AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Leaving The Vessel // Bedeni Terk Etmek

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Matthew Dean Wood
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 905
Yaş : 25
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar!
Tarafı : Kutsal Güç - Tanrı'nın Aydınlığı
Kan Durumu : Safkan
Asa : Cennet'in Kılıcı
Rp Yaşı : 26
Patronus : Mantikor
Rp Sevgilisi : Kutsal bedenime düşen ilk yağmur damlası;
Eléa...

Özel Yetenek : Çatalağız
Kayıt Tarihi : 17/10/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Leaving The Vessel // Bedeni Terk Etmek   Cuma 19 Şub. 2010, 04:58

Fontana Di Trevi...

Burada, ayaklarının altına yatan Roma'nın tüm görkemini kapsayan görüntüsü altında birçok şey yaşamıştı Castiel. Tam bu noktada, şu an durduğu yerde zihnini dinlendirip, aklında yaptığı planları ayrı ayrı kefelere koyarak tartarken arkasından gelen bir sesle sükuneti paramparça olmuştu o gün.
‘’ Kötü ruhlarla birlikte manzara keyfi için hoş bir yer seçmişsiniz.’’ Bu cümlelerdeki ses tonunun netliği ve rahatlatıcı etkisi hala zihnindeydi. Tüm vücudu her zamanki gibi dimdik ayakta, derin bakışları karşısındaki devasa katedraldeydi. Buraya neden gelmişti? Eski anıları hatırlamak için? Roma'yı izlemek kavramı O'nu rahatlattığı için? Belki de sadece hava almak için? Hayır, görevi bambaşkaydı. Tanrı'dan kendisine gelen en güzel, fakat bi o kadar da korkutucu görevi gerçekleştirmek adına buradaydı...

Arkasını dönüp büyük uçurumdan uzaklaşarak Salazar'la karşılaştığı ormana doğru yürürken zihnindeki pürüzleri gidermeye uğraşıyordu harıl harıl. İfadesiz maskesi durumu dışarıya çaktırmıyordu, zaten kimse gecenin bu saatinde bu tepeye gelmezdi, çağırılmadığı sürece. Çağırmak derken... O'nu ne yüzle buraya çağıracaktı? Bedenini kısa bir süreliğine de olsa emanet edebileceği, Dünya üzerinde aşık olduğu tek varlığı bu saatte yatağından sıçratarak uyandırmak akıllıca mıydı? Hayır, elbette değildi. sadece gelmesini umacaktı,O'nun, kolundaki işaretin alev aldığını hissettiğinde sıcacık yatağından kalkıp Fontana Di Trevi'ye gelebilme ihtimalini düşündüren tek şey umuttu...

Önce solundaki uçuruma, sonra sağındaki ormana baktı. Krem rengi paltosunun sol kolunu usulca sıyırdı, sonra eli cebine gidip Cennet'in Kılıcı'nı çekti. Bu yaptığı şey, ruhunun bütünlüğü için çok tehlikeliydi. Fakat kutsal babası kendisine zarar gelmesine izin vermezdi. Buna güvenerek hareketlerindeki kararlılığın zerre kadar azalmasına izin vermedi ve asasını 'C' nin üzerine bastırdı. İşaret yavaş yavaş ısınıp, parlak kırmızıya döndüğünde kadın Castiel'ın tam olarak nerede olduğunu zihninin derinliklerinde görebiliyordu. Bastırmayı keserek diz çöktü. Gözleri kapalı, yüreği heyecan tir tir titrerken kutsallığına konsantre olmakta zorlandı. Fakat yine başararak insan suretini kaybetti, gözlerinden yükselen ışıklara, açılan gölgeden devasa kanatlara bir de Cennet'in alevi eklenmişti. Etrafında hızlıca dönüyordu, yol boyunca meleğe eşlik edecekti anlaşılan. Kafasını kaldırıp ormana doğru baktıktan sonra içinden geçirdiği latince kelimeleri dışarı dökmeye başladı. Dua ettikçe sesi yükseldi, gözleri kapandı. Son sözcükleri vurgularken 'cristo' kelimesininin fazlaca geçmesi dikkat çekiyordu. Ve sustu. Birkaç saniye kımıldamadan bekledi, ve sonra kollarını kapatarak çapraz hale gelmelerinı sağladı. Zıplamaya hazırlanıyordu, ama epey yükseklere çıkacağı şüphesizdi... Bacak kasları kasıldı, ve tüm gücüyle kendini yukarı fırlattı. Yukarı fırlayanın sadece ruhu olduğunu fark etmesi için kımıldamadan duran bedenini görmesi yeterliydi. Devasa kanatlı melek sureti göğe yükselip, Kutsal Baba'sıyla buluşmaya gidiyordu. Birkaç saniye sonra ortadan kaybolan melek suretinini altında yatan beden gözlerini açtı...

Öksürüyordu, enerjisinin tamamını kaybederek çimlere yığılmıştı. Açtı, susuzdu, aylardır uyumuyordu. Castiel'ın kutsallığıyla ayakta duran Matthew Dean Wood'un ta kendisi, yardıma muhtaç bir şekilde yerdeydi şimdi. Melek giderken ortaya çıkarttığı patlamayla asayı bilmediği bir yere uçurmuştu. O'nu arayacak mecali yoktu, tek umudu ya Cass'ın geri dönmesi, ya da birinin adamı bulmasıydı. Konuşmak için nefesini topladı, ve güçsüzlüğünden beklenmeyecek şekilde haykırmayı başardı ilk kelimeleri. Sonlara doğru sesi kısılmış, en sonunda kendisinin duyabileceği hale gelmişti. Ayrıca arkasında bir cadının tüm olan biteni izlediğinden habersizdi...


"Bu kadar kötü duruma düşeceğimden bahsetmemiştin seni pislik! Ahh... Bacağım... Lanet olsun..."



Damlamayın.

_________________


Sizler özel değilsiniz, eşi benzeri olmayan kar tanesi değilsiniz. Sizler paranız kadar değilsiniz, sizler işiniz, kredi kartınızın limiti değilsiniz.

Sizler şarkı söyleyen, dans eden pisliklersiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eléa Phémbarl
Esrar Dairesi Başkanı
Esrar Dairesi Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 404
Yaş : 29
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : LigHt siDe
Kan Durumu : Pure
Asa : Antéchrista
Rp Yaşı : 24
Patronus : Kraliçe Arı
Rp Sevgilisi : Castiel
Özel Yetenek : Veela
Kayıt Tarihi : 27/11/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Leaving The Vessel // Bedeni Terk Etmek   Çarş. 24 Şub. 2010, 20:27

Tüy kalemi elinden arada bir kayıyordu. Bir yandan Nelly’nin kendisi için hazırladığı sıcak sütü yudumluyor, diğer yandan da arada bir götürüp elini rasgele daldırdığı tabaktan bir bisküvi daha alıyordu. Başladığı raporu ofiste bitirememiş bu yüzden eve getirmişti. Hala üzerinde kazağı ve altında kotuyla oturuyordu. İş yerinde unuttuğunu anladığı evrakı o kılıkta almaya gittiğinde, uzun zamandır kendisiyle karşılaşmayan , sadece buyurucu tavırlarını asistanından dinleyen stajyerlerden biriyle karşılaşmıştı. Kızın şaşkın bakışlarına karşılık yaptığı espriyle karışık açıklamadan sonra ofise girmişti. ‘’ Ne var, ben de en az senin kadar normal sayılırım. ‘’ Kızın gülmekle susmak arasındaki seçimini fark ettiğinde daha fazla zorlamamak için ofiste oyalanmadan çıkmıştı. Her zamanki buyurganlığı üzerinde olmadığından ufak bir dipnotla geceyi geçirmesine yetecek kadar sıkıcı malzeme verdi zavallı stajyere. ‘’ Benim için masamın üzerindeki dosyaları tarih sırasına göre yerleştirir misin lütfen.’’ Sorudan çok ikna edici bir rica tadında gelen cümleden sonra, kıza göz kırpıp çıkmıştı kokusunun sindiği ofisten. İyi bir gününde sayılırdı. En azından birkaç gündür cinayetlere ara verilmişti. Bir şekilde müşteri bulamıyor olması, simyacının köşeye sıkışmak üzere olduğunu gösteriyordu. Kara büyünün etkisinde geçirdiği nöbetler azalmıştı. Yanı sıra bir çeşit tılsımla korunuyordu. Bunun için ricasını kırmayan eski dostuna bir ara teşekkür etmeliydi.

Diana’nın yokluğundan sonra ev eski düzenine girmişti yavaş yavaş. Her ne kadar hala tek başına orada yaşamaya alışamasa da, ailenin sürekli nazik olması onu cesaretlendiriyordu. Walter ailesinin bir parçası haline gelen Eléa, olduğu yeri benimsemekle kalmamış, korumaya da başlamıştı. Tüm enerjisini evin etrafına koruma büyüsü sabitlemek için harcadığı birkaç gün boyunca, kendisine destek veren aileye minnettardı. Ne de olsa başına gelenleri biliyorlardı. Hiç birine kara büyünün pisliği bulaşsın istemiyordu. Bu sebepten ısrarla kalkanı oluşturmuş ve sabitlemişti. Periyodik olarak kontrol ediyor ve gücünden bir kısmını oraya aktarıyordu. Şimdilik kalkanı delmeye cesaret edemeyen simyacıdan hamle beklemekle yetiniyordu.

Tüy kaleminden damlayan mürekkep kağıdın üzerinde büyümeye başladığında sessizce küfretti. Aniden kolunda beliren acıyla o anda uğraştığı bütün işi bıraktı. Bileğini çevirip C harfinin kızardığını ve yanıyor gibi kendisine acı verdiğini gördü. Oturduğu sandalyeyi devirerek ayağa kalktı. Ardından sırtının üzerine düşen tahta parçasına aldırmadan beyninde beliren görüntüyle duraksadı. Castiel, tepedeydi. İlk konuştukları yerde. Asasını elinin içinde sıkıca tutup gözlerini kapadı. Kokusuz bir boşlukta yuvarlanır gibi geçen zaman diliminden sonra gözlerini açtı. Hafifçe sendeledi olduğu yerde. Kendisine arkası dönük olan büyücünün omuzlarının yere nasıl yaklaştığını ve hırıldayan sesinin boğazından nasıl zorlukla yükseldiğini duydu. Kollarından çekilen sıcaklığın ve enerjinin bir an için kendisini yere yığacağını sandı. Bir ışık huzmesi olduğu yerden yükseğe giderken, dizlerinin üzerine ardından da yere yığılan bedene baktı. Koşarak yanına gitti. Burnundan soluyarak koluna girip büyücüyü dizlerinin üzerine taşıdı. Konuşmak ister gibi ağzını açışına karşılık şaşırdı. Castiel, o değildi. Bedenini terk eden meleğin ardından sıradan bir büyücü kalmıştı geriye. Olayın iç yüzünü bilmediğinden üzülmesi ya da sevinmesi gerektiğine karar veremedi. Asasını büyücünün dudaklarına yaklaştırdı. Eli saçlarında gezerken yaptığı büyüyle asadan sızan temiz su, kollarındaki adamın ağzını doldurdu. Konuşmak isteyip de zorlanıyormuş gibi görünen büyücüyü susturdu. ‘’ Şşş… Konuşma Dean. Bir süre sessiz kal. Bana anlatmak için vaktin olacak, biliyorum.’’ Sol elinin tersini büyücünün alnına dayadı. Okşayışı alnından yanağına indiğinde, iyi olduğuna emin olduğu sevgilisine bakıp gülümsedi. ‘’ Canın yanıyor mu? ‘’ Sorduğu soruda mantık aramıyordu veela. Yalnızca, önlem alıyordu.

_________________

Mmm, a little bit of heaven, but a little bit of hell
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Matthew Dean Wood
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 905
Yaş : 25
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar!
Tarafı : Kutsal Güç - Tanrı'nın Aydınlığı
Kan Durumu : Safkan
Asa : Cennet'in Kılıcı
Rp Yaşı : 26
Patronus : Mantikor
Rp Sevgilisi : Kutsal bedenime düşen ilk yağmur damlası;
Eléa...

Özel Yetenek : Çatalağız
Kayıt Tarihi : 17/10/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Leaving The Vessel // Bedeni Terk Etmek   Ptsi 01 Mart 2010, 14:31

Kendisini yerçekiminin aksi yönünde hareket ettirerek kaldırmaya çalışan elleri hissettiğinde, şimdilik ölmeyeceğini anlamıştı. Gözleri kapalı bir şekilde kendisine ikram edilen suyu kana kana içtikten sonra, duymayı umduğu ses tonunun yankıları kulaklarına çalındı. Eléa, buradaydı, büyücünün yanıbaşındaydı. Ruhunun bir parçası eksilmiş olan ve daha önce açılmış olan bir savaş yarasından bir şelale misali akan kanları vücudunu kırmızıya boyayan büyücünün herhangi bir soruya verebilecek mecali yok gibiydi. Fakat karşısındaki bedenin gerçekliğinin verdiği güç, Matt'e konuşabilme yetisi bahşetmişti...

"Ben..iyiyim."


İçinde bulunduğu durumu düşündükçe içini kaplayan gereksiz bir utancın sonucunda kalkmaya yeltenmesiyle yere düşmesi bir olmuştu Matt'in. Kanayan bacağına uyuşmuş ellerle uzanıp pantolonunu yırtarak yarayı ortaya çıkarmıştı. Eli krem rengi paltosunun cebine uzandığında kavrayabilidiği tek şey boşluk oldu, asası hangi cehennemdeydi? Cadı, büyücünün çaresiz arayışını fark etmiş gibiydi, yaptığı basit bir çağırma büyüsüyle Cennet'in Kılıcı birkaç metre öteden havalanıp O'nun eline uçmuştu. İki asayı da kullanarak fısıldadığı şifa büyülerinin verdiği güven duygusuyla gözlerini kapadı Matt. Ruhunun diğer parçasına acilen ihtiyacı vardı, fakat onun şu an az önce yükseldiği gökte, yeni görevleri aldığını biliyordu. O'nun kutsallığıyla ayakta kalan bedeni, yokluğunda bir anda harap olmuştu. Açlığı midesine baskı yaparken susuzluğunu gideren sevgilisine minnettardı. Ve o cadı, ne olup bittiği konusunda bir şeyler bilmeyi hak ediyordu elbette...

"Castiel yukarıda. O'nunla...


Bu muydu şimdi? Evet buydu. En azından bu durumda yapabileceğinin en iyisi buydu, hissettiği acıların oluşturduğu homojen karışıma daha fazla direnememiş, baygın bir halde gözlerini kapamıştı adam. Ruhunun eksik tarafı olan sağ tarafı yavaş yavaş buz kesiyordu, normal değildi bu durum... Sonrasında soğuk tüm bedenini kaplamıştı, kuru bir ayazdı ve ciğerlerini yakıyordu. Cadının da bunu hissedip hissetmediğini merak etti, ve bu merakı yorgunlukla yaptığı savaşı kazanarak, gözlerini ağır ağır açmasını sağladı...

Evet, işte oradaydı. Kaç tanelerdi sayamıyordu, ümitsizlik ruhunun derinliklerine işlerken burada ölüp gideceğini düşündü. Daha kötüsü, ruhu emilecekti. Karanlık taraf Matt'în ölümüyle başka bir zafer daha kazanacaktı. Ve Eléa... Hayır, bunun olmasına izin veremezdi. Asasını geri istiyordu, ve elini cadıya uzatmıştı. Şu durumda bile başarılı bir patronus çıkarabileceğine olan inancı tamdı, yaptığı en iyi büyü buydu çünkü...

_________________


Sizler özel değilsiniz, eşi benzeri olmayan kar tanesi değilsiniz. Sizler paranız kadar değilsiniz, sizler işiniz, kredi kartınızın limiti değilsiniz.

Sizler şarkı söyleyen, dans eden pisliklersiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eléa Phémbarl
Esrar Dairesi Başkanı
Esrar Dairesi Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 404
Yaş : 29
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : LigHt siDe
Kan Durumu : Pure
Asa : Antéchrista
Rp Yaşı : 24
Patronus : Kraliçe Arı
Rp Sevgilisi : Castiel
Özel Yetenek : Veela
Kayıt Tarihi : 27/11/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Leaving The Vessel // Bedeni Terk Etmek   Perş. 04 Mart 2010, 22:44

Dizlerinin dibinde yatıyor olan büyücü, içtiği suyun etkisiyle kendisine gelir gibi olmuştu. Eléa, sevgilisinin ölesiye uzak kaldığını biliyordu bir insanın hayatta kalması için yapması gerekenlerden. Castiel, her ne kadar hayatını değiştirse de, aşık olduğu adamın bedenini hor kullanıyordu. Bunun farkında olmasını sağlayan tek şey şu anda dizlerinin dibinde yatıyor olması değildi. Onu her görüşünde, gözlerinin altındaki halkalar koyulaşıyordu. Uykudan uzak kalması da hiç iyi olmamıştı Dean’ın bedeni için. ‘’ Lanet olası…’’ Sevdiğine lanet okuyordu. Bedeninden çıkıp giden melek konuştuğu asıl kişi miydi? Yoksa düşüncelerini Dean’ın dudaklarından mı akıtıyordu öğrenmek istiyordu. Ancak Castiel geri dönene dek büyücünün gücünü toplayacağından emin değildi. Hatta, buna ihtimal vermiyordu.

Olduğu yerde hafifçe kıpırdanarak bedeni iyice kendisine doğru çekti. Yüzündeki acı ifadesinden sonra bacağındaki yarayı ortaya çıkaran büyücü, kaybettiği gücün etkisiyle sakin duruyordu. Belli ki kendisini iyileştirmek için asasını arıyordu kaşlarını çattığında. Eléa şefkatli bir gülümseyişin yüzünü sarmasına izin verdi. O durumda bile kendisini yormak yerine, gücünün son zerresini harcıyordu. Elini Dean’ın eli üzerine koydu. Kendi asasını da kullanarak onunla birlikte, elbette ondan daha güçlü mırıldandı. Eli onunkinin üzerindeyken, kendi gücünden birazını ona aktardı. Yara hızla daha iyi görünmeye başladı. Sonunda iki yandaki deri bir araya geldi ve şifa vermekten yorgun düşen büyücü, gözleri kapalı Eléa’nın kucağına yığıldı. Zorla ittiği kelimeler cadının kulağına dolduğunda, sebepsiz bir rahatlama hissetti. ‘’Demek gitti. ‘’ Büyücünün dönecek der gibi bakışına aldırmadı. Gözleri kapandığında, güçsüzlüğünü iyiden iyiye hissediyor olduğunu anladı. Anlayışla bekledi biraz olsun sakinleşmesi için. Dean, Castiel olmadan da, oldukça güçlü ve yetenekliydi. Onu hala heyecanlandırmasının sebebi bu olabilirdi. Bu haldeyken bile.

Parmaklarını kendini bırakması için Dean’ın saçları arasında dolaştıran Eléa, çiy düşmüş gibi omuzlarında bir serinlik hissetti. Ne yaparsa yapsın ürpertisine engel olamadığında bu hissi tanıdı. ‘’Ruh emiciler! ‘’ Fısıltısı kesik bir tıslama gibi çıkmıştı. Tırnakları avuçlarına batar gibi sıktı yumruklarını. ‘’ Burada ne işleri var?! ‘’ İçinden bir ses birini aradıklarını söylüyordu. Bakanlıktan habersiz ruh emicilerin bir yerde bulunması imkansızdı. Azkaban’dan başka bir yerde başıboş bir ruh emiciye rastlamak kötü şanstı. Zira şu anda başlarına gelen her şeyi bu çerçevede değerlendiriyordu Eléa. Gücünü neredeyse tamamen tükettiğini düşündüğü büyücü asasını kavramaya uğraşırken şaşırdı. Kendilerine doğru gelirken aklında beliren anı, mutludan ziyade buruk bir taneydi. Hemen önünde açılmış kanatlar, biraz uzağında yüzlerce yılan, tıslamaları arasında cennetin kokusu ciğerlerine dolan ve korku dolu bir sesin kendisini azarlayışı…

Yavaşça kaldırdığı asasından çıkan kızıl kıvılcımı izledi. Ardından ışığa dönüşmesini ve bir testrali oluşturmasını. Yaratığın iskeleti, göründüğünün aksine, oldukça güçlü bir ışık yayıyor ve güçlü bir kalkan oluşturuyordu. Kısa süre sonra, kendisine bir başka patronusun katıldığını gördüğünde afalladı cadı. Öyle ki, kalkanındaki güç bir anda yok oldu ve sadece bir kalkan kaldı. Hiç zorlanıyormuş gibi görünmeyen yüzüne baktı Castiel’in. Elini boşta olan eline doladı. Kalkanını kuvvetlendirip dağılmaya başlayan ruh emicilere gönderdi. Olduğu yerde doğrulan büyücü hala çok kuvvetliydi. Eléa konsantresini bozmamaya çalışırken düşünceler inadına beynine doluyordu. Vicdanı sakince söylenmeye başladı.

‘’ Onu geri yollama. Castiel’i geri yollama. O, sen olmadan da yeterince güçlü. Rahat bırak bizi artık.’’

Varlığında omzundaki yükü düşündü. Yokluğunda ne kadar rahat olacağını. Tehlikenin boyutlarını düşündü içinde bulunduğu. Castiel olmadan yaşayacakları kısmen sıradan hayatı. Korumasını düşündü güçlerinin. Hayır, Dean çok güçlüydü. Eléa, dua eder gibi gözleri yaşarmış, sonuncu ruh emiciyi de kovmalarının ardından olduğu yere yığılan bedene baktı. Yanına çöküp başını avuçlarının arasına aldı. Faydasız olduğunu bilse de ufak bir öpücük bıraktı büyücünün sıcak dudaklarına. ‘’ Biraz sakinleşelim. ‘’ Hala şaşkındı endişeli olmaktan öte. Patronusunu asasından yeniden çıkardı. Bakanlığa haber vermesi için Raistlin’e yolladı. Zihniyle yüklediği mesajı kelimelere dökecek olan testral uzaklaşırken, Eléa biraz daha kendine gelmişti. Yeniden büyücünün araladığı dudaklarını suyla ıslattı. Yaralı değildi. Susuz da. Sadece güçsüzdü. Kolundaki C harfine takıldı gözü. Dengesiz davranarak merakına yenik düştü. ‘’ Peki, ne zaman geri dönecek? ‘’

_________________

Mmm, a little bit of heaven, but a little bit of hell
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Matthew Dean Wood
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 905
Yaş : 25
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar!
Tarafı : Kutsal Güç - Tanrı'nın Aydınlığı
Kan Durumu : Safkan
Asa : Cennet'in Kılıcı
Rp Yaşı : 26
Patronus : Mantikor
Rp Sevgilisi : Kutsal bedenime düşen ilk yağmur damlası;
Eléa...

Özel Yetenek : Çatalağız
Kayıt Tarihi : 17/10/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Leaving The Vessel // Bedeni Terk Etmek   Ptsi 22 Mart 2010, 12:07

Ruh emicilerin büyük bir hızla iki bedene doğru süzüldükleri anda cadının asasını çekip Matt'i korumaya alması, yarattığı büyük patronusun aldığı testral şeklinin yaratıklarla savaşa girmesi üzerine büyücü tüm konsantrasyonunu ve gücünü aynı yöne kanalize etti, asasına. Aklına gelebilecek en güzel anı düşündü, çiseleyen yağmur altında hafif hafif ıslanan, gölgeden kanatlar tarafından etrafı çevrelenmiş iki insan vardı anılarında. Tutkuyla birleşen dudaklar, uuzn süren özlemin dinmesi, rahatlatıcı daha birçok duygu seli akmıştı o an adamın bedeninden. İşte o an, büyücüye güç verdi. Büyülü sözcükleri zihninden söylerek sözsüz bir patronus çıkarttı elinden gelen tüm kuvvetle, oluşan devasa mantikor testrale katıldı. Karanlık ile aydınlığın savaşının kısmi portresi gözlerin önündeyken, büyücünün gücü büyük bir hızla azalıyordu. Başını geriye yaslayıp gözlerini kapamadan önce gördüğü son sahnede aydınlığın zaferi vardı...

Baygın halde sayılabilirdi, bilinci neredeyse kapalıydı. Hogwarts yıllarındaki Matt'ten eser yoktu neredeyse, bedeninin içinde Castiel olmayınca neden bu kadar güçsüz duruma düşmüştü? Bilinci, içinde bulunduğu duruma bakıldığında beklenmeyen bir hızla sorusuna yanıt verdi, Castiel Matt'in bedenine sonradan giren bir varlık değildi. Büyücü kendini Tanrı'ya adadığında, tek parça olan ruhunun yarısı kutsallaşmış ve bir melek olarak gücüne güç katmıştı. Şu an, ruhunun diğer parçası Kutsal Lord'un yanındayken, yarım kalmış bir ruhla, bir patronus yapabildiği için şanslı sayılırdı. Cadının sorusunu duymadı, gözleri kapalı halde kaderini bekledi...

Tam tepelerinde birdenbire beliren bir ışık patlamasıyla gökyüzü aydınlandı ve kara bulutların arasından yeryüzüne inen devasa bir silüet görüldü. Cadının bayılmadan önce kullanabildiği son duyusu, cennetin kokusunu ciğerlerine dolduran koklamaydı. Gelişinin kuvveti zaten baygın olan bedene etki etmemişti, Castiel, ruhunun diğer yarısının güçsüzlüğünü görünce elini daha çabuk tuttu. Ve birkaç milisaniye sonra, birleşmiş güç ayaktaydı. Meleğin kudreti artık devasaydı, Tanrı ile olan görüşmesinden sonra yaydığı enerji paha biçilemezdi. Sol elinin parmaklarının basit bir hareketiyle bilinci açılmıştı cadının, birazdan gözleri de açılacaktı. O gözler açıldığında göreceği farklı Castiel'a alışabilecek miydi? Bu gücü zapt eden bir varlığa dayanabilecek miydi? Bilinmezliklerle dolu bir evrene birkaç soru daha eklenmişti anlaşılan...

_________________


Sizler özel değilsiniz, eşi benzeri olmayan kar tanesi değilsiniz. Sizler paranız kadar değilsiniz, sizler işiniz, kredi kartınızın limiti değilsiniz.

Sizler şarkı söyleyen, dans eden pisliklersiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eléa Phémbarl
Esrar Dairesi Başkanı
Esrar Dairesi Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 404
Yaş : 29
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : LigHt siDe
Kan Durumu : Pure
Asa : Antéchrista
Rp Yaşı : 24
Patronus : Kraliçe Arı
Rp Sevgilisi : Castiel
Özel Yetenek : Veela
Kayıt Tarihi : 27/11/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Leaving The Vessel // Bedeni Terk Etmek   Cuma 07 Mayıs 2010, 15:28

Kolları arasındaki büyücünün gücünün tükenmeyeceğini biliyordu. Matthew’in gözlerinde, Castiel yokken bile gördüğü güç, cadıyı korkutmaya ve kendisine hayran bırakmaya yettiğinden, anılarındaki adamın kudretine ve dayanma gücüne hiç olmadığı kadar inandı. Bunu yaparken bir yandan da ona teninden aktarabildiği kadar veriyordu enerjisini. Düşlerinde bile bir an olsun hatırlamaktan vazgeçmediği güzel anıların pozitif enerjisi hücrelerini doldururken, sevdiği adama nasıl faydası dokunmazdı ki?! Elleri arasındaki saçlarını nazikçe okşadı yeniden. Daha sonra kapalı gözleri ardında gördüklerini merak ederek, büyücünün inip kalkan göğsüne baktı. Nefesinin düzenini takip etmek için bir an olsun gözlerini ayırmıyordu ondan. Bunu uzun süre yapmak zorunda olmadığını biliyordu. Eninde sonunda geri geleceğini bildiği meleğin sureti ışık olarak gözlerini kamaştırdığında, hayal kırıklığı içinde kıpırdamadan bekledi.

Rüzgarında tanıdığı huzur verici kokuyu taşıyan meleğin varlığına dayanamadığını, onun bir bedene hapsolmamışken tenine verdiği karıncalanmayı, ruhunda hissettirdiği gerilimi düşünürken, yavaş yavaş yok olmaya başlayan bilinciyle panikledi. Elleri arasındaki beden yanıyormuş gibi ısındığında, yalnızca hafifçe dudaklarını aralayabilmiş, elindeki asayı daha sıkı kavramaya çalışabilmişti. Gözlerinin beyazından başka bir şey kalmazken geriye, cadının gördüğü kısa süreli rüya bundan sonraki bütün hatıralarına ve yapacaklarına hükmedecekti.
Kollarındaydı onun. Beden değişmişler gibiydi. Gözlerinde görebildiği tek şey bir başka dünyanın yansımasıydı. Kendini ve Matt’i izliyordu gördükleri arasında seçebildiklerinden. Elleri arasında olan ellerine bakıyor, yüzüne dokunan parmaklarını öpüyordu. Beline sarıldığı güçlü büyücünün masum masum kendisini izleyişine gülümsüyordu. Ancak ne zaman ki ışık artıyordu, ellerinden kayıp gidiyordu büyücü. Varlığını çok daha yüce bir oluşa adıyor, Eléa’yı karanlığa geri yolluyordu. Cadının ruhundaki ışığı bile yok edecek, söndürecek kadar parlıyordu. Bütün varlığıyla kıskandığı, meleğin sonsuz aşkının tek ve gerçek sahibi olan Tanrı’yı hissediyordu. Ve ondan nefret ediyordu. Elindeki tek yaşama umudunu kendisinden öylece alıverdiği için.

Gözlerini açmadan önce etrafındaki sesleri duydu Eléa. Hala baykuşların ötebildiği ve rüzgarın saçlarının arasından nazikçe geçtiğini hissettiğinde hafifçe gülümsedi. Gözlerini açtığında birden bire az evvel gördüğü kabusa geri döndü. Karşısındaki bedenin etrafında dönüp duran, gitgide biraz daha azalan ama kesinlikle parlaklığını kaybetmeyen bir ışık vardı. Gözlerinde kendi gözlerini, bakışlarındaki korkuyu görebileceği kadar parlak ve kararlı ifadesi, kollarında aynı güç… Nefesini tuttuğunun farkına vardığında derin bir taneyi ciğerlerine doldurdu çevresindeki huzurlu havadan. Ve burnundan verdi sıcak karbondioksiti. ‘’ Demek döndün.’’ Mutlu olmalıydı. Sevdiği adam yeniden ayakta ve sağlıklıydı. Görebiliyordu ki yarasından eser yoktu ve hatta hiç olmadığı kadar genç ve sağlıklı görünüyordu. İçinde deli gibi akan kanı hissettiğinin bilincinde olan Eléa, sinirini yansıtmamaya çalıştı ama nafileydi. Nefes alışları göğsünü hızla indirip kaldırmaya başlamıştı bile. Yine de dizginledi nefrete yaklaşan kırgınlığını. Kollarını açıp sevdiği adamı yeniden ayakta görmenin sevinciyle sımsıkı sarıldı Castiel’e. Matthew’un bedenine ve varlığına olan muhtaçlığını düşünerek, yapısına ters bir insaniyetle duyumsadı onu. ‘’ Kendime geldiğimde ve normal bir günde, bütün bunları konuşacağız Castiel. Şimdilik sadece benimle ol. Bu geceyi olaysız bitirelim lütfen. ‘’

Bütün bu olanlar deliceydi. İnsan sevdiğinden korkar mıydı? Kim bu kadar zavallı bir yanlışa düşebilirdi. Tadını çıkarması, şımarık bir cadı gibi bu durumdan hoşlanması gerekmez miydi? Asla düşmesine izin vermeyecek, sımsıkı tutunabileceği güçlü bir bedenin kolları arasındayken düşündükleri yüzünden azarladı kendini. Normal olmaya çalışma isteğini bir kenara bıraktı. Ancak içindeki bencil dişi çoktan harekete geçmişti bile. Karşısındaki büyücü nasıl olağanüstü bir varlığın yansımasıyla parıldıyorsa, Eléa da bir o kadar sevgi dolu ve masum yaklaşıyordu ona. Bu ışığı sevgiyle söndürmesine yetecek kadar içten istiyordu her söylediğini. En azından sabaha dek. ‘’ Götür bizi buradan lütfen. Kollarında uyumak istiyorum.’’

_________________

Mmm, a little bit of heaven, but a little bit of hell
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Matthew Dean Wood
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 905
Yaş : 25
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar!
Tarafı : Kutsal Güç - Tanrı'nın Aydınlığı
Kan Durumu : Safkan
Asa : Cennet'in Kılıcı
Rp Yaşı : 26
Patronus : Mantikor
Rp Sevgilisi : Kutsal bedenime düşen ilk yağmur damlası;
Eléa...

Özel Yetenek : Çatalağız
Kayıt Tarihi : 17/10/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Leaving The Vessel // Bedeni Terk Etmek   Cuma 14 Mayıs 2010, 18:45

Aşk...

Damarlarında bu duygudan fazlasıyla vardu şu anda meleğin, lakin her aşk aynı olur muydu? Elbette olmazdı. Az önce Cennet'e kabul edilmişti, oradan geliyordu evet. Tanrı'yı görmekti umudu, yetersiz, limitli bedeninin görüp görebileceği en güzel varlığa bir kez olsun bakmak istiyordu. Cennet'in katlarını teker teker tırmandığında diğer melekleri görmüştü,En tepeye çıkıp lordunun kürsüsünün önüne geldiğinde başı öne eğilmişti. Bakamıyordu, bakamamıştı. Kendi iradesinden çok daha güçlü bir irade bunu engellemişti, sonrasında ise bakmaması konusunda tembihlenmişti zaten. Gereken görevleri almıştı ama, o mükemmel, o kusursuz, o kutsal sesi en yakından duymuştu. Fakat içinde yaşayan minik boyutlardaki insan iradesi Dünya'ya ayak basar basmaz harekete geçmişti. O'nu gözleriyle görmeyi tüm kalbiyle arzu etmiş, sesini yetersiz kılmaya çalışmıştı. Fakat Castiel neyin ne olduğunun tamamen farkındaydı. İnsan iradesini susturarak, yetinilecek başka bir sebep buldu. Dünya üzerindeki en güzel varlığı hala görebilirdi.

işte o varlık beline sımsıkı sarıldığı anda gözlerini O'na çevirdi, özlediği kokusunu ciğerlerinin derinliklerine sakladı. Beceriksizce saçlarını okşadı veelanın. Sonra sözcüklerini dinledi, evet dönmüştü. İki parçaya bölünmüş ruhun tek ortak noktası olan cadının yanındaydı şu an. Cevap vermedi. Sonrasında gelecek sözcükleri bekleyerek anın tadını hafızasına kazıdı. Aklına hücum etmeye çalışan ve üstünde uzun uzadıya düşünülmesi gereken yeni görevlerini kısa süreliğine kafasının arkasına itti. O an sadece Eléa'nındı...

İki beden bir anda yok oldu, çıt çıkarmadan, sessizce. Az önce üzerinde durdukları toprak artık Castiel için kutsaldı. Aradan geçen zamanın da yardımıyla veela'nın melek için ne kadar değerli olduğunu kavramıştı. Ve evet, bu kutsal topraklarda tanışmıştı O'nunla. Sessiz bir Roma akşamında, bu rüzgarlı ve yüksek tepede kiliseleri izlerken arkasından gelen tehditkar ayak sesleriyle dikkatini toplamış, arkasını döndüğünde gördüğü güzellik karşısında afallamıştı. O'nu karanlıktan burada çekip çıkarmış, aydınlığa kazandırmıştı. Eski anılar... Her zaman bu günden çekici gelirdi insana, meleklere...

_________________


Sizler özel değilsiniz, eşi benzeri olmayan kar tanesi değilsiniz. Sizler paranız kadar değilsiniz, sizler işiniz, kredi kartınızın limiti değilsiniz.

Sizler şarkı söyleyen, dans eden pisliklersiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eléa Phémbarl
Esrar Dairesi Başkanı
Esrar Dairesi Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 404
Yaş : 29
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : LigHt siDe
Kan Durumu : Pure
Asa : Antéchrista
Rp Yaşı : 24
Patronus : Kraliçe Arı
Rp Sevgilisi : Castiel
Özel Yetenek : Veela
Kayıt Tarihi : 27/11/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Leaving The Vessel // Bedeni Terk Etmek   Ptsi 31 Mayıs 2010, 18:37

SON

_________________

Mmm, a little bit of heaven, but a little bit of hell
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Leaving The Vessel // Bedeni Terk Etmek
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kullanıcı Aktif Etmek
» Reklamları yok etmek!
» Flood sistemini aktiv etmek
» PS: Resminizi Karikatürize Etmek (Resimli Anlatım)
» Kayıt Aktivasyonunu Deaktive Etme

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: World Tour :: Roma :: ¨Fontana Di Trevi -
Buraya geçin: