AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 * Mărăcini *

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Carmen Lorrain
Lanet Kırıcı
Lanet Kırıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 46
Yaş : 29
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Karanlık!
Kan Durumu : Melez
Asa : Kadim Sır
Rp Yaşı : 23
Patronus : Naja
Özel Yetenek : Çatalağız
Kayıt Tarihi : 06/01/10

MesajKonu: * Mărăcini *   Paz 11 Nis. 2010, 14:57





    Kurgu * Carmen yazın başlaması ile ilk davetine katılır. Öğleden sonra başlayan davette tanımadığı çok kişi olduğunu düşünerek sıkıntıyla davetin yapıldığı yerde sessizce yürüyüşe çıkar. Ev sahibesinin güzel bahçesinde ilgisini tek bir çiçek çekmektedir. Çiçeğin özellikleri kadar efsanesi de ilginçtir.

    Karakterler * Carmen Lorrain, Artis Allison, Georgiana Justice. ( Davet sahipleri NPC karakterler, Marius ve Bianca çifti)

    Yer * River Severn Nehri Yakınlarındaki Marius ve Bianca çiftinin malikanesinin görkemli bahçesi.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Carmen Lorrain
Lanet Kırıcı
Lanet Kırıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 46
Yaş : 29
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Karanlık!
Kan Durumu : Melez
Asa : Kadim Sır
Rp Yaşı : 23
Patronus : Naja
Özel Yetenek : Çatalağız
Kayıt Tarihi : 06/01/10

MesajKonu: Geri: * Mărăcini *   Paz 11 Nis. 2010, 14:58




    Yaz bizim gibiler için vazgeçilmezdir. Ilık meltemlerin yüzünüze çarpmasını, çıplak ayaklarınızla toprağa basmayı istersiniz. Binbir çeşit çiçeğin arasına uzanmayı ve masmavi gökyüzünü süsleyen bulutların görüntüsünü, sevdiğiniz şeylere benzetmeyi seversiniz. Böceklerin çkardığı seslerin hepsini ayırt edebilir, onlarla yaşamayı kabullenirsiniz. Çadırların arasında dans etmeyi, dedikodulara katılmayı, arada da çıkan kavgalara alkış tutmayı öğrenirsiniz. İşte böyle bir hayattan gelmek sizi her koşula hazır eder. Dertlerinizle kendiniz başbaşa kalırsınız. Onlara çözüm bulmak sizin elinizdedir. Yaşayıp da gördüğünüz her olayda bir ders çıkarmak temel ilkeniz haline gelir. Bu dersler sayesinde yakalarsınız ipuçlarını. İşte o zaman kulak kabartarak dinlersiniz dünyadaki değişimleri ve sizin içindeki rolünüzü. Sakin olmak kanınıza işler bazen, kimi zaman da çıkagelir eğlenceli saatler. Varis olarak görmezsiniz bu dünya da kendinizi. Gelip geçer gider dünyada ki yeriniz. Bu duygularla karşılar her çingene yazı. Ve bende toprağa ayak basmak ümidiyle kabul etmiştim, Marius ve Bianca’nın davetini. Evlerinin River Severn Nehri yakınlarında koca bir malikaneden ibaret olduğunu duymuş ama hiç ziyaret etmemiştim. Benim için böyle şeyler büyük bir külfetti. Yine de davetin bahçede yapılması ve çekilmiş bir fotoğrafın davetiye üstündeki görüntüsü kabul etmem de yeterli sebepti. O alaca renkler arasında dolaşmayı hayal etmekle elime geçen boş parşömenle gün geçmeden geleceğimi bildirmiştim. Şimdi o çiçekler arasında fark edilmek için tek beyaz bir renkten elbise seçiyordum dolabımdan. Omuzlarımdan aşağıya süzülen basit elbiseye inat büyük bir topuzla topladım saçlarımı. Kimleri tanıdığım ve tanımadığım umurumda değildi. Nasıl olsa nehir ve bahçe benim tüm lütuflarımı gerçekleştiriyordu. Bu yüzden olacaklardan ümitsiz değildim. Derin bir soluk alıp odamdan dışarı çıktığımda sevgili küçük kardeşim Camelia duvara yaslanmış beni bekliyordu. Kaş göz işaretine alışık olan hallerimiz ile ona ne olduğunu sormuştum. Kız duvardan uzaklaşıp hızla konuştu. “ Eh sanırım bugün için davetten erken gelirsin. Kızları dışarı çıkaracağıma söz verdim.” Syrinx ve Fia, onları tamamen unutmuştum. Yazı karşılama düşüncesi beni bir hayli sarmış olmalıydı. Umutsuzca gözlerimi devirdim, çünkü erken gelmeyeceğimi hissediyordum. “ Ah tabi Melia, gelmeye çalışırım.” Kızın değişen yüzüne bir an bakıp yanından hızla geçtim. Dış kapıyı araladığım gibi River Severn’in sevdiğim sokağına cisimlendim. Rahatça hareket edilen tek mekan olarak ilgimin hiç azalmadığı bu yerin bende anlamları büyüktü. İlk başta görsel olarak insana huzur veriyordu. Bedenimin tümünün dönüşümü tamamlandığında beklediğim ılık meltemle karşılandım. İyiye işaret olan bu etkiyi yorumlayarak yavaş adımlarla tarif edilen malikaneye yöneldim. Çok kısa zamanda keşfettiğim malikanenin kapısına ilerlediğim de gelen birkaç kişiyi önümden girmeleri için bekledim. Tanımadık yüzlerle karşılaşacağımı kendimi hazırlayarak gelsem de aklımda rahat etme düşüncesi kolgeziyordu. İçeri girdiğimde beni Marius karşıladı. Sıcak gülümsemesi ile canlı görünüme sahip, saçlarına aklar düşmeye başlamış adam içten bir hitapla konuştu. “ Hoş geldin, Lorrain. Kabul ettiğine çok sevindim.” Marius’un elini sıkarken aynı gülümsemeyi ben de yüzüme oturtmaya çalışmıştım. “ Ah, Bianca’nın bahçesini görmeden olmayacak dedim.” Marius sözüm üzerine hemen harekete geçmişti. Beni konuklarının olduğun kısma doğru hızla yönlendirdi. Büyük bir kapıdan bahçeye açılan malikanede gözlerim daima ileri bakıyordu. Çıkacağım bahçenin her karesi yaklaştıkça daha da artıyor, gökyüzünün maviliği ile birleşiyordu. Heyecanımı kimse anlamazdı. Belki çiçekler, bitkiler gibi doğa ile ilgilenen birkaç kişi dışında. Büyük kapıdan adımımı attığım gibi kalabalık gözüme battı. Her yana dağılmış insan suretleri arasından Bianca’yı buldum. Kısa bir konuşmanın ardından yanlarımdan çabuk ayrılmışlardı. Sıra bana gelmişti. Tanıdık yüzleri bulmakta başarılı olmayan tek gözüm için yapacak bir şey yoktu. Ağır adımlarla insanlar arasında dolaştım. Ayakkabılarımla ezdiğim ve ezilen çimlere acıyordum. Deli olduğumu düşünmeleri istemediğimden ayakkabılarım hala ayaklarımı sarıyor olması büyük bir sıkıntıydı. Aralarda gezen garsondan ateş viskisini kaptım ve bahçenin görmeye can attığım kısmına doğru ilerledim. Zarif, kısa bir çitle çevrili çiçek bahçesi, verdiği görsel izlenimle renk cümbüşünden farksızdı. Gözlerim o görüntüye oldukça fazla bir süre dayanabilirdi. Bildiğim bir çok çeşit çiçek bir arada beni çağırıyor gibiydi. Derin bir soluk aldım. Kokuları öyle ki birbirine karışmış hoş bir aroma oluşturmuşlardı. Melakolik bir yüz ifadesi ile gülümsediğime emindim. Yavaşça köşede ki çiçek topluluğuna eğildim. Daha önce hiç rastlamadığım bir topluluktu. Neye benzediklerini tanımlayamıyordum. Parmaklarımı onlara doğru uzattım ama dokunamadım. Dokunmaya kıyamamak öyle güzel bir duyguydu ki, koklamayı denedim. Hepsi arasından çiçeğin eşsiz kokusunu duydum. Tüm hislerimi karman çorman eden, düşüncelerimi hızla maziye gönderen ender bir çiçekti. Ne zaman önce böyle duygularla boğuşmuştum bilemedim.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
* Mărăcini *
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: Gloucestershire :: River Severn Nehri-
Buraya geçin: