AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ~ İsa Portresinin Önünde

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Christian Dayrnt Black
Bakanlık Müsteşarı
Bakanlık Müsteşarı
avatar

Mesaj Sayısı : 57
Yaş : 22
Nerden : İzmir.
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Karanlık Taraf (c)
Kan Durumu : Safkan.
Asa : Zirvenin Yükü.
Rp Yaşı : 23.
Patronus : Centaur
Rp Sevgilisi : Bulur belki. xD
Özel Yetenek : Animagus * Hipogrif
Kayıt Tarihi : 18/01/10
Ruh Hali :

MesajKonu: ~ İsa Portresinin Önünde   Cuma 22 Ocak 2010, 19:12

Paris’in tenha sokaklarında, güneşin batışından birkaç saat sonra, siyah ayakkabısının tıkırtıları arasında yürümek o kadar hoşuna gidiyordu ki, bu eylemi ertesi günün sabahına kadar gerçekleştirebilirdi. Düşüncelerine yoğunlaşmıştı ve etrafında olup bitenin farkında bile değildi. Aslında bunun ikinci sebebi de etrafında hiçbir olayın gerçekleşmemesiydi. Fena bir gün geçirmemişti, en azından ustalıkla yalan söyleyebilmişti. Bakanlıkta onlarca sorunlu belgeyle uğraşmıştı, okuldan mezun olup bu mesleği seçerken bunları göze almıştı hâlbuki. Yine de bu kadar yoğun ve yorucu bir iş olacağını düşünmemişti. Daha çok Bakanlıkta boş boş dolaşıp, maaşını alacağını zannediyordu. Okul hayatı boyunca mezun olmak istediğini düşünmüştü, artık bir işte çalışmak istiyordu, yetişkin olmak istiyordu, kendi düzenini kurmak istiyordu. Fakat bunları hayal ettiği gibi gerçekleştirememişti. Bir iş bulmuştu, fakat o kadar yorucu ve sıkı bir temposu vardı ki zamanın nasıl geçtiğini bile anlamıyordu. Günler ardı ardına devriliyordu ve Christian sadece bu günlerin arasında kaçışan bir fare gibiydi. Bir günün altında ezilmemek için önce bir sonraki günden kurtulması gerekiyordu. Çünkü geleceğini koruması için önce geçmişinden başarılı bir şekilde kaçmalıydı. Şu ana kadar da başarmış sayılırdı, ne kadar dayanacağını bir tek Tanrı bilirdi. Yetişkin olmuştu elbette, her çocuğun veya her bebeğin bir gün olacağı gibi. O kadar başarılı bir yetişkinlik değildi yinede. İşi ve savaş tarafları arasında koşuşturması yüzünden doğru dürüst arkadaşlık ilişkileri olmamıştı hiçbir zaman. Okulda bile çekingen ve sessiz tavırları yüzünden yalnız kalmıştı hep. Şimdilerde ise en azından insanlarla konuşabiliyordu. Eskisine nazaran daha iyiydi. Kendi düzenini ise asla kuramayacaktı. Çünkü o bir Black’ti. Ailesi onun yerine tüm kararları verir ve satranç tahtasına Christian’ı istedikleri yönde yönlendirebilirlerdi. Ailesinin sıkı baskısının altına girmiş gibi davranmak onu daha da zorluyordu. Aslında bir casus olduğunu o kadar az kişi biliyordu ki bir avuç insanı geçmeyeceğini düşünüyordu. Bu da durumu daha da zorlaştırıyordu. Kendi evinde, ailesinin yanında bile rahat edemiyordu, sürekli tetikte kalmak zorundaydı. Bakanlıkta zaten durumu daha zordu, taraf çatışmaları asaya gerek kalmadan, sözlü olarak o kadar ilerlemişti ki yakında asanın çekileceğini biliyordu. O zaman ne yapacaktı? Gerçekten iyilik için çalışan kişileri öldürmeyi mi seçecekti yoksa casus olduğunu ortaya çıkartıp karanlık taraftakilere mi saldıracaktı? Evet, okuldan mezun olmayı başarmıştı fakat artık yarını bile çıkartmakta endişeleniyordu. O kadar arada kalmıştı ki onu aydınlık taraftakiler de karanlık taraftakiler de öldürebilirdi. Yaşamı, öğrencilik yıllarındakinden daha kötü bir hal almıştı. O sıralarda en azından Slytherin’e girmeyi başarmıştı ve evde o kadar şüpheci yaklaşımlar yoktu. Şimdi kolundaki o lanetli dövmenin olmasın karşın bazen davranışlarını kontrol edemeyip öyle sıkıntılara düşüyordu ki pijamasının cebinde asasını hep taşıyordu.

İçersi karanlık ve kırmızı spotların yandığı bir barın yanından geçerken tüyleri diken diken oldu. Duvarların hepsinde beş köşeli yıldızlar vardı ve bunu görmek bile Christian’ın içindeki nefreti güçle harmanlayıp tüm binayı yıkmasına yetebilir. Daha din inancının ne olduğunu bilmeyen bir insan geleceğine değil şimdi olduğu duruma bile sahip çıkamazdı. İçeri girebilir ve hepsini teker teker öldürebilirdi, bunu yapabileceğini biliyordu. Yinede bunu yapmadı. Eğer öyle yaparsa onlardan bir farkı kalmazdı. Tekrar kafasını önüne eğdi, ellerini kalın paltosunun cebine soktu ve yürümeye devam etti. Bir kiliseye gitmek istiyordu. Biraz orada huzura ermek istiyordu. Adımlarını aklında bir nebze olsun kalmış olan en yakın kiliseye çevirdi ve yürümeye başladı. Hızlı adımları sert zemin üzerine ilerlerken hareketleri soğuk havanın etkisiyle daha da sertleşmişti. Kalın paltosunun altına bile işleyebilecek bir soğuk hava hâkimdi Paris’e. Gözlerini kısmıştı, soğuk hava o kadar deliciydi ki ağlıyormuş gibi gözleri sulanmaya başlamıştı. Çatlamak için gergince bekleyen dudakların yanından geçtiği duvarın üzerindeki afişi görünce ince yarıklarından kanlar çıkarken çatlamıştı. Günlerdir Christian’ın gülümsemesini sağlayan tek şey karşısındaydı işte. Dudaklarını yaladı ve kilise planını biraz erteleyerek kaçırmak istemeyeceği resim sergisinin bulunduğu müzeye adımını attı. O kadar hızlı yürüyordu ki etrafındaki diğer resimlerle hiç ilgilenmiyordu. Sadece hedefine doğru ilerliyordu. Karşısında sadece bir kişinin bulunduğu resim o kadar saygı görmüyor gibiydi. Hızlı adımları garip desenli kırmızı halı üzerinde yavaşladı ve resimle ışığı güzel bir açıya aldı ve İsa’nın Portresi’ni görebilmek için gözlerini iyice açtı. Gerçekten çok ihtişamlı gözüküyordu. Yanındaki insana baktı, o da tabloyla ilgileniyormuş gibiydi. “Dinini bilemeyen, peygamberini tanıyamaz!” diye mırıldandı dudaklarının arasından. Sonra kafasını çevirdi ve adama sertçe baktı. Sokakta görse o kadar dikkatini çekecek bir adam değildi. Tekrar sert bakışlarını tabloya çevirdi ve gözlerinde inanç ve şefkat belirdi. Olduğu yeri bir an için unutmuştu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Matthew Dean Wood
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 905
Yaş : 25
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar!
Tarafı : Kutsal Güç - Tanrı'nın Aydınlığı
Kan Durumu : Safkan
Asa : Cennet'in Kılıcı
Rp Yaşı : 26
Patronus : Mantikor
Rp Sevgilisi : Kutsal bedenime düşen ilk yağmur damlası;
Eléa...

Özel Yetenek : Çatalağız
Kayıt Tarihi : 17/10/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ İsa Portresinin Önünde   Cuma 22 Ocak 2010, 21:20

Okuldan arta kalan zamanlarında Aaron ile karanlık büyücü avına çıkmak epey yorucuydu Cass için, son günlerinde hiç durmadan çalışıyordu. Tanrı ona bu emri vereli yaklaşık bir ay olmuştu. Aydınlık adına yararlı olacaktı ve bunun için tüm enerjisini kullanmak zorundaydı. Dinlenmek için gittiği yerlerde yaşadığı kötü olayların, anıların sonucunda farklı bir yere gitmek istedi. Aslında bu fikir Eiffel Kulesi'nin tepesinde gelmişti aklına, neden Louvre'a gitmiyordu?

'Tanrı'nın Oğlu'nun ünlü portresinin namını daha önce duymuştu, fakat hayatı yeterince karmaşık olduğundan bunu henüz gerçekleştirememişti. Fena halde yaralanmıştı bi kere, Tanrı'nın ona bahşettiği yetenekler olmasa en az bir ay kıpırdamaması gerekirdi. İyileştiğine şükrediyordu, tanrı'nın one emanet ettiği bedeni korumak onun göreviydi..

Louvre müzesine girdiğinde sıradan bir muggle kıyafeti vardı üzerinde. Krem rengi yağmurluk, mavi kravat, siyah ceket, beyaz gömlek. Her zamanki kıyafetleriydi, onların hikayesini bilen insanlar dışında Matt'e mantıklı gözle bakan büyücü yoktu. Adımları her zamanki gibi ağır değildi, İsa'nın Gömülüşü'nü arıyordu hızlı hızlı. Nadiren sabırsızlanırdı, ve o anlardan biriydi bu. Tablonun önüne geldiğinde etrafta kimsenin olmadığını görmüştü, onun için biri olsa da fark etmezdi zaten. Sükunetle inceledi sanat eserini, kutsallığının arttığını hissetti içten içe. Kaybettiği gücünü toparladı...

Sonrasında yanında beliren başka bir silüet olduğunu fark etti. Aldırmadan resmi izlemeye devam etti. Fakat adam ona dönmüş ve enteressan bir cümle kurmuştu, daha önce duymadığı bir muggle sözü gibi geldi kulağa. Aldırmadan resmi izlemeye devam etti, ama adam cevap bekliyordu belli ki...


Dios le perdone, a su vez, aquellos que rechazan el perdón no"


_________________


Sizler özel değilsiniz, eşi benzeri olmayan kar tanesi değilsiniz. Sizler paranız kadar değilsiniz, sizler işiniz, kredi kartınızın limiti değilsiniz.

Sizler şarkı söyleyen, dans eden pisliklersiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Christian Dayrnt Black
Bakanlık Müsteşarı
Bakanlık Müsteşarı
avatar

Mesaj Sayısı : 57
Yaş : 22
Nerden : İzmir.
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Karanlık Taraf (c)
Kan Durumu : Safkan.
Asa : Zirvenin Yükü.
Rp Yaşı : 23.
Patronus : Centaur
Rp Sevgilisi : Bulur belki. xD
Özel Yetenek : Animagus * Hipogrif
Kayıt Tarihi : 18/01/10
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ İsa Portresinin Önünde   C.tesi 23 Ocak 2010, 12:14

Portrenin ihtişamlı görüntüsü karşısında kendisini o kadar aciz bir varlık olarak görüyordu ki gözlerini tabloya sabitlemekten korkuyor gibiydi. Hayatında hiçbir şeyden korkmamasına rağmen şimdi bu durum o kadar da iç açıcı değildi. Kendisinden utanmaya başlamıştı biraz. Tablonun altın çerçeveleri o kadar ihtişamlı görünüyordu ki Tanrı’nın Oğlunun çektiği tüm işkenceleri unutturup, onu zengin zannettirebilirdi. Tabii ki Yüce İsa hiçbir insanın elde edemeyeceği bir zenginliği elde etmişti. Onun daima sevmek ve kin gütmemek gibi bir özelliği vardı. Fakat durup bir düşünüldüğünde Dayrnt bile bazen bu özelliklerini yitiriyor ve çıldırıyordu. Dinini çok iyi bildiğini savunsa da bazı yerlerden açık veriyordu ve bu tüylerini diken diken etmeye yetiyordu. Kendi açıklarını kapatmadan başkalarını yargılamaya hakkı yoktu, bunu bile çiğnediğinin farkında değildi. İsa’nın bakışlarının değiştiğini ve sertleştiğini görür gibi oldu. Bu Christian’ı birkaç adım geriletti. Kafasını önüne eğdi ve hiçbir ses çıkartmadan öylece durmaya başladı. Altındaki desenli halının üzerindeki şekilleri incelemeye başlamıştı ki kulağına bir ses geldi. Biraz önce yanında duran adamın sesiydi bu. Bakışlarını kaldırıp ona baktı. Garip bir şeyler söylüyordu ve Dayrnt ne demek istediğini anlamamıştı. Bakışları biraz daha sertleşti ve adamın ağzında gevelediği şeyin ne olduğunu son bir kez anlamaya çalıştı. Yararı yoktu, adam her ne dediyse başka bir dilde söylemişti bunu.

“Ortak dilimizde konuşmaya ne dersin? Aksi takdirde ben senin ne dediğini anlamayacağım,” dedi sert bir ifadeyle. Adamın onu fazla umursamadığı ortadaydı. Nedense garip bir adam gibiydi. Tam bir Muggle görünümüne sahipti. Üzerine giydiklerinin hiçbir önemi yok gibiydi, aksine çok sıradandı. Konuştuğu dili Dayrnt anlamamıştı, belki bir turist olabilirdi. Fakat çevresindeki aura o kadar güçlüydü ki Dayrnt buna inanmak istemiyordu. Gözlerini kısıp onu bir inceledi. Rengi göze hiç hoş durmayan yağmurluğu dışında ilginç bir yanı yoktu. Gözlerini ondan aldı ve tekrar portreye çevirdi. Artık kiliseye gitme vakti gelmiş gibiydi. Bu tabloya kendi eksiklerini görmüştü, şimdi ise Tanrı’nın Evi’nde bu eksikleri gidermek istiyordu. Arkasını döndü, aceleyle girdiği sıcak müzeden yavaş adımlarla çıkışa doğru ilerliyordu ki birden arkasından bir şeyler duydu. Topukları üzerinde arkasını döndü ve adama baktı.

Adam Dayrnt’ın farkında değil gibiydi. Bu sefer Dayrnt’ın anlayabileceği bir dilde konuşuyordu fakat Dayrnt duyabilecek mesafede değildi. Adımlarını tekrar geldiği yolda geri çevirdi ve ilerlemeye başladı. Adamın sözlerini duymak istiyordu. Birkaç büyük adımda tekrar adamın yanına gitti. Adam hala onu umursamıyor gibiydi. Dayrnt dik dik suratına baktı. Söylediği şeyleri kaçırmıştı. Birkaç daha söylemesini isteyecekti ki adam bakışlarını ona çevirdi ve tekrar konuşmaya başladı. Dayrnt sadece adamın sesine yoğunlaşmıştı, başka hiçbir şey duymuyordu. Bu güçlü auranın ve değerli sözlerin vücudunun her noktasına erişmesine izin verdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Matthew Dean Wood
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 905
Yaş : 25
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar!
Tarafı : Kutsal Güç - Tanrı'nın Aydınlığı
Kan Durumu : Safkan
Asa : Cennet'in Kılıcı
Rp Yaşı : 26
Patronus : Mantikor
Rp Sevgilisi : Kutsal bedenime düşen ilk yağmur damlası;
Eléa...

Özel Yetenek : Çatalağız
Kayıt Tarihi : 17/10/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ İsa Portresinin Önünde   Ptsi 01 Şub. 2010, 13:41

Adamın ortak dilde söylediği iğneleyici cümleler, büyücü olmasının verdiği egoya dayanıyordu. Castiel umursamadı onu, önündeki tablonun kutsallığını incelemekle meşguldü şu an. Yanındaki silüetin dönüp gitmesi üzerine merak etti Cass. Neden bu resmin başındaydı? Büyücülerin büyük kesiminin benimsediği tanrıtanımaz tavra o kadar alışmıştı ki, bu tabloya kendisiyle birlikte bakan bir büyücü görmek sıradışıydı. Adamın aklının kendisine takıldığının farkındaydı, çevreye yaydığı enerji Tanrı'nın ona bahşettiği kutsallığın bir yansımasıydı. Castiel'ın normal bir ses tonunda söyleyeceği her cümle ulaşabilirdi adama. Öyle de oldu, söylediği gayet sıradan, önemsiz bir cümle üzerine geri döndü adam. Yanına kadar gelmişti, tekrar bekliyordu aynı cümleyi. Fakat Cass'ın kendisine bir oyunu olduğundan habersizdi...

"Yüce İsa'nın gömülüşünü simgeler bu sahne. O anda yaşananlar, hissedilen üzüntünün boyutu hiçbir zaman bu kadar büyük olmadı. Olmayacak da. O anı yaşamak ister miydin?"

Sol kolu yavaş yavaş yükseldi, iki adım ötesindeki adama ağır adımlarla yaklaştı aynı anda. Kımıldamamıştı büyücü, beden kilitlemesine maruz kalmış gibi şaşkın gözlerle izliyordu Cass'ı. Sonunda yanına geldi, ve alnına iki parmağıyla temas etti. Artık bu boyutta değildi...

_________________


Sizler özel değilsiniz, eşi benzeri olmayan kar tanesi değilsiniz. Sizler paranız kadar değilsiniz, sizler işiniz, kredi kartınızın limiti değilsiniz.

Sizler şarkı söyleyen, dans eden pisliklersiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Christian Dayrnt Black
Bakanlık Müsteşarı
Bakanlık Müsteşarı
avatar

Mesaj Sayısı : 57
Yaş : 22
Nerden : İzmir.
Rp Düzeyi : Oldukça Debdebeli!
Tarafı : Karanlık Taraf (c)
Kan Durumu : Safkan.
Asa : Zirvenin Yükü.
Rp Yaşı : 23.
Patronus : Centaur
Rp Sevgilisi : Bulur belki. xD
Özel Yetenek : Animagus * Hipogrif
Kayıt Tarihi : 18/01/10
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ İsa Portresinin Önünde   Çarş. 03 Şub. 2010, 19:53

Tabloya kenetlenmiş gözleri ve adamın nefes alıp verişini bile duyabilen kulakları ile ortama beş duyusuyla sahip çıkan Christian hala bir cevap beklemekteydi. Adamın aslında onu takmak gibi bir sorunu yoktu, sessiz sessiz duruyordu olduğu yerde. Fakat bir cevap vermesi gerektiğini anlaması o kadar da uzun sürmedi, sürmezdi de zaten. Kısa bir süre sonra adam ona döndü ve konuşmaya başladı. "Yüce İsa'nın gömülüşünü simgeler bu sahne. O anda yaşananlar, hissedilen üzüntünün boyutu hiçbir zaman bu kadar büyük olmadı. Olmayacak da. O anı yaşamak ister miydin?" dedi garip ve meraklandırıcı bir ses tonuyla. Adam birkaç adım attıktan sonra Dayrnt ile karşı karşıyaydı. İki parmağını havaya kaldırdı ve yumuşak bir dokunuşla Christian’ın alnına dokundu. Garip bir histi açıkçası bu dokunun getirileri. Dayrnt gözlerini kapattı.

Gözlerini açtığında fazla bir şeyin değişmeyeceği umuyordu, fakat kalan tek şey o adam gibiydi. Resmen portrenin içine girmiş gibiydiler. Olamaz! Karşısında ağlayan insanların taşıdıkları cansız bedene baktı. Bu imkânsızdı! Böyle bir şeyin olabilmesi için bir melek, bir Mesih veya bir tanrı(!) gerekirdi. Dudaklarını kenetledi, konuşamıyordu. Sessiz sessiz gözlerini adama çevirdi, ne diyeceğini bilmiyordu. Adam zaten ona bakmıyordu bile. İfadesiz bir yüzle cenaze törenine pek benzemeyen, sadece sıradan bir ceset gömülüyormuş gibi duran anı izliyordu. O kadar ağır bir hüzün vardı ki, soluduğu hava bile yorgunluk ve üzüntü veriyordu bedenine. Artık dayanamıyordu bu çelimsiz vücudu, dünyada onu bu kadar üzebilecek bir şey daha yoktu.

Gözlerini sımsıkı kapattı, ne bir şey görmek ne de bir şey duymak istiyordu. Fakat artık ne bir ses, nede hareket eden bir ışığın belirtisi gözüne çarpıyordu. Göz kapaklarını ağır ağır araladığında tekrar müzede ve portreyi izlerken buldu kendini. Kafasını yana çevirince adamın hala yanında olduğunu gördü. Ne diyebileceğini bilmiyordu, düşünemiyordu. Beyni kısa bir süreliğine durmuş gibiydi. Bilinçsizce: “Kimsin sen?” diyebildi sadece. Birkaç adım geriledi ve destek almak için yanındaki sütuna dayandı. Ürkütücü bir akşam olmuştu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: ~ İsa Portresinin Önünde   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
~ İsa Portresinin Önünde
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: World Tour :: Paris :: ¨Louvre Müzesi -
Buraya geçin: