece teşvik amaçlıydı. Ortaya çıkması için yapılmış bir jest.

_________________

Gel ve kanlı öpücüğümün tadına bak**
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morpheus
Leviathan Grubu Solisti
Leviathan Grubu Solisti
avatar

Mesaj Sayısı : 104
Rp Düzeyi : Gıpta edilecek türden!
Kan Durumu : Seninkini merak ettim ?
Rp Yaşı : 1456
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 29/03/10

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Çarş. 14 Nis. 2010, 00:08

    Karanlığın hüküm sürmeye başladığı şu saatlerde, kendisini görmekten mutluluk duyduğum bu kıdemli vampirin yukarı kalkan dudakları beni eğlenmeye şevklendirmişti tekrar. Geniş ağaçlığın çevresinde ordan oraya esmeye başladım tekrar. Amaçsızca yaptığım bu eğlencelik hareket, benden yarım binyıl kadar yaşlı olan Mz'in bile beni bulmasını engellerdi. Bu yüzden o, çoktan dönüp şehri seyreylemeye başlamıştı. Ardından konuştu: "Çoğu kişi benim bir hayal olduğumu söyler oysaki. Belki bir kabus, belki bir rüya. Fakat başka rüyaları görmek de beni mutlu ediyor Morpheus. " İşte klasik bir Mz girişi. Samimiyet çabası. Özellikle de erkeklere karşı. Onu duyan da hiç acı çekmeyecek kadar güçlü olduğunu sanır. Fakat biliyorum ki, o kadar güçlü olmasa bile birçoğumuzdan daha kudretli. Benim tanıdıklarım arasındaysa en güçlüsü. Bu ilahiyatı kadar çekiciliği de inanılmaz derecede. O da bunun farkında elbet; baştan çıkararak kullandığı onlarca, yüzlerce erkek vardır eminim. Ben ise onlardan biri olmadım hiçbir zaman. Tamam, belki küçük maceralar yaşadık ama 'kullanım' kısmında adım yoktu. Birbirimizle olan işimiz bittiğinde kendi yolumuza gitmeyi bilmiştik hep. Yıllar sonra beni bulmak için gelmiş olması ise ilginçti. Ah tabii, Azkaban'dan kaçışı hakkındaki haberlerin hepsini biliyordum. Her ne kadar dedikoduymuşçasına yansıtılsa da benim tanıdığım Mz Constantine manşetleri, gerçek vukuatlarıyla doldururdu. İki binyıldan fazla yaşamış bir vampir için gayet normaldi bu aslında. Tonlarca tecrübe, yeni hayatta bizim gibiler için oldukça değerliydi elbet. Bu yüzden değil miydi eskilere duyulan saygı ? Elbette vampirler arasında saygı gibi değerler kadar vahşilik ve şehvet gibi duygular da ön plandaydı. Kendine hakim olmayı başarabilenler dışında her toy ya da yeni doğan, darı ambarına dalan tavuk gibi neye uğradığını şaşırıp, oraya buraya saldırırdı. Bu gece denk gelen iki vampirse tüm bu aciz davranışlardan oldukça uzaktı. Asaletin vücut bulmuş halleriydi onlar. Mükemmel hatları, refleksleri ve sonsuz bir yaşamları vardı.

    Cazibe timsali büyücü-vampir yavaş adımlarla ilerlemeye başlamıştı şimdi. Bir yandan ufak ufak ağaçları süzüyor, bir yandan da benim nerede olduğumu tahmin etmeye çalışıyordu. Yüzyıllardır bölgem olan bu zengin yerleşim yerinde, nereden çıkabileceğimi kim tahmin edebilirdi ki ? İstediğim anda arkasında bitebilirdim. Ancak, her ne kadar eğlence havasında olsam da, Mz gibi bir dişiye böyle anlamsız şakalar yapacak değildim. Saniyeler süren koşturmacadan sonra istediğim açıyı yakaladım. Tam karşısındaki ağaçlıklar arasındaydım. Oraya vardığım an farketti beni. Ama ben kendimi göstermemiştim henüz. " Belki istediklerine benzeyenleri görebilirsin, ama her zaman yarım kalırlar. Ben ise onları olabildiğince gerçeğe çeviririm. " dedim sakin bir ses tonuyla. Artık fısıltı değil normal tondaydı dökülen sözcükler. Sakin ve küçük adımlarla yavaş yavaş çıktım iki büyük çam ağacının arkasından. Ona doğru yaklaşırken yüzümde, sevecen olduğu kadar ölümcül de olan bir bakış vardı. Onun da bana aynı şekilde bakması hoşuma gidiyordu. Bu kadın istediğinde ne kadar da dehşet verici olabiliyordu ! Bu güzel hissi bana tattırdığı için minnetle karşıladım onu. " Hoşgeldin sevgili Mz... "

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ambrosia Mz Constantine
Kaçak
Kaçak
avatar

Mesaj Sayısı : 598
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Ne gibi göründü oradan?
Asa : Damarsız Tutku
Rp Yaşı : 25 yaşında dönüştürüldü / 2057
Patronus : Ejderha
Rp Sevgilisi : Beni kontrol altına kim alabilir ki?
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 15/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Çarş. 14 Nis. 2010, 17:07

Vampirin varlığı heryerdeydi sanki. Onun hareket halinde olduğu bu kadar açıkken Mz olduğu yerde duruyordu. Ah aradan geçen zaman. Kulağa çok garip gelebilir fakat eğer 2000 küsür yıldır hayatta iseniz zaman kavramı sizin için bir başka anlam ya da belki de anlamsızlık taşır. Şu an 102 yaş gününü kutlamakta olan bir büyücü ne kadar yaşlandığını söylediği an Mz'in tek tepkisi kahkahalar ile gülmek olacaktır. Hani insanlar yaşlandığı her gün hayatın kıymetini biraz daha iyi anlarlar ya, ölüm ile burun buruna gelinceye kadar korku ve pişmanlıklar ile dolu bir bakıma acı dolu yaşarlar, o durum Mz için öyle değildi işte. Geçen her yıl, ay, gün, saat Mz için sadece bir bışluktu artık. Yaşadığı yüzlerce şeyden sonra durağanlık gösteren birşeydi onunki. Çoğu kişi Mz'in nasıl bu kadar kalpsiz ya da taş kalpli olduğu hakında kendi araında konuşur. İşte buydu asıl sebep; kimsenin bilemeyeceği kadar çok şey yaşamış olması. Aynı kişiler Mz'in neden insanlardan nefret ettiğini de sorar hep. Bunu bilen ise çok az sayıdadır. Yeterince yaşlı, Mz'in güvenini kazanmış bu kişiler ise bir avuç kişiydi işte.
Rüzgar ters yönde eserken yüzüne vuran sarı saçlarını eli ile omuzundan arkaya doğru attı. Bir bayrakmışcasına dalgalanıyordu şimdi o güneş saç telleri. Birbirine bağlı olan kollarını ayırdı ve kollarına sarılı olan pelerin arkaya doğru uçuşmaya başladı. Dikkatli bir şekilde etrafını incelerken tam karşısında vampirin benliğini hissedince gözlerini oraya doğru dikti. Küçük çocukların saklanbaç oynamasına benziyordu aralarındaki şu durum. Mz ise vampirin bu oyunu biraz daha farklı oynayacağını tahmin etmiş olsa da Morpheus onu şaşırtmış, kendisini ortaya çıkarma kararı almıştı. Ağaçların karanlığında, yarım bir şekilde beliren süliyet karşısında Mz hareketsiz kalmaya devam etmişti. Ay ışığının yumuşak bir ipek gibi yayıldığı ve aydınlattığı derisi norma insanlardan çok farklı bir şekilde parlıyordu. Mz kadar olmasa da açık teni, ateşin bile kıskanacağı kızıl saçları ile karşısına çıkacak her türlü ölümlüyü istediği şekilde kandırabilir, etkileyebilirdi. Neyse ki Mz de diğer birçok vampir gibi öğrenmişti benliğini kontrol etmeyi. Her ne kadar bu durum kan arzusu fazla işe yaramıyor olsa da. Fakat zaten kaç kişi karşı koyabilirdi ki o kırmızı zehrin doyumsuz tadına? Mz birçok kere bu lanetli büyünün etkisi ile baştan çıkmıştı yaşamı boyunca ve bu şekilde kendisine karşı bir serenat yaparcasına çağrıda bulunan kan karşısında, açtılığın ve tutkularının esiri olan tek vampir olmadığı gerçeği de bir kaçınılmazdı. En çok da genç vampirler için geçerli bir durumdu bu. Mz, Morpheus, Loren gibileri için ise sadece yorgun düştükleri zaman geçerli olabilirdi. Ahh... Unutulmaması gerekilen başka birşey ise; kan sadece bir doyum değildir vampirler için. Biraz eğlence ve belki de bir miktar erotizm bile içerebilir.
" Belki istediklerine benzeyenleri görebilirsin, ama her zaman yarım kalırlar. Ben ise onları olabildiğince gerçeğe çeviririm. "
Değişmeyen gerçekler ve işte karşınızda duran değişmemiş, Morpheus. Vampirler karşısındakini etkilemek için çoğu zaman seslerini kullanır. Fakat bu durum bir zaman sonra sıradanlaşbilir. Aynı Mz'in karşısında duran vampirde olduğu gibi. Morpheus normal bir ses tonu takınmış olsa da sesindeki tınıyı Mz kolaylıkla anlayabiliyordu. Ağır adımlarla ortaya çıkan vampiri izlemeye davam ediyordu Mz. Az önce yüzünün yarısını kaplayan karanlık artık yok olmuştu ve parlaklık ise tam tersine kendisini daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkarmıştı. Bir büyü bozulurken bir başka büyü başlamıştı işte. Bunun en büyük nedeni ise Morpheus'un takınmış olduğu oyunbaz ifadeydi. Kendi bölgesinde bulunmanın verdiği güven kolaylıkla anlaşılırdı ki Mz ona bu konuda kolaylıkla hak verebilirdi. Fakat unutulmaması gerekilen bir gerçek var ise o da Mz'in ondan daha yaşlı oluşuydu. Mz'in dudakları hilalmişcesine bir hâl aldı ve gülümsedi. Tatlı bir kadına bile benzeyebilirdi bu hâli ile. Tabii baktığı yeri delip geçen, zümrüt gözlerindeki sertlik olmasaydı.
" Hoşgeldin sevgili Mz... "
Sahte olmayan bir sevecenlik, bir dostluk vardu bu konuşmanın ötesinde. Yoo... Zamanında Morpheus Mz için dosttan öte olmuştu. Fakat şu an için değil. Aynı sevecenliği koruyarak karşılık verdi. Karşısındaki vapiri tanıyordu ve onun karşısında ne yapıp ne yapmaması gerektiğini, onun dikkatini neyin çekip çekemeyeceğini iyi biliuordu. İşte sırf bu yüzden de diğerlerinin aksine ona karşı farklı bir bakış açısı vardı Mz'in. Ellerini uzun eteğine görürdü ve iki ucundan tutu. Hafif bir şekilde eğilip reverans yaparken başını da hafif bir şekilde aşağıya kaydırmıştı. Bunu yaparken bile eğlenerek gülümsüyordu. Belki sesi çıkmıyordu fakat Morpheus'un bunu anlayacaüından da emindi.
- Bölgenizde olmak benim için bir onurdur.
dedi masum, tatlı bir kız taklidi yaparak. Ardından da durdu ve Morpheus'un tepkisine baktı. Küçük bir kıkırtının ardından da normal bir ses tonu ile konuştu;
- Beni gördüğüne sevinmiş olduğunu umuyorum eski dostum.

_________________

Gel ve kanlı öpücüğümün tadına bak**
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morpheus
Leviathan Grubu Solisti
Leviathan Grubu Solisti
avatar

Mesaj Sayısı : 104
Rp Düzeyi : Gıpta edilecek türden!
Kan Durumu : Seninkini merak ettim ?
Rp Yaşı : 1456
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 29/03/10

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Perş. 15 Nis. 2010, 00:04

    İçtenlikle gülümsüyordum binlerce yıllık dostuma. Her anlamda (!) iyi anlaştığımız düşünülürse başka ne yapmam beklenirdi ki ? Ondan da aynı şekilde karşılık almak mutluluk vericiydi. Uzun cüppesinin eteklerinden tutarak yaptığı reverans oldukça hoş bir jestti. "Bölgenizde olmak benim için bir onurdur." Ah güzelim, bu onur bana ait. Karanlık gece de ayışını bile utandıracak parlaklıktaki teniyle karşımda duran vampire gereğinden fazla yaklaşmamak için zaptettiğim duygularımı düşünmeyi bırakıp onu incelemeye başladım. Bu kadın aklımı okuyordu sanki. Hoşuma gidecek her hareketi bildiği için, beni fazlasıyla tanıdığı için birbirimize olan sevgimizi kullanmasını da iyi biliyordu. Reveransı bitirip yüzüme baktığında halinden oldukça memnun bir şekilde gülüyordu. "Beni gördüğüne sevinmiş olduğunu umuyorum eski dostum." dedi aynı içtenlikle. Eski dost... Evet yaklaışık bin yıllık. Tanışıklığımızın bu kadar eskiye dayanma sebebi zamanında yapılan vampir savaşları ve benim Nymph'i arama çabalarımdı. Benim iki katım kadar yaşı vardı o zaman. Savaşlara girmemi teklif eden bu kıdemli vampiri reddetmek büyük bir olaydı o zamanlar, sonradan öğrenmiştim. Yine de Mz'in merhameti sayesinde hayatta kaldığımı unutmadım tabii ki. Onları yalnız braktığımı düşünüp intikam için peşime düşen onca vampirin icabına tek tek baktığımdan olsa gerek, Mz bendeki potansiyeli boşa harcamak istememişti. Asırlarca süregelen yakınlığımız da bundandı herhalde.

    Onun bu beklenmedik ama hoş ziyaretiyle artan keyfim beni daha eğlenceli (!) şeyler yapmaya sürüklese de sakin olmak en iyisiydi başlangıç için. İyi bir ev sahipliği yapmak yerinde bir hareket olacaktı. "Sevinmez miyim !" diye karşılık verdim. Kısık olan sesim çınladı bir an. " Sana ne ikram etmemi istersin ? Besili insanlarımız var istersen ?"Ardından gürültülü bir kahkaha patlattım. Neşeli hallerim herkesçe bilinirdi zaten. Hem gülümsemeden nasıl geçerdi bunca yıl ? Çektiğiniz acıların yıllarca, bir çığ gibi büyüdüğünü düşünsenize. Ölemediğiniz için peşinizi de bırakmazlar. En iyisi boşvermek ya da en azından öyleymiş gibi davranmak. Dünya bir yere kaçmıyor ya. Biraz rahat olmak gerek. Bu rahatlığımın da karşımdaki dişiyi rahatsız etmediğinin farkındayım üstelik. O da alışık çünkü buna. Kendisi de benden farksızdır çoğu zaman. Şimdi ise yaptığı bu ani ziyaretle benim atmayan kalbimi hoplatmış bir halde, karşımda öylece durmakta. Yemyeşil zümrüt gözleri, dokunsam elimi kesecekmiş gibi. Dimdik ve zarif vücudu, mermerden yapılmış bir tanrıça heykelinden farksız. Kıpkırmızı dudakları kan kadar çekici ve öpülesi. Endamı ise müthiş. Karşısındaki etkilemekte birebir. Onu böylece burada görmek ilginç tabii. Depreşen merakıma engel olamayarak sordum aynı, eğlenceli ses tonuyla " Sizin gibi olağanüstü bir dişiyi burada göreilmek için ne gibi bir sevap işledim ?" Bin beşyüz elli altı yıllık yaşamımda sevaptan çok günahım vardı. Bu kadar yıl hayatta kalmışsanız, doğal yollardan ölemiyorsanız dünyanın tüm zevklerini tatmak isterseniz. Hele ki bir vampirseniz; kanın çağrıştırdığı tüm zevkleri. Bunu karşımdaki de benim kadar iyi bilirdi. Binyıllar süren yaşamın nasıl çekilir hale getirileceğini.

    Onu beklemem gerekirdi aslında. Azkaban'dan kaçtığını ve ilginç işler peşinde olduğunu öğrenince benimle de görüşmek isteyeceğini tahmin etmiştim elbette. Ne de olsa onu bu kadar eskiden beri tanıyan nadir varlıklardandım. Zor zamanında eski dostlarına koşmak gayet alelade bir durumdu. BEn de Mz'in eski dostlarından biri değil de neydim ? Tabii vampirler için dost kelimesi fanilerin kullandığından daha da geniş anlamlar içerirdi. Ben de şimdi dostumun karşısında dikilmiş, merakla, buraya geliş sebebini öğrenmek istiyordum. Anılarımızı hatırlayıp gönül eğlendirmeye gelecek hali yoktu ya ?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ambrosia Mz Constantine
Kaçak
Kaçak
avatar

Mesaj Sayısı : 598
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Ne gibi göründü oradan?
Asa : Damarsız Tutku
Rp Yaşı : 25 yaşında dönüştürüldü / 2057
Patronus : Ejderha
Rp Sevgilisi : Beni kontrol altına kim alabilir ki?
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 15/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Perş. 15 Nis. 2010, 16:01

Bu lanetli hayata karşılık olarak hep gülümserdi zaten Morpheus. Av fikri de kulağa hoş geliyordu doğrusu. Hem bu sayede Morpheus'a biraz daha yaklaşabilirdi. Belki de konuşması daha kolay olurdu. Hani derler ya; olur ise süper olur olmaz ise de önemseme. Tam olarak bu an için söylenmiş olmalıydı işte.
Morpheus biraz özlem biraz da merak dolu bakışlar ile süzüyordu dişi vampiri. Burada olma nedeni ile ilgili tahminler yürütmüş olmallıydı bile çoktan. Hatta belki de bekliyor bile olabilirdi. Mz biraz daha dikkatli baktı onu yüzüne ve inceledi. Fakat bunu yaparken hâlâ gülümseyen tavrını koruyordu. Belki de bu yüzyılların getirdiği bir yetenek olarak isimlenmeliydi. İyi bir rol yapma becerisi, düşüncelerini gözleyebilme. Mz'in usta olduğu bir konuydu işte bu ve şu anda da karşısındaki adamın yüzüne baktığında kendisini beklemediğini anladı. Yüzü dha çok meraklı bir çocuğa benziyor, gözleri ise pamuk şekeri yemekte olan aynı çocuğun memnuniyeti ile parlıyordu.
" Sizin gibi olağanüstü bir dişiyi burada göreilmek için ne gibi bir sevap işledim ?"
Mz gülmeye başladı. Sevap mı? Bir vampir ne gibi bir sevap işleyebilir ki? Hayatları bu kızıl denizin içinde yüzerken, lanetleri ile her geçen saniye biraz daha güçlenirken ve açlığını dindirirken, nasıl iyi birşeyler yapabilirdi? Mz'in aklına Leo gelmişti birden. Bu şekilde içinde bir öfke denizinin suları kalın baraj duvarlarına doğru çarptı. Ah koca sersem şey. Mz gibi bir vampir tarafından yaratılmış olduğu için şükran duymak yerine tam tersine o orduya karşı bir cemiyet kurmuştu. Galiba şimdi de ilk hedeflerinden birisi de Mz oluyordu. Bir şekilde birilerinin canını yakacaktı ama onun kalın kafası buu anlamak istemiyordu. Mz ona anlatmış olsa da inat ile direnmiş, Mz'e karşı tavır almıştı. Zaten bu neden ile Mz'den emir alan Loren, Leo'nun çok(?) kıymetli eşine musallat olmaya başlamıştı ya. Gerçi yakın zamanda kulağına onlar ile ilgili garip dedikodular gelmeye başlamıştı Mz'in. Karısı ya da değil, Mz ona yakın olan kişilerin canını acıtarak intikam alacaktı işte. Kendisini Mz ile nasıl kıyaslayabiliyordu ki? Bunu anlamak çok güçtü. Nerede 2000 küsür yıldır vampir hayatını asil bir şekilde sürdürmüş olan Mz, nerede o uyduruk çöplük içinde, henüz yaradılışı 2 sene bile olmamaış, yeni yetme vampir?
Mz Morpheus'a doğru bakıp birkaç adım attı.
- Ahh tatlı Morpheus... Ben buraya seniin sevaplarından ziyade günahların için geldim.
Vampirin koluna girdi ve tepenin ucuna kadar bereber yürüdüler. Morpheus'un bedeni en az Mz kadar soğuktu. Bu durum da onun açlığının işaretiydi. Gerçi bu durum biraz karışıktır. Aradan geçen her yıl ile vampirler biraz daha soğuk bir vücudu barındırır. Kendi aralarında fazla farkedilir birşey olmasa bile insanlar tarafından kolay fark edilir bu durum.
Tepenin başına geldiklerinde durdular ve Mz gözlerini eşsiz şehir ışıklarına dikti.
- Şimde neden iyi bir ev sahibi olarak bana bir centilmenlik yapıp, avımda eşlik etmiyorsun? Beni bilirsin, hemen iş konuşmayı sevmem.
Ardından o tatlı ama sinsi bakışlarını adama doğru çevirdi. Kendisinden daha uzun olduğu için yüzü ykarıya doğruydu.
- Önce biraz eğlence hep hoşuma gitmiştir.

_________________

Gel ve kanlı öpücüğümün tadına bak**
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morpheus
Leviathan Grubu Solisti
Leviathan Grubu Solisti
avatar

Mesaj Sayısı : 104
Rp Düzeyi : Gıpta edilecek türden!
Kan Durumu : Seninkini merak ettim ?
Rp Yaşı : 1456
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 29/03/10

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Cuma 16 Nis. 2010, 00:02

    "Ahh tatlı Morpheus... Ben buraya senin sevaplarından ziyade günahların için geldim." dedi yayvan bir sesle. Bu güzel laftan sonra koluma girdi ve iki zerafet abidesi olarak tepenin başına kadar yürüdük. Oraya vardığımızda Mz karanlık gecenin yıldızları gibi parıldayan şehir ışıklarına dikti gözünü. Muggle'lardan çok büyücülerin yerleştiği bir kısımdı görünen yer. " Şimde neden iyi bir ev sahibi olarak bana bir centilmenlik yapıp, avımda eşlik etmiyorsun? Beni bilirsin, hemen iş konuşmayı sevmem." O ışıkların arasında, benim bir kaç saat önceki konserimden çıkmış hayran topluluğum da bulunmaktadydı. Hem hayran, hem yiyecek demek daha doğru olur. Bu arada Mz yakıcı bakışlarını bana çevirerek konuştu. "Önce biraz eğlence hep hoşuma gitmiştir." Eğlence benim işim bebeğim ! Burada, Hollywood'da istediğinden fazla eğlence var. Bunu her gece kendi özlerimle görüyordum zaten. Aslında dişi vampirin bahsettiği eğlence başkaydı. Bu reddedilemez, cezbedici teklife hayır deyecek değildim elbette, ev sahibi olarak. Ben de iki haftaya yakın bir süredir avlanmıyordum açıkçası. Eğlenceye hayır diyemezdim yani. Mz'in sadece büyücü kanını sevdiğini bildiğimden onu nereye götüreceğime çoktan karar vermiştim. Başımı yarı uyanık şehre çevirerek gülümsedim. Az öncekilere göre oldukça karanlık ve dehşet dolu bir gülüştü.

    ***
    Yaklaşık bir saat sonra, eğlence ya da yemek her neyse, bittiğinde ikimiz de halimizden memnun ve sakin bir haldeydik. Kanlarını içtiğimiz dört genç kızın cansız bedeni ayaklarımızın dibinde kaskatı ve bembeyaz yatmaktaydı. Gerçekten eğlenceli bir av olmuştu. Ünüm ve cazibem karşısında bacakları tir tir titreyen bu genç kızları koluma takmış, gayet rahat bir edayla apartman dairelrimden birine götürmüştüm. Ardından hep beraber boş araziye cisimlenmiştik, Mz'in bizi beklediği yere. Sonrasıysa tam bir cümbüş olmuştu. Koşan cadılar ve uçuşan büyüler; Taze kanlar ve lezzetli kokuları. Elbette ki fazla uzağa kaçamadılar. Hele Mz'in bana doğru fırlattığı kızı havada yakalayıp, yere düşene kadar tüm kanını emdiğimi hatırlıyorum da gerçekten oldukça hoş vakit geçirmiştik.

    Tekrar yakışıklı halime dönmek kısa süremi almıştıç Saçlarımı düzeltip, ağzımdaki kanı temizledikten sonra av arkadaşıma göz attım. O da kırmızı sıvının büyülü lezzetine kendini kaptırmış bir halde dudaklarını yalamaktaydı. Ona hak vermemek elde değildi, kansız yaşam olmazdı. Herkes için böyleydi bu. Sadece biz vampirler için, teknik olarak, farklıydı durum. Faniler, kan damarlarındayken, biz ise midemizdeyken 'canlı' oluyorduk. Şimdi de oldukça canlı ve güzel gözüken iki bin yıldan yaşlı fakat yirmi beş yaşında görünen bu varlıktan gözlerimi alamıyordum. Neden sonra, buraya yemek için gelmiş olmadığını hatırladım. Geliş sebebine olan merakım depreşti tekrar. Böyle bir günde, bir kaçak neden ziyarete gelirdi ki beni ? Bunu öğrenmenin tek yolu sormaktı. Ben de bunun için tembel ama geniş adımlarla yanına gittim onun. Gülümseyerek süzdüm tüm bedenini. Kusursuzluğunun yanı sıra gizemliydi de; bu da benim meraklandıran diğer bir nedendi. Ben sormadan konuşacak gibi de durmuyordu hani. Ben ki, bekleme konusunda rekorlar sahibi bir varlık, o an merakıma yenik düşmüş ve çenemi tutamamıştım. " Beğendin değil mi ? " diyerek sırıttım. Dişlerim, sanki kanla hiç alakam olmamış gibi bembeyazdı. " Şimdi iş konuşalım madem. " dedim eğlenceli tavrımı korumaya çalışarak.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ambrosia Mz Constantine
Kaçak
Kaçak
avatar

Mesaj Sayısı : 598
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Ne gibi göründü oradan?
Asa : Damarsız Tutku
Rp Yaşı : 25 yaşında dönüştürüldü / 2057
Patronus : Ejderha
Rp Sevgilisi : Beni kontrol altına kim alabilir ki?
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 15/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Paz 18 Nis. 2010, 00:19

Karanlıktaki, kısa süreli, tek başına olan bekleyişin ardından gelen 4 çerez ve kısa süreli bir koşuşturmaca Mz için "eğlenceli" olarak bile isim alabilirdi. Ünlü bir şarkıcının yanında olmanın verdiği mutluluk ile gelen genç kızlar ki normal bir insana göre 95 yaşında bile olsalar Mz ve Morpheus için genç* olarak nitelendirilirdi, Mz'i görünce önce şaşkınlık geçirmişlerdi. Aç vampirlerin dişleri dışarıya çıktığında ve pek de duymak istemedikleri şeyleri duyduklarında ise bir kovalamaca yaşanmıştı ki geceyi birkaç lanet büyüsü ve asanın ucundan çıkan alevler aydınlatmıştı. Neyse ki Mz ve Morpheus yeterince hızlıydılar ve bu küçük av fazla uzun sürmemişti. Gerçi bunda kızların henüz 19-22 yaşları arasında olmasını da payı büyüktü. Daha yen mezun olmuş cadılar pek de deneyimli sayılmazdı hani.
Az önceki kandan eser bırakmaksızın temizlenmiş olan Morpheus Mz'in yanına geldiğinde Mz yanı başındaki, cansız bedenin boynunu yeni bırakmıştı. Uzun tırnakları ve ağzını kenarı kırmızı renk ile kaplı iken Morpheus'a deli bir gülümseme ile karşılık verdi. Beğenmemesi için bir neden yoktu şu an ortada. En azından burada olduğu bilinmediği için iz bırakmak gibi bir derdi de yoktu. Dünyanın her yerinde yaşanan vampir saldırılarından Mz sorumlu tutulamazdı değil mi ama? Bu durumun verdiği rahatlık da Mz'i gevşetiyordu fakat herşeye ramen kendi bölgesi dışında bulunmak tüm vampirler için tetikte olma nedeni olurdu. Öte yandan Morpheus'un Mz'e saldırmak için bir amacı olamazdı. Tek sorun vampir yasaları ve nezaketi olabilirdi ki şu an için o aşamayı geçtikleri de bir gerçekti.
" Şimdi iş konuşalım madem. "
Mz gönülsüzce yüzündeki kanı elinin tersi ile sildi. Bu güzel partinin ardından şi konuşmak pek bir sıkıcı gelmişti kulağına fakat yapması gerkenler vardı ve o da bunun bilincindeydi.
- Sana yıllar önce sorduğum bir soruyu tekrarlamaya geldim.
diye karşılık verdi kuru bir sesle. Çok mu direk bir giriş olmuştu dersiniz? Hayır buraya geldiğinden beri yeterince formaliteden geçmemişler miydi zaten? Morpheus'un bunlara aldırmayacağı bir doğru olsa da gönlünü almak ve bir takım kurallara göre oynamak için lazı olan şeylerdi bunlar. Gerçi pek işe yaramayacağına inansa da aradan yeterince zaman geçmemiş miydi?
Yeşil gözlerini büyücü-vampirinkilere doğru dikti. Beklemediği birşey miydi bu yani? Düşünceli görünüyordu. Aynı zamanda da tedirgin olduğu çok açıktı. Mz elini uzattı ve Morpheus'un gömleğinin az önceki avda açılmış olan düğmelerini iliklemeye başladı. Ağır ağır ama özenle yapıyrodu bunu. Gözlerini ise hâlâ onunkilerden ayırmamıştı. Üst kesimdeki birkaç düğme kalana kadar bu işi yapmayı sürdürdü ve bitirdiğide de elleri onun göğsünde öylece bir tepki beklemeye başladı.

_________________

Gel ve kanlı öpücüğümün tadına bak**
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morpheus
Leviathan Grubu Solisti
Leviathan Grubu Solisti
avatar

Mesaj Sayısı : 104
Rp Düzeyi : Gıpta edilecek türden!
Kan Durumu : Seninkini merak ettim ?
Rp Yaşı : 1456
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 29/03/10

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Paz 18 Nis. 2010, 13:50

    Yemeğin ardından iş konuşmaktan pek hoşnut olduğu söylenemezdi Mz'in. Elinin tersiyle, yavaşça sildi dudağındaki kanı. Hiç beklemediğim bir şekilde konuştu aniden: "Sana yıllar önce sorduğum bir soruyu tekrarlamaya geldim." Yıllar önceki soru... Mz yıllar önce birçok soru sormuştu elbet. Bunlar içerisinde çok hoş olanlar vardı tabii. Eğlenceli, heyecanlı. Fakat şu an, üzerinde konuşuyor olacağımız soru aklımdaki soruysa... Ne olacaktı şimdi ? Mz o kadar yıl sonra bana gelip onun için savaşmamı mı istiyordu yani ? Şaka mıydı bu ? Hiç komik değil; aksine çok rahatsız ediciydi. Benim başkası için savaşmaktan nefret ettiğimi pek iyi bilirdi. Neydi o zaman bunu yapmasının amacı ? Kabul etmeyeceğimi bildiği halde neden geliyordu bu teklifle ? Beni düşman bellemek için mi ? Hayır, sanmıyordum. Daha önce de reddetmiştim Mz'i bu konuda. Sadece onun için değl; kimse için savaşmazdım ben. Tamam belki asla unutamadığım kızıl sevgilim vardı, onun için ölmeyi göze alabilirdim. Onun dışında kimse umurumda değildi savaş söz konusu olduğunda Ben yoktum böyle işlerde. Zaten yüzyıllar boyu kendisi için savaşmamı isteyen bir çok vampir çıkmıştı ortaya. Fakat hepsinin eli boş kalmıştı. Hatta birçoğu yitip gitmişti de. Dünya varolduğundan beri olan şeytani duygularla boğulmuşlardı. Kendi nefretimse bana yeter de artardı.

    Zümrüt yeşili, mükemmel gözlerini bana dikmiş olan Mz'e düşünceli bir şekilde kafa sallamakla yetindim. Fanilere göre oldukça soğuk sayılabilecek elleri benim tenimi ısıtan alev parçalarıydı şimdi. Üzerimdeki ipekten beyaz gömleğin düğmelerini iliklerken bir yandan da tepkimi merak ediyordu açıkça. Doğrusunu söylemek gerekirse ben de merak ediyordum. Kendimden emin değildim o an. Mz gibi biri benden böyle bir şey isteyince onu kesin bir dille reddetmek pek hoş olamazdı. Ancak yumuşak başlı da değildim ben. Sadece, karşımdaki muhteşem varlıkla ilişkimin sağlam kalmasını istiyordum. Bu halde, bahsi geçen soruyu anladığımı göstermek istercesie başımı sallamakla yetindim hafifçe. Düşünceler denizinde yüzmekteydim oysa ki. Eğer Mz, onu reddetceğimi bile bile böyle bir şey için geliyorsa, mutlaka geçerli bir sebebi olmalıydı. Ayrıca, Azkaban'dan kaçalı çok olmamış bir vampir için fazla cesurca bir hareket değil miydi bu ? Acele etmiyor muydu ? Herneyse bu, kendi tercihiydi. Benimse bu oyunda rolüm olmayacaktı. " Hiçbirşey değişmedi Ambrosia Mz Constantine." dedim düşünceli olduğu kadar sert çıkan sesimle. Ancak o da bu sertliği kabalık olarak adletmeyecekti, biliyordum. Kafama takılan asıl soruyu sordum ben de. " Geçerli bir nedenin var mı ? " Evet, nedensiz bir işe kalkışmazdı o. Aklıma gelen tek fikir, Azkaban'dayken sadece ruh emicilerin değil, nefretin de esiri olduğuydu. Böyle çılgınca bir harekete kalkışmasının başka açıklaması olamazdı. Bana savaşmamı istemek için için gelmesi de anlamsızdı. Ordu saçmalığıyla benim uzaktan yakından alakam olmayacağını biliyordu halbuki.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ambrosia Mz Constantine
Kaçak
Kaçak
avatar

Mesaj Sayısı : 598
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Ne gibi göründü oradan?
Asa : Damarsız Tutku
Rp Yaşı : 25 yaşında dönüştürüldü / 2057
Patronus : Ejderha
Rp Sevgilisi : Beni kontrol altına kim alabilir ki?
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 15/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Paz 18 Nis. 2010, 15:39

Orada yokmuşcasına dikmişti Morpheus gözlerini. Mz'in Biraz kızmış mıydı? Mz pek umursamıyordu bunu aslında. Vampirin ne yapıp yapamayacağını ve neyi isteyip istemeyeceğini çok iyi biliyordu. İlk tanıştığı zamanları anımsadı Mz bir an için. O zamanlar Mz Morpheus'un 2 katı yaştaydı galiba. Morpheus ne çok genç ne de yaşlıydı. Mz ise madim vampirler arasına yeni girmişti.
Çok kanlı geçen yıllardı onlar. Büyü dünyasından uzak ama mugglar da umursanmadan yaşana savaşlar arasında Mz yaratıcısı olan Dişi vampiri kaybedeli fazla olmamıştı. Onun kaybı Mz'i öyle derinden etkilemişti ki nereye, nasıl saldıracağını bilmez durumdaydı. Mugglelara olan öfkesi de zaten bu yüzden ortaya çıkmamış mıydı? Amazon vampir cadı avları zamanında zor duruma düştüğünde, her zaman yanında olan dişi gene Mz'in yanındaydı ve onu kurtarmak için elinden geleni yapmıştı. Kim demiş vampirlerin gözyaşı olmaz diye? Mz'in yanaklarından akan kanların her bir damlası göz pınarlarında doğuyor ve öylece süzülüyordu. Sesi kısılırcasına çığlık attığını, bağırdığını ve karşı koymak için debelendiğini anımsıyordu. Keşke bütün bunlar hayal olsa yada Mz'in hafızasının küçük bir oyunu olsa diye dua ettiği uzun zamanlar Mz kendisini zorla oradan uzaklaştıran diğer vampirlere gücünün yetmesini dilemişti hep. Oradan uzaklaştırmamalıydılar onu. Mz orada durmalı ve kanının son damlasına ya da onların kanının son damlasına kadar karşı koymalı, savaşmalıydı.
" Hiçbirşey değişmedi Ambrosia Mz Constantine."
Mz'in donuk gözleri vampirin saçlarına kaydı. Düşünceli bir şekilde onun saçları ile oynarken içindeki öfke barajını da kontrol altında tutmaya çalışıyordu. Ne mi değişmişti? Değişen az şey olmuş olmasına karşı en iyi olan şey ise artık Mz'in güçlenmiş olduğu gerçeğiydi. İntikam'ın tatlı kokusu burnunun direğini sızlatıyordu adeta. Hepsi cezasını çekmeliydi. Şu güne kadar yaşanan tüm kayıpların öcü alınmalıydı. Neden ruhlarında barınan eşsiz gücü saklanarak köreltinlerdi ki? Morpheus da bunu alamayan kesime katılma kararını koruyordu anlaşılan.
" Geçerli bir nedenin var mı ? "
Mz ellerini onun saç telleri arasından çıkardı. Yumruğunu sıkarken yüzü öyle gerginleşmişti ki şimdi teni daha da belirgin bir şekilde parlıyordu sanki.
- Irkına olan sadakatin olabilir.
dedi kısık bir ses tonu ile. Fakat bedeni kadar sesi de titriyordu. Alev dolu bakışları Morpheus'a döndü bir kere daha.
- Nereye kadar saklanmayı planlıyorun Morpheus?
Sesi her geçen saniye biraz daha yüksek sesle çıkıyordu. Ellerini havaya kaldırdı ve önce anlam veremezcesine etrafına bakınırken sonra da elini hızla sallayarak etraftki soğumaya yüztutmuş bedenleri işaret etti.
Yarasa kolları olan cübbe Mz'in kollarından aşağıya doğru sıvanmıştı. Naıl oluyor da bu kadar ince ve zarif bir bedeni olan dişi bu kadar öfke dolu olup bu gücü saklayabiliyordu? Bu akılları kurcalayan bir soru olma özelliğini koruyordu galiba. Henüz dönüşmemiş iken daha kaslı bir karnı ve kolu var iken vampir olmak onu daha zarif bir hâle sokmuştu. Artıları ise hayal bile edemeyeceği derecede büyük bir güç olarak doldurmuştu bedenini.
- Söylesene bu gücü nereye kadar saklayacaksın? Sayı olarak bizden fazlalar ama bizi yenecek güçleri var mı söylesene?
Duraksadı. Vampire doğru yaklaştı ve bir parmağı ile onun döğsüne doğru bastırdı. Gömleğinin açıkta kalan etine dokunan tırnağı vampirin derisini çizsede canını acıtmaktan öte olduğuna emindi Mz. Sıradan biri değildi o işte. Aptal ve dünyayı kendilerinin malı sanan ne o büyücülerden biri ne de mugglelardan birisiydi. Onlar gibi ne yapacağını bilmeksizin çığlıklar atıp Mz'e yalvarmazdı o. Canı o kadar çabuk yanmazdı. Tırnağını biraz daha sert bastırdı ve ince bir sızıntı gidi süzülen kırmızıya doğru baktı.
- Bizler başkayız Morpheus. Bundan kaçamazsın.
Dudağını akan kana doğru yaklaştırdı ve küçük bir öpücük kondurdu. Lanetli sıvı dudaklarına dokunması bile Mz'in içinde bir kıvılcım yanmasına yetiyordu. Aynı şeyin karşısındaki vampir için de geçerli olduğuna emindi. Ardından dudaklarını temizlemeksizin onun dudaklarına dokundu. Küçük bir an için öylece kaldı ve uzaklaştı. Onun gözlerine hem şevkat hem de öfke ile bakıyordu.
- Hissetmediğini söyleme bana! O tadın yakınlarda var olması bile seni tetikte tutaya yeter.

_________________

Gel ve kanlı öpücüğümün tadına bak**
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morpheus
Leviathan Grubu Solisti
Leviathan Grubu Solisti
avatar

Mesaj Sayısı : 104
Rp Düzeyi : Gıpta edilecek türden!
Kan Durumu : Seninkini merak ettim ?
Rp Yaşı : 1456
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 29/03/10

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Paz 18 Nis. 2010, 18:24

    "Irkına olan sadakatin olabilir." dedi hafifçe. Bu da ne demekti şimdi ? Elbette vampirlere sadıktım. Ama onlara karşı belirli bir düşmanlık olmadıkça vampirlerin savaş açması niyeydi ? " Nereye kadar saklanmayı planlıyorsun Morpheus?" Ne saklanmasından söz ediyordu ! Ben saklanmazdım ! Beni hemen herkes bilirdi ! Adımı, mekanımı, yaşımı bilirdi tüm vampirler. Fanilerse yaşımdan bihaberdi tabii. Fakat beni bulmak isteyenin buralarda dolaşması yeterd ki ben onları, onlar beni bulmadan önce bulurdum. Mz ne dediğinin farkında mıydı ? Beni çıldırtmaya mı çalışıyordu ! Çılgın bakışlarını düşünürsek pek de haksız sayılmazdım. "Söylesene bu gücü nereye kadar saklayacaksın? Sayı olarak bizden fazlalar ama bizi yenecek güçleri var mı söylesene?" Kimler ? Faniler ? Onlar bir hiçti benim için. Şimdiye kadar hiçbiri karşımda duramamıştı, evet. Bunu karşımdaki güzel vampir de gayet iyi biliyordu. Zaten bu yüzden buradaydı ya: Gücümü kullanmamı istiyordu. Peki neden böyle bir zamanda ? Açıkça bir savaş ilanı mı vardı bize ? Ne kaçırmıştım ? Onu bilmiyordum ama çekici bakışlarıyla üzerime üzerime gelen bu dişinin ne kadar zarif olduğunu bir kez daha görebiliyordum. Fildişi rengindeki elini bana doğru uzattı. Göğsümde dolanan parmakları tırnaklarından destek almaya başlamıştı. Kalbimin üzerine gelince durakladı ve aniden tırnağını derime geçirdi. Hiçbirşey hissetmemiştim aslında, fakat yaptığı bu ilginç hareket yüzünden afallamış, refleks olarak titremiştim. Göz ucuyla baktığımda derimden onun parmaklarına süzülen bir kaç damla kanı gördüm, kendi kanımı. Kimin olduğu önemli değildi o an, oldukça güzel görünüyordu bu kanlı eller. Bundan daha güzel olansa kanlı bir öpücüktü herhalde. "Bizler başkayız Morpheus. Bundan kaçamazsın." dedi fısıltı dolu bir sesle. Benden olduğum şeyden gayet memnundum zaten, her ne kadar doyumsuz bir canavar olmamdan tiksinsem de geçen o kadar yılla beraber kendime katlanmayı öğrenmiştim. Ardından dudağını çiziğin olduğu yere yaklaştırıp küçük bir öpücük kondurdu. Bu öpücük vücumda ikinci bir titreme dalgasına daha sebep olmuştu. Vampir olmadan önceki son anlarımı hatırlamıştım sanki. Bana yaklaşan zümrüt gözler ve kanlı dudaklar o an için, istediğim herşeydi. Ona sahip olmak. Şehvet ve kan. Tam istediğim buydu. Tadına baktığım kanımla birleşen öpücük müthişti. Az önceki çiziğin yakınından, tam kalbimin ortasından kopup gelen sıcaklık dudağımdaki yanmayla birleşti ve karşı konması zor bir arzu kapladı vüdudumu. Eğer bu yaşta bir vampir olmasaydım, bana bunu yapan dişinin benden bir adım dahi uzaklaşmasına izin vermezdim o an. Fakat artık duygularımı kontrol etmekte yılların tecrübesine sahiptim. Vücudum tüm bu harekete tepki olarak üçüncü bir titreme dalgası yarattı. " Hissetmediğini söyleme bana! O tadın yakınlarda var olması bile seni tetikte tutaya yeter. " dedi o olağanüstü dişi. Benim aklımı alıp kendince kullanabileceğini mi sanıyordu ? Buna izin vermezdim elbette. Bu yaptığı ne kadar çekici olsa da onun isteklerine böyle amaçsızca boyun eğmeyecektim. Kaşlarım çatıldı ve vücudum dikleşti birden. Yerimde sabittim. Bir santim bile oynama yoktu. Kanı görünce, kokusunu alınca, hatta tadına bakınca kendimden susamıştım sanki tekrar. Hem de kendi kanıma. Fakat yapabileceğim bir şey yoktu Mz için. Bu benim yolum, benim seçimimdi. Kimse için savaşmak istemiyordum. Sonunda cevap verebildim, buz gibi bir sesle. " Zaten yakınımda yeterince kan var. Ben halimden memnunum. Kimse bizlere saldırmazken bizim onlara saldırmamız niye ?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ambrosia Mz Constantine
Kaçak
Kaçak
avatar

Mesaj Sayısı : 598
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Ne gibi göründü oradan?
Asa : Damarsız Tutku
Rp Yaşı : 25 yaşında dönüştürüldü / 2057
Patronus : Ejderha
Rp Sevgilisi : Beni kontrol altına kim alabilir ki?
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 15/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Cuma 30 Nis. 2010, 23:16

Pardon pardon ne? Ne demişti az önce Morpheus? Kimse bize saldırmaz iken de ne demekti? Morpheus bu altın oyun sandığı içerisinde dünyadan uzak kalmıştı galiba. Erech'in Mz'e olan saldırı hakkında en ufak bir fikri yok muydu yani? Onun gibi eski bir vampir olan bitenden bu kadar mı habersizdi? Mz Morpheus'u gereğinden fazla mı büyütmüştü yani gözünde? Eski, yaşlı vampirler arasında sayılması sadece yıllardan mı ibaret kalmıştı? Gücü konusunda yanılmış mıydı? Bildikleri ve bağlantıları hakkında fazla mı hayale kapılmıştı? Aralarındaki yarım bin yıllık zaman farkından mı kaynaklıydı bu yoksa Mz mi yanılıyordu?
Önce anlam vermeye çalışırsasına vampire baktı. Belki de sadece Mz'in tepkilerini tartmaktı amacı. Kafat Mz onu tanıdığı süre zarfında oyunlar oynayacak biri olmadığını öğrenmişti onun. En azından tehlikeli oyunlardan uzak birisiydi. Yoksa Mz ile eğlenmek konusunda hiç de şikayetçi olduğu düşünülemez. Mz baştan aşağıya süzdü adamı. Fakat her ne kadar şaka misali öylece dursa da bu gerçeğin ta kendisiydi galiba. İtiraf etmek gerekirdi; Morpheus olanlar hakkında en ufak bir şey bilmeden yaşamıştı şu 5 sene boyunca.
Geri geri yürümeye başladı şaşkınlığını koruyarak. Ardından da hızlı bir şekilde arkasına döndü. Etekleri ispanyol bir dansçı misali, yelpazeymişcesine havalandı ve döndü. Mz ise umursamamıştı bile bu durumu. Eteği ile birlikte sırtındaki pelerinin de onunla birlikte uçuşmuştu. Kollarını birbirine doladı, tepenin üzerinden ışıkları izlemeye daldı.
Kısa bir süre boyunca böylece, sessiz geçti zaman. Ne Mz ne de Morpheus ağzını açmıştı. Bu durumu bozan ise dişi vampir oldu en sonunda.
- Vahşi bir dişiden öte değil miyim senin gözünde Morpheus? Sana göre sadece aptal zevklerim için mi yaşıyorum bu lanetli hayatı?
Dişlerini sıktı. Kızıl renk dudakları arasından çıkıyordu sivri dişleri.
- Kanı ilk döken karşında duran vahşi hayvan değil Morpheus. İnan bana...

_________________

Gel ve kanlı öpücüğümün tadına bak**
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morpheus
Leviathan Grubu Solisti
Leviathan Grubu Solisti
avatar

Mesaj Sayısı : 104
Rp Düzeyi : Gıpta edilecek türden!
Kan Durumu : Seninkini merak ettim ?
Rp Yaşı : 1456
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 29/03/10

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   C.tesi 01 Mayıs 2010, 17:04

    Söylediğim çıldırtıcı sözün ardından Mz'in tepkisini merakla ve heyecanla bekliyordum. Acaba attığım yemi yutmuş muydu ? Kızacak mıydı ? Hatta kavga edecek miydi ? Sakin mi kalacaktı ? Yoksa gülüp geçecek miydi ? Sonuncu hariç tüm ihtimaller imkân dahilindeydi görünen o ki. Onun gibi yıllanmış bir vampire karşı böyle umursamaz bir tavır takınmak oldukça tehlikeli olabilirdi. Fakat onun bana şiddetle karşılık vereceğine inanıyor muydum ? Hayır. O her zaman düşünerek hareket ederdi. Disiplin ve planlama onun olmazsa olmazıydı. Bir şeyler söylemeden önce de ince eleyip sık dokurdu. Tabii bunda ikibin yıllık tecrübelerin de etkisi vardı. Şimdi de böyle bir durumda en doğru hamleyi düşünecekti elbette. Lakin benim elim çoktan hazırdı. Söylediğimin şaşkınlığıyla bezenmiş gözlerinden tarafıma yansıyan bakışlar içinde seçebildiğim en belirgin duygu hayal kırıklığıydı. Mz'in Morpheus'tan beklemeyeceği bir hareketti bu, evet. Fakat benim de kendime göre nedenlerim vardı onu böyle üzmek için. Şimdi, yerini henüz üzüntüye bırakmamış şaşkınlık haliyle geri geri yürümeye başlamıştı dişi vampir. Hışımla arkasını döndü. Anlaşılan düşünürken üzüme bakmak istemiyordu. Şehir ışıkları, kafasının üzerinde de bir ampul yanmasını sağlayabilirdi belki. Her ayrıntıyı uzun uzun seyreyledi böylece. Ne düşünüyordu hâla emin değildim. Sadece bana istediğimi vermesini umuyordum bu güzelliğin. 

    Dakikalar sonra sessizliği bozdu sakin sesiyle. "Vahşi bir dişiden öte değil miyim senin gözünde Morpheus? Sana göre sadece aptal zevklerim için mi yaşıyorum bu lanetli hayatı?" Vahşi bir dişi olduğu kesindi. Ancak çok daha fazlası olduğuna kesinlikle emindim. Zaten onu bu kadar kaale almamın sebebi de buydu: Eşi benzerinin olmaması. Onu tanıdığım her bir yılda yüzlerce kez ne kadar müthiş bir varlık olduğunu gördüm ve buna inandım. Şimdi de bundan şüphem yoktu tabii. Benim düşüncem başkaydı. Kendini, sinirlenmemek için zor yatıştırdığı belli olan ruhuyla konuştu bu sefer. "Kanı ilk döken karşında duran vahşi hayvan değil Morpheus. İnan bana..." İşte beklenen an. Durum istediğim gibi gelişiyor olmalıydı. Açıklama safhasına geliyordu Mz. Benim istediğim buydu işte. Şimdi, ben istediğim için, hem de ondan direk istemediğim halde, bana tüm olanları anlatacaktı. Hem de büyük bir nefret ve kinle. Bu kaçınılmazdı. BAşına gelenler onun için tam bir şok olmalıydı. Bu yüzden de harekete geçirmeye çalıştığı vampirlerle bir devrim peşindeydi. Peki bunu yapabilecek miydi ? İnsanlığın varolduğundan beri gerçekleşmeyen şeyi yoktan var edebilecek miydi ? Mümkün müydü ?

    Öncelikle istediğim cevapları almak için tüm hikayeyi dinlemek istiyordum. İsteğimi iletmek için de doğru zamandı. İki elimi yavaşça havaya kaldırmaya başladım iki yanımda. Bununla beraber kapkara bir sis bulutu yükseldi hızlıca. Canlı bir yılanmış hatta basiliskmiş gibi kıvrılarak sardı iki ölü bedeni de. Ne olduğunu anlayacak kadar aklı yerinde değildi tabii ki Mz'in. Kapkaranlık o anda neye uğradığını şaşırdığı sırada yaptığım şeyle onun bilinçaltına girecektim. Bu karanlıkta kendini yapayalnız hisettiği o günleri kısacık bir vakitte anımsayacak, zamanı durdurup herşeyi yeniden yaşayacaktı. Onu uçurumun kenarından tutup çekecektim ben de. Sonra tüm o berbat hayaller yokolocaktı. Onu saran kollarım sayesinde bana güvenecek ve bana olan tüm duygularına teslim olacaktı. Öyle de oldu. Soluk tenimin kendini çırılçıplak gösterdiği kollarımın arasındayken, gözleri eğer bir muggle olsaydı çoktan yaşlar taşacak duygu selini birerbir yansıtıyordu. Ama Mz'in gözyaşları yılalr önce donmuştu, biliyordum. Şimdi sadece onun atmayan kalbine nüfuz etme zamanıydı. " Herşeyi anlatmalısın o zaman bana. " Bunu o kadar derinden söylemiştim ki onun buraya geliş amacının ciddiyeti had safhada olmasaydı dudaklarımız saatlerce birbirinden ayrılmazdı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ambrosia Mz Constantine
Kaçak
Kaçak
avatar

Mesaj Sayısı : 598
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Ne gibi göründü oradan?
Asa : Damarsız Tutku
Rp Yaşı : 25 yaşında dönüştürüldü / 2057
Patronus : Ejderha
Rp Sevgilisi : Beni kontrol altına kim alabilir ki?
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 15/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   C.tesi 01 Mayıs 2010, 21:53

Çığlıklar, derin bir karanlıktı Mz'in anılarını kavrayan şeyler. Derin bir çukurun içine düşermişcesine ondan ayrılışı, Mz'i zorla çekip ondan uzaklaştırmalarını anımsamamak için defalarca kendisini kaybettiğini ise hayal gibi anımsıyordu. Bütün o unutma çabalarının yanında başarısızlığı ise ayrı bir trajediydi. Akan her damla kanın verdiği doyumsuz tutku bedenini esir alır iken Mz'in gözleri önüne gelen kare ile nefret ile yanıyordu. Haksızlık değil miydi bu? Onu kurtarabilirdi değil mi? Kurtarmaları gerekirdi! Mz'e izin vermeleri gerekirdi. Smyrna'nın ölümümü karşısında öylece durup, uzak bir tepeden bakmak onur muydu yani?
Tishia'nın o sinsi gülümsemesinin yanında diğerlerinin üzüntülü bakışları belirdi Mz'in gözleri önüne.
Bir titreme kapladı içini. Gözleri donuklaştı. Etrafı sarmaya başlamış sisin arasından dibinde durduğu uçurumun aşağısına doğru dikti gözlerini. Kim bilir kaç defa düşünmüştü böyle bir yükseklikten kendisini boşluğa bırakmayı. Aklından geçirdiği her seferinde ise o lanetli doğru yakıyordu bütün düşüncelerini. Neye yarayacaktı ki bu? Mz birkaç yaranın ardında gene bu acı dolu, kan dolu, nefret ve kin dolu yaşantısına, kaçaklığına devam etmeyecek miydi? Bu geminin yolcusuydu işte o istese de istemese de. Oysa ki ne kadar da huzur dolu görünüyordu bu dipsiz karanlık. Sadece bir kere çekeceği acı ve ardından da hiçbir zaman ulaşamayacağı o tatlı huzur saracaktı onu. Tıpkı bir anne gibi kollarına alıp, sinesine saracaktı rahatlığın verdiği mutluluk. Gözlerini bir defa kapatacak ve bir daha hiçbir zaman açmayacaktı. 2000 yılın ardından korkulacak birşey değildi galiba bu. Fakat olmuyordu işte. Yılların getirdiği kirli gücü hayatta tutuyordu onu ve öyle olmaya da devam edecekti. Belki de bu yüzden gözü kara biriydi o? Hiçbir zaman ulaşamayacağı tatlı sonsuzluğa ulaşmanın korkusuzluğu ile atılıyordu her seferinde günahın içine. Bir adım daha yaklaşsa? Kolundan kavrayan eli ile Morpheus Mz'i kendisine doğru çektiği anda Mz'in aklından uçup gitmişti sanki boşluğun tatlı melodisi ile yapılan çağrı. Mz'in başı vampirin göğsünde dayalı iken eğer atan bir kalbi olsaydı her saniye çarpışını hissedebilirdi o an. Vampirin kolları Mz'in omuzlarını sımsıkı sarıyordu.
" Herşeyi anlatmalısın o zaman bana. "
Herşeyi anlatmak mı? Morpheus'a mı? Şimdi mi? Mz kendisine geldiğine Morpheus'un kolları daha sıkıydı sanki. Neydi bütün bu olanlar? Kimse birşey bilmez iken dişi vampir, amazon kadın çok mu güçsüz görünyordu şu pozisyonda?
Boynunu sola doğru eğerken omuzuna düşen saçları kavradı, arkaya doğru savurdu. Boynunun yumuşak dokusu yüzü kadar soluk değildi.
- Isır...
Diğer fısıldadı sadece. Bunu söyler söylemez onu saran kolların gevşediğini hissetti. Morpheus duraksamıştı. Mz yüzünü kaldırdı ve onun şaşkınlık dolu gözlerinin içine baktı. Bu şaşkınlık karşısında tek laf etmeden boynunu biraz daha açtı ve ona sundu. Morpheus'un kolları iyice gevşedi ve Mz'i bıraktı. Mz kaşlarını çattı. Ne bekliyordu bu? Birbaşkası Mz'in kanını içebilmek için şu an durmazdı bile. Yarım asrın getirdiği fark ile Mz'in gücünü damarlarında taşımak hayal gibi olmalıydı fakat Morpheus tereddüt ediyordu. Mz onun yanağına dokundudu parmağını. Ateş saçan gözleri onunkiler ile buluştu ve yumuşak bir ses tonu ile konuştu;
- Bu kan için birbirini öldürebilecek bir sürü vampir tanıyorum Morpheus.
Ardından bir su damlasının süzülmesi gibi kaydı parmağı onun çenesine doğru. Kaşlarını çattı.
- Herşeyi öğrenmek istemiyor musun? Herşeyi... Benim gözümden... Bütün korkunçluğu ve gerçekliği ile... Şimdi ısır, yoksa bir daha bu şansı yakalayamazsın.
Az önceki yumuşak ses tonu bu dişi yaratıktan mı çıkmıştı yani? Ne kadar da tezat bir durumdu bu. O ipeksi ses şimdi öyle deli, öyle sert çıkmıştı ki bir bıçakmışcasına keskin bir hâli vardı. Son olarak sundu boynunu vampire. Bir adım yaklaştı. Sol eli Morpheus'un omuzunu kavradı ve keskin dişler eti kestiği an küçük bir inleme çıktı alev rengi dudaklarının arasından. Ağır bir nefes alış ve ardından küçük bir yudum geldi. Kanın vücudundan çekilip alındığını hissedebiliyordu. Omuzu tuttuğu elini çekti ve elbisesinin dekoltesinde sakladığı asasına doğru kaydırdı. Titriyordu. Sert bir titremeydi bu. Asasını kavraması bir miktar güçlük yaratmıştı bu titreme. Kavradığında ise Morpheus ikinci yudumunu alıyordu. Neydi o lanetli sözler? Mz gözlerini kapattı ve bir an duraksamanın ardından fısıldadı. Aynı o günkü ayin gibiydi. Sarı bir ışık Mz'in kanı ile bütünleşti ve Mz'in çığlıkları kapladı ıssız tepeyi. Morpheus o sırada geri çekilir gibi olsa da Mz'in eli onun kolundan kavradı ve vampirin dudakları Mz'in boynundan ayrılmadı. Mz derin derin nefes almaya başladı. Sahi ne kadar olmuştu bu lanetli ayini yapmayalı? İlk ve son olarak yapmıştı bunu yaklaşık 1700 yıl önce. Defalarca görmüş, tanık olmauş olmasına karşın pek de aynı şey sayılmazdı bu olay. Olacaktı işte; Mz'in aklından geçen bütün anılar her yudum ile Morpheus'un benliğini bolduracaktı. Ne bir yalan ne de bir abartı olacaktı anlatılanlarda. Olduğu gibi, yalın bir şekilde öğrenecekti vampir bütün olanları.
Önce yaptığı bu işin anıları le başlamalıydı ki Morpheus durmaksızın herşeyi öğrensin, Mz'in boynundan ayrılmasın. Mz gibi hissedecekti herşeyi. Belki canı yanacaktı ama en kısa yolu buydu işte.
Deri ve zırhlar ile giyinmiş kadınlar, ortada yanan dev ateş geldi gözlerinin önüne. Gözleri cam kadar parlak, soluk yüzlü, diğerlerinden güçlü olduğu çok daha belli olan kadının üzerinde zırhların dışında küçük kemikler ve farklı hayvanların kürklerinden hazırlanmış takılar vardı. Kadının adım adım ilerleyişinin her hareketi ile diğer kadınları daha hızlı hareketler ile dans ediyor, söylenen ayin şarkısının temposu artıyordu. Kadın, Smyrna tam ortaya geldiğinde durdu ve müzik kesildi. Mz'in nefes alıp verişi hızlanmıştı. "İşte Smyrna..." diye geçirdi içinden ve bu ses Morpheus'un beyninde yankılanıyor olduğundan emin olarak küçük bir açıklama da yaptı. "Yaratıcım." O sırada Smyrna'nın Morpheus'un anlamadığı dilde, Antik Yunanca konuşulan cümleler sert ve dulağa kaba geliyordu. Diğer kadınların getirdiği erkek Smyrna'nın önüne doğru sert bir şekilde fırlatıldı. Smyrna dişlerini çıkardı ve adamın boynuna geçirdi o sivri beyazlığı. Adam çığlıklar atarken başka bir kadın grubu da tahtalardan hazırladıkları sedye benzeri bir yatakda Smyrna'dan daha genç olan bir vampiri getirdiler. Mz'in o anki bakışları sedye üzerindeki vampirdeydi ki Morpheus da aynı şeyleri görüyordu bu sayede. Vampir yaralıydı ve acı çektiği de çok belliydi. Smyrna adamdan uzaklaştı ve üzüntü dolu ses tonunda tekrar Antik Yunan dilinde konuştu. Yatan dişi vampir başı ile onayladığında Smyrna onun yanına eğildi ve elini önce onun alnına koydu. Ardından da lanetli, ayin kelimelerini mırıldandı. Sarı ışık yerde yatan vmpirin bedenini sarmaya başladığında Smyrna dudaklarını onun boynuna, şah damarına geçirdi, yudum yudum emmeye başladı. Smyrna da yerdeki vampir de çığlıklar atarcasına sesler çıkarırken görüntü kararmaya başladı. " Lanetli bir ayin... Onun gördüğü herşeyi Smyrna da onun kadar yaşamış oldu." Üzüntü dolu bir sesti Mz'in sesi.
Ardından küçük bir hırıltı çıktı boğazından ve görüntü değişti. Önce Smyrna'nın yakından görünüşü belirdi. Fakat Mz dönüşümünü paylaşmak istemediğini fark etti. Sanki bu onun mahremiymişçesine saklıyordu bu olayı ve hemen başka vampirlerin görüntüleri belirdi.
Şimdi Mz'in hatıralarında canlanan dişi bir vampirdi. Alev gibi kızıl saçları bembeyaz teninin üzerine dalgalı bir şekilde süzülürken dişi da cilveli bir şekilde saçları ile oynuyordu. "Tishia" diye açıklamak ile yetindi Mz iğrenir bir ses ile. Ardından da daha hızlı bir şekilde görüldü bütün yüzler. Dişi vampire yaptığı gibi tanıtmıyordu Mz onları. Sadece göründüler ve geldikleri gibi karanlığa gömüldüler. Mz tekrar acı dolu bir hırıltı çıkarı ve görüntü hızlı bir kovalamacaya dönüştü. Hızlı bir şekilde ilerliyordu artık herşey.Dişlerini sıktı.
Smyrna'nın yanında koşan Mz... Ağaçalrın arasındaki kalabalık bir vampir grubu... İçlerinden birisi de Tishia... Mz'in çığlıkları artmaya başladığında sahne gene değişti. Smyrna Mz'e koşmasını söylüyor ve geriye doğru gidiyordu. Mz'in baş sallayışı ardından omuzunun yanması.
Bunu hatırlamak bile Mz'in canını yakıyordu ve aynı acı Morpheus'un da beyni içerisindeydi.
Diğer vampirlerin Mz'i tutup Smyrna'nın yanına gitmesini engelleyişi... Smyrna'nın en sert hâli ile muggleların yanına doğru koşması... Mz'in kan dolu akan göz yaşları... Evet ilk defa ağlamıştı vampir hayatında Mz o gün.
Görüntünün bir kere daha değişmesi ile büyük bir tepeden bakış ortaya çıktı. Dev bir yangın ile Mz ve Smyrna'nın çığlıkları arasında diğer vampirlerin Mz'e doğru olanın bu olduğu ile ilgili saçma sapan sözlerin mırıldanılması...
Morpheus o an hissediyor mudur dersiniz bu acıyı? Mz'in kabinin tam ortasından koparılan parçayı ve içindeki fırtınayı? Mz'in dizlerini bağı çözülüp yere yığıldığında mırıldandı.
- Daha bitmedi.
Diye inledi.
- Daha yeni başladık Morpheus. Kanı emmeye devam et.
Daha da hızlandı görüntüler bu sefer. Öncekilere kıyasla birer hikaye gibiydi anlatılanlar.
"Tishia'yı öldüren benim Morpheus. Irkımdan birini öldürdüm ve bunu defalarca yaptım, yaparım. Smyrna ve bizi o gün tuzağa düşüren kişilerden birisi oydu. Bir kere daha saldırdı ve o son nokta oldu. Ardından gelen yıllar boyunca Vampir Savaşları'nı sen de biliyorsun. Seninle de tanıştım o dönemde. Deliliğimin durulduğu bir zaman diliminde olması ise senin şansın. "
Morpheus'un içten gelen bir hırıltısı ile dudakları Mz'in boynundan ayrıldı. Mz'in kanlı gözyaşları kar beyazı yanaklarından süzülmeye başladı. Evet çok kan kaybetmişti. Fakat öyle olması gerekiyordu değil mi? Morpheus'un görmesi gerekiyordu. Mz yattığı yerde titrerken başını iki yana salladı, vampire doğru baktı.
- Hikaye güzel gidiyor mu Morpheus? Daha devamı var bu hikayenin.
Dedi güçsüz fakat dalga geçer bir şekilde. Onunla mı yoksa kendisi ile mi dalga geçtiği ise muamma bir durumdu tabii.

_________________

Gel ve kanlı öpücüğümün tadına bak**
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morpheus
Leviathan Grubu Solisti
Leviathan Grubu Solisti
avatar

Mesaj Sayısı : 104
Rp Düzeyi : Gıpta edilecek türden!
Kan Durumu : Seninkini merak ettim ?
Rp Yaşı : 1456
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 29/03/10

MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   Ptsi 03 Mayıs 2010, 10:06

    Yaptıklarım karşısında çaresiz kalan aklı ve bedeni bana itaat etmek zorundaydı. Bu yüzden nedenini daha sonra anlayacağım şeyi istedi benden. Saçlarını geriye savurup narin görünümlü, bembeyaz boynunu ortaya çıkardı. "Isır..." Mz'in söylediği o söze inamamıştım. Onun kanını içmemi istiyordu. Kesinlikle çılgıncaydı bu. Onun gibi güçlü bir vampirin kanını içmek gücüne ortak olmak demekti ve Mz bunu bana sunuyordu. İnanamamış bir halde tereddüte düştüm. Beni kendime getiren gözlerime bakışları ve yanağımda gezinen eliydi. "Bu kan için birbirini öldürebilecek bir sürü vampir tanıyorum Morpheus." Haklıydı. Bu kan paha biçilemeyecek kadar değerliydi. Ama inanamıyordum işte. Herşey bu kadar kolay mıydı? "Herşeyi öğrenmek istemiyor musun? Herşeyi... Benim gözümden... Bütün korkunçluğu ve gerçekliği ile... Şimdi ısır, yoksa bir daha bu şansı yakalayamazsın." Bu sefer emredercesine sert bir sesle söyledi bunu. Bunun üzerine dişlerime ortaya çıkardım ve boynuna doğru eğildim. Bunu onun isteğiyle mi yoksa kendi şeytani arzularımla mı yaptığımı bilmiyordum. Sivri iki diş sert deriyi kolayca delerken omzumda duran elin de oradaki derime bastırdığını hissettim. Dişimin küçük bir hareketiyle arka taraftan sızan yoğun kan dudaklarıma ve dilimin altına değerek ağzıma doldu. Bu güçlü davete karşı koyamadım ve akan sıvıyı koca bir yudum olarak emdim. Aynı anda sarı bir ışık koptu ve ağzımdaki kanın tadı değişti. Lezzetini kaybetmese de onun yoğunluğunu hissetmiyordum artık. Kan yerine başka bir şey vardı sanki. Gözlerimin gördüğünü sandığım şey bir anda kayboluverdi.

    Mz'in anılarına girmiştim şimdi. Onun yankılanan sesi eşliğinde tüm vampir ahayatını seyreylemeye başladım. Yaratıcısı Smyrna, düşmanı hain Tishia ve diğerleri. Onlarca insan ve vampir yüzü. Birbirinden çarpıcı olaylar. En çok etkilendiğimse onun ağladığını görmekti. Aldığım diğer yudumlarda görüş daha da netleşmesine rağmen kollarımdaki vampirin güçsüzleşmeye başladığını hissediyordum. En son sahne ise en dehşet vericiydi. Yanan Smyrna'nın çığlıkları ve Mz'in çılgın üzüntüsü. Bu üzüntüyü hem kanın tadında hem de kalbinin sesini işittiğim dişi vampirin kalp atışlarında hissedebiliyordum. Nefesi ve boynuna kan pompalayan kalbi gittikçe hızlandı, coştu ve delirdi. Derken donuk derinin dişlerimden hızla çekildiğini ve kollarımdaki bedenin güçsüz halinin yere yığıldığını gördüm. Dudağımın kenarında kalan bir damlayı yalayana kadar öylece kalmıştım. Gördüklerimin, bana gösterilenlerin ne denli gerçek ve ne denli derin olduğunu sorguluyordum. Sonunda farkettim ki hepsi ağzımdaki kan kadar gerçekti. Kan nasıl hayatsa o anılar da Mz'in hayatından parçalardı. Sadece hayatının değil kalbinin de parçalarıydı. Onu güçsüz düşüren ve acısını perçinleyen. "Daha bitmedi..." diye inledi dermansızca. "Daha yeni başladık Morpheus. Kanı emmeye devam et." Bu sefer üzerine uzandım ve tereddüt etmeden dişlerimle boynuna saplandım. Anında görüntüler tekrar değişti. Film şeridi gibi hızla akıp gidiyorlardı. "Tishia'yı öldüren benim Morpheus. Irkımdan birini öldürdüm ve bunu defalarca yaptım, yaparım. Smyrna ve bizi o gün tuzağa düşüren kişilerden birisi oydu. Bir kere daha saldırdı ve o son nokta oldu. Ardından gelen yıllar boyunca Vampir Savaşları'nı sen de biliyorsun. Seninle de tanıştım o dönemde. Deliliğimin durulduğu bir zaman diliminde olması ise senin şansın." Sözleri güçle yankılandı. Dış sesin bana anlattıkları, gördüğüm hikayelerin etkisini daha güçlü kılmaktaydı. Ancak son cümlesi beni dehşete düşürmüştü. Sertçe hırladım ve başımı ondan geriye doğru çekerken anılarından da sıyrılmış oluyordum. Fakat hiçbirşey gördüklerim karşısında beni daha da derin etkileyemezdi. Kimilerinin korkudan dizlerini tir tir titreten bu doğaüstü varlık olabildiğince güçsüz ve bitkin bir halde yerdeyken gözlerinden kanlıymışçasına akan gözyaşlarına engel olamıyordu. Bin beşyüz yıllık hayatımda böyle bir duygu yaşamamıştım. Ben bu duygu seline kapılmışken ölü gibi duran o bedenden dalga geçer tonda bir ses geldi: "Hikaye güzel gidiyor mu Morpheus? Daha devamı var bu hikayenin." Zaten bitmediğini biliyordum. Daha günümüze gelmemiştik. Ancak o kadar inanılmazdı ki şu an yaşadıklarım, devamına katlanabilir miydim, gördüklerimi kaldırabilir miydim bilmiyordum. Yoksa herşey Mz'in gösterdiği yalan görüntülerden mi ibaretti ? Beni ikna etmek için olmayanları olmuş gibi gösterip beni etkilemeye mi çalışıyordu ? Kararsızdım. Tek düşündüğüm şey hikayenin devamıydı. Belki de göreceklerim, aklımdaki sorulara cevap olacaktı. Böylece -hiç düşünmesem de- onun yanında savaşma fikrine kapılacaktım sanki. Fakat buna kesinlikle karşıydım. Ben başkası için savaşmazdım. Kendim için can alırdım sadece. Canıma can katmak için. İçimdeki asırlar dolusu ateşi söndürmek için. Bu ateşi söndürecek sadece bir kişi vardı ve o Mz değildi kesinlikle. Bu yüzden ordu fikri benim için hiçbirşeydi.

    Dirayetle bana bakmakta olan zarif yüzlü dişinin solmuş zümrüt gözlerine yaklaştım. Nefesi soğumuştu. Kanının tüm gücünün bana geçtiğini düşündüğümde aklımdaki sorulara güçlü bir cevap bulmuştum. Eğer beni kandırmak isteseydi kanını, canını, gücünü bana sunmazdı. Şimdi ondan daha az yaşasam da ondan daha güçlüydüm. Eğer isteseydim elimin tek bir hareketiyle onu tarihe gömebilirdim. Dünyanın en güçlü, en korkulan vampiri ben olurdum. Mz'i öldüren vampir olurdum. Hem de kanını içerek... Bu başkalarının duysa kulaklarının düşeceği bir durumdu. Benim içinse zihnimdeki şeytanın fısıldamasıydı. Fakat! Şeytanın, aklındaki şeytanı dinleme gibi bir durumu olamazdı değil mi? Ben zaten şeytanın kendisiydim ve başkasınınkinin de aklına ihtiyacım yoktu. Bu vampiri şimdi öldürmeyecektim. Çünkü bana daha çok iyiliğinin dokunacağını hissedebiliyordum. "Devam edeceğiz elbet. Ama bu iş bittiğinde ölmemen için kan içme sırası sana gelecek ona göre." diye fısıldadım. Ben de aynı şekilde gülümsüyordum ona karşı. Zaten yeterince güçsüz bu değerli dişiye iyi davranmak benim kişiliğimin kesin emriydi.

    Tekrar boynuna eğildim.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İkna Çabaları I / Zor Bir Hedef
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: World Tour :: Los Angeles :: ¨Hollywood-
Buraya geçin: