AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Colloquium {Konuşma}

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Eleanor Verzizia
Obsidian Butterfly Sahibesi
Obsidian Butterfly Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 55
Yaş : 22
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar.
Tarafı : Çıkar çatışmalarını aptalca buluyor.
Kan Durumu : Safkan.
Asa : Engin Eza.
Rp Yaşı : 21.
Patronus : Karadul
Özel Yetenek : Pür Veela
Kayıt Tarihi : 17/10/09

MesajKonu: Colloquium {Konuşma}   Paz 25 Ekim 2009, 18:45

Solan günün ardında gizlediği gerçeklerin cefası yanık rüzgârla beraber dağılırken kimsenin varlığından haberdar olmadığı yerde küçük habercisinin gelmesini bekliyordu genç kadın. Gözler önüne serilen tablo haşin olduğu kadar zarafet doluydu, kızıl saçları oymalı tahtanın üstünden süzülürcesine aşağı uzanıyordu, yere dokunmak üzereyken kıvrılıyordu tutamlar. Parmakları arasından kayıp gitmeye çalışan eskiz çalışması kadının yüzünün ince hatlarının çizildiği bir kağıttan ibaretti sadece. Ressam tüm hünerlerini tuval üzerinde sergilemeye odaklanmışken hazırladığı taslağa hayran kalmıştı Eleanor, kağıttan kendisini izleyen sanki o değil, ikiz kadar benzediği bir yabancıydı. Bakışları antika dolabının hemen üstünde bulunan duvar saatine takıldığında dükkanı kapaması gerektiğini anlamakta zorlanmadı. Yakında güneş batacak, gece öne çıkana kadar bulanık mavilikte yüzecekti gökyüzü. Fransız yapımı, buram buram ihtişam kokan elbisesinin eteklerini toplayarak kalktı yatağından, birkaç gün önce Durante’nin takılıp yere kapaklandığı fuşya rengi halıyı aşarak kapıyı araladı ve dik merdivenlerden yersiz bir huysuzlukla aşağı indi. Habercisinin getireceklerini bilmiyordu, tahmin yeteneği de kasvetli şatonun gizemlerinde işe yaramıyordu. Tül perdenin gerisindeki görüntüyü incelerken kızın gelmemiş olmasına şaşırmadı, hayret duygusu kadını uzun zaman önce terk etmişti. Müşterilerine gitmeleri gerektiğini hatırlatan tebessümüyle veda etti, işlenmiş obsidian ve ametistle kaplanmış dükkan kapısını kapatarak koruyucu mühürü dudaklarından dökülen kelimelerle güçlendirdi. Eğer kız öğrenmesi gerekenleri öğrenerek geldiyse mühürü kırabilirdi, istenileni yapmadıysa Eleanor’un cezasına boyun eğerek kapıya dokunduğu anda sonlanırdı hayatı. Tehlikeli oyunları sevmekten vazgeçmemişti.

Zaman hızla akması gerekirken giderek yavaşlamıştı, öyle ki yelkovan akreple hiçbir zaman buluşmayacakmış gibi kıpırdamıyordu yerinden. Kadife koltuğunda rahatsızlığını belli eden oturuşuyla oyalanmak üzere dikkatini dağıtabileceği birşeyler aradı. Cam rafların koruması altındaki parşömenler haricinde dükkanda sergilenen eşyalarda değişiklik yapılmamıştı. Yüzlercesi satılırken bir düzine yeni antikayı yeterli buluyordu. Önemli olan satışlardan elde ettiği paralar değildi, yılların yıpranmışlığıyla ayakta kalmayı başarmış değerleri sihir halkının seçkin büyücü ve cadılarıyla unutulmuş kesime sunmaktı. Emsalsiz güzelliğiyle zenginliğine zenginlik katmayı bilmiş annesi sayesinde eski aristokrat sınıfına yaraşır bir hayat sürüyordu zaten. Yarı saydam kapıyı gölgeleyen bedeni fark edince irkildi, anlaşılan Arcéne gelmeye tenezzül etmişti. Kızın kapıyı güvenle geçmesini izledikten sonra ironisini ön plana çıkaran gülümsemesiyle kadife koltuktan doğruldu. Kırılgan sesi habercisinin kulaklarına ulaşana dek yaklaşmamıştı kıza. ‘Salve puella. Hiç gelmeyeceksin sanmıştım.’ Ay ışığı beyaz teninin üzerinde yansırken Arcéne’e oturmasını işaret etti. Gece uzun, anlatılacak şeyler de çoktu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemia Luminary Pratt
Gryffindor 3. Sınıf
Gryffindor 3. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 767
Yaş : 22
Rp Düzeyi : Etkileyici
Tarafı : Aydınlık
Asa : Kayıp Işık
Rp Yaşı : 16
Rp Sevgilisi : William, sonsuza..
Özel Yetenek : Veela
Kayıt Tarihi : 31/07/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Colloquium {Konuşma}   Paz 25 Ekim 2009, 19:19

Dakikalar hızla geçerken Eleanor’un yapacaklarını düşünüyordu Luminary. Elbette kadından korkmuyordu. O kimseden korkmazdı. Ama genç kadının korkutucu bir yanı olduğu da aşikârdı hani… Neden onu seçtiğini bilmiyordu Lu. Belli ki hoşuna gitmişti Eleanor’un. Az çok tanıyordu onu. Ama hala çözemediği bir şey vardı. Neden bu kadar meraklıydı ki? Söylenerek kapının önüne geldiğinde birkaç kez ellerini sapsarı saçlarının arasında geçirdi. Elbette büyüleyici gözüküyordu. Yüzünde hain bir sırıtışla kapıya dokundu ve o karıncalanmayı hissetti tekrar. Ah, Eleanor ve kara büyüleri… Yavaş adımlarla kadının yanına gelirken dediklerini duymazdan gelmeye çalışıyordu ama şu Puella kelimesi bazen onu çileden çıkartıyordu. O küçük bir kız değildi! Ah, Ena de şunu bir anlasaydı.

Kadının yüzüne baktığında belki de sevgi dolu bir ifade bekliyordu. Ama nerde… Asla sevmezdi o. Küstahtı, bencildi, kendini çok önemli görürdü. Aslında Lu’yla çok benziyorlardı birbirlerine. İkisi de veela, ikisi de küstah, bencil, ikisi de nefret dolu… Ama Lu sevmeyi de bilirdi. Mesela kardeşini… Çok severdi onu… Ya da babasını, Matthew’u, Tiffany’i… Ve Eleanor’u. Onu ilk gördüğü andan beri biliyordu. Eleanor ve Luminary arasında çok özel bir şey vardı. Kendileri için birebirdiler ve eşsiz…

Eleanor’un kardeşini de biliyordu Lu. O Ravenlaw ikinci sınıf öğrencisi, Chiera… Luminary’le tek ortak yönleri kitap okuma aşkı ve veelalıktı. Arkadaşı bile yoktu bu kızın. Birkaç kere Eleanor, Chiera ve Lu bir araya gelmişlerdi ve Ena kesinlikle Luminary’e daha iyi davranıyordu. Belki bir gün Lu ona sevmeyi öğretirdi ha?

Üç küçük basamağı çıkarak kadının karşısındaki deri koltuğa oturdu. Sönük gaz lambaları bu gizemli yeri olduğundan ürkütücü gösteriyordu. Yine de rahattı Luminary. Birkaç kez ellerini saçlarında gezdirdikten sonra gülümsedi.

“Eleanor! Tanrım, seni özlemişim!” küçük gülümsemesiyle büyüleyici kadını süzüyordu. Yine mükemmel bir elbise giymişti. Acaba bunu Luminary’ye şov yapmak amacıyla mı yapıyordu? Yo, hayır. Eleanor öyle biri değildi… Kadının onu süzmesine bakılırsa o da güzel görünüyordu. Eleanor Lu’nun sık sık güzel bir kız olduğunu söylerdi. Tanıyordu Luminary’i, onun ne kadar beğenilmekten hoşlandığın da biliyordu. Acaba buraya bir erkek girse ne yapardı? Büyülenip çıldırır mıydı, ya da bu mükemmel genç kadın ve göz kamaştıran genç kızın cazibesine dayanamayıp canından mı olurdu? Görüntü gözünün önüne geldiğinde küçük bir kahkaha attı.

Gülümsemesini bozmadan konuşmaya devam etti.

“Söylesene Ena, bu sefer ne hakkında bilgi istiyorsun.” Sonra kadının konuşmasına fırsat vermeden devam etti. O alışmış olmalıydı Lu’nun bu davranışlarına. “Ah, sana bir sürprizim var!” gözlerinin içi gülüyordu. Eleanor’la konuşmak o kadar güzeldi ki…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eleanor Verzizia
Obsidian Butterfly Sahibesi
Obsidian Butterfly Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 55
Yaş : 22
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar.
Tarafı : Çıkar çatışmalarını aptalca buluyor.
Kan Durumu : Safkan.
Asa : Engin Eza.
Rp Yaşı : 21.
Patronus : Karadul
Özel Yetenek : Pür Veela
Kayıt Tarihi : 17/10/09

MesajKonu: Geri: Colloquium {Konuşma}   Ptsi 26 Ekim 2009, 17:08

Kızın heyecanını sıcak enerji dalgaları halinde kesik kesik de olsa hissedebiliyordu. Her ziyaretinde fazlasıyla sıcak davranırdı Arcené. Alıştığı tablonun sonlanmasını beklerken kızın kadife koltuğunun yanındaki küçük deri kaplamalı tabureye çökmesini izledi, ardından kendisi de koltuğuna gömüldü. Önce ne istediğini sormasından hoşlanmamıştı, zira genç kadın önce dinler ardından yorum yapar ve ayrılmalarına yakın yeni isteklerini dile getirirdi. Kızıl saçlarını omzunun gerisine atarak gülümsedi kıza, aslında kendisiyle konuşurken sakin bir ruh haline teslim olunulmasını tercih ederdi. Ne var ki Arcené az sonra yerinden fırlayıp gidecekmişçesine kıpırdanıyordu oturduğu yerde. Mutluluğunu belli eden parlak gözlerini Eleanor’a diktiğinde kadın sırtını dikleştirerek şafak sökerken hazırladığı ödülünü kontrol etti. Elbisesinin içinde bulunan görse göğüs hizasındayken bitiyordu, tam kıvrıma yerleştirdiği işlemeli mendile sarılı zümrüt bileklik her kadının hayallerini süsleyecek kadar ihtişamlı ve emsalsizdi.

Sürprizinin ne olduğunu açıklamaya hazır, alacağı cevabı duymak üzere susan kıza yönelteceği soruları düşünüyordu şimdi. Söylenileni eksiksiz yerine getirdiğinden bu kez tedirgin değildi cadı, Eleanor da onu korkutmak istemiyordu. Sadece birkaç dakika önce bakışları kızın elinin altındaki eski parşömen yığının arasına gizlenmiş, sayfaları yer yer yırtılmış, yıprandığını her haliyle belli eden kitaba takılmıştı. Yazıları aynı Obsidian Butterfly’ın kapısı gibi mühürlenmesi nedeniyle görünmeyen kitabı deri kapağına işlenmiş nadide kilit büyülerinden arındırmak gerekiyordu. Bu işi sonraya bırakan kadın zarif parmakalarını korsesinin ince boşluğuna yönelterek çıkardı ödülü, sol avucuna serdiği mendilin altından görülen bilekliği sundu kıza. Zümrüt taşlı bileklik hem eşsiz bir takı, hem de koruyucu gris-grislerden biriydi. Kızın hayret duygusuyla irkilmesini fırsat bilerek hafifçe kıkırdadı. İnsanları şaşırtmayı seviyordu Eleanor, onların acizliklerini gözler önüne sermeyi de. ‘Getirmeni söylediğim şeyi bana ulaştırdığın için teşekkür ederim. Hediyeni kabul ettikten sonra görevini başarıyla yerine getirdiğini kanıtlayacak kitabı ortaya çıkarmanı ve hakkında kulaktan kulağa fısıldanan kilükalleri açıklamanı istiyorum.’ Kız bilekliğe uzanmak üzereyken parmaklarını avcuna bastırarak elini yumruk haline getirip geri çekti. O, ödülünü almadan önce kudretli cadının son isteklerini yerine getirmek zorundaydı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemia Luminary Pratt
Gryffindor 3. Sınıf
Gryffindor 3. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 767
Yaş : 22
Rp Düzeyi : Etkileyici
Tarafı : Aydınlık
Asa : Kayıp Işık
Rp Yaşı : 16
Rp Sevgilisi : William, sonsuza..
Özel Yetenek : Veela
Kayıt Tarihi : 31/07/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Colloquium {Konuşma}   Salı 27 Ekim 2009, 13:54

Deri çantasından çıkardığı kitabı adeta büyülenmişçesine bakıyordu Luminary. Kesinlikle çok güzeldi. Dağılmak üzereydi. Sayfalardan bazıları kopmuştu, bazıları ise yanmıştı. Kim bilir neler yaşamıştı bu kitap. Bire on bahse vardı Eleanor bunları çözecekti. Eh, Lu’ya da söylerdi, değil mi? Bu kadar ödülü hak ediyordu artık. Eleanor’un uşağı da değildi ki… Onlar yakındılar, en azından Lu’nun gözünde…

Bazen canına tak ettiği oluyordu. Eleanor’un davranışları, kendini beğenmişliği ve o saçma büyüleri… Ama o Luminary’i seçmişti. Yoldan geçen başkasını değil… Sadece Lu… Bunun bir nedeni olmalıydı değil mi? Eh, belliydi aslında. Birbirlerine bu kadar benzemeleri… Kibir, ukala, kendini beğenmiş ve sonsuz güç… Belki de yanılıyordu. Ena’yla hiç benzemiyor da olabilirlerdi.

Derin bir iç çekerek arkasına yaslandı. Kadının ona gösterdiği bileziği görünce az daha kalp krizi geçirecekti. Ne kadar da güzeldi… Ona dokunmak istiyordu. Küçük taşlarını elinde hissetmek… Refleks olarak uzandı küçük bileziğe ama Eleanor her zamanki gibi bir adım öndeydi…

Anlaşılan küstah cadının istediklerini yerine getirmesi gerekecekti. Kadının sol elinden gözlerini ayırmadan konuşmaya başladı o bezgin tavrıyla.

“Bilemiyorum… Çok fazla söylenti var… Bilirsin işte…” Cadının hızla yerinden kalkması Lu’nun beklediği bir davranıştı. O da bunu istiyordu zaten: Eleanor’un sinirlenmesini… Kadın arkasını döner dönmez küstahça gülümsedi. “Bak, bu kitap çok değerli bunu biliyorum!” O da ayağa fırlamıştı ve kitabı sallıyordu. Sesini bir fısıltıya çevirerek devam etti.

“Bunu hissedebiliyorum.” Hızlı adımlarla korkunç cadının yanına gitti. “Hatırlıyor musun? Sen demiştin hani: Büyü yapmak hissetmektir diye.” Kadının hızla dönüşü onu irkiltmişti. Zümrüt yeşili gözlerini, Lu’nun lacivert olmuş gözlerine dikmişti. Hafifçe ürperdiği halde duruşunu bozmadı. Ena’nın karşısında dimdik durmak gerekti. Hızla arkasını dönüp koltuğa oturdu. Kitap terlemiş ellerinin arasında duruyordu. Leh’çe yazılmış bu kitabı kim bilir kaç kez okumaya çalışmıştı. Ama becerememişti tabi.. Bağlanmıştı bu kitaba tuhaf bir şekilde. Belki de büyü altına girmişti ama bırakmak istemiyordu işte. Eleanor’un daha önce de dediği gibi: Hissediyordu bu kitabı. Belki de kitaba sahip olması gereken kişi Luminary idi. Kaderinde yazıyordu belki de bu.

“İçinde bir paragraf varmış…” sesi bir fısıltı halinde çıkmasına rağmen duvardaki antika büyükbaba saatinin tıkırtılarından daha yüksekti. “Büyülü bir şeyler yazıyor… Ne olduğundan emin değilim.” Büyük camlardan dolunaya bakmakta olan kadına baktı. Başına bir ağrı girmeye başlamıştı sanki. Derin derin nefes alarak ayağa kalktı. Eleanor’un bu davranışlarını hiç hak etmiyordu!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Colloquium {Konuşma}   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Colloquium {Konuşma}
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Canlı sunum, web karakter, insanlı karşılama, konuşan site, hareketli web (yaoti.com/tr)
» Kahvedeyiz burada konuşuyor kıtlamanan cay içiyoruz
» Ezel Dizisi
» GRUP 4 YÜZÜN Özenti-Bezenti şarkıları çıktı süper sakın kaçırmayın!!!!
» Konu

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: İngiltere :: ¨Obsidian Butterfly -
Buraya geçin: