AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Cela'yı Aramak!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Leitha
Keşiş
Keşiş
avatar

Mesaj Sayısı : 17
Yaş : 31
Rp Düzeyi : Çığır açan akla zarar
Tarafı : İstediği yerde!
Kan Durumu : Yarım/Nasıl olduğunu bilirsin!
Asa : İsimsiz!
Rp Yaşı : Kim bilir?
Patronus : İmpala
Rp Sevgilisi : Kapalı!
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 22/09/09

MesajKonu: Cela'yı Aramak!   Cuma 25 Eyl. 2009, 12:20



Yer: Seine Nehri Yakınları
Zaman: Gece yarısı ile başlar
Kurgusal oyuncular: Prudencia Cela & Leitha
Başlangıcı Duymak isteyene ~ … !
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leitha
Keşiş
Keşiş
avatar

Mesaj Sayısı : 17
Yaş : 31
Rp Düzeyi : Çığır açan akla zarar
Tarafı : İstediği yerde!
Kan Durumu : Yarım/Nasıl olduğunu bilirsin!
Asa : İsimsiz!
Rp Yaşı : Kim bilir?
Patronus : İmpala
Rp Sevgilisi : Kapalı!
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 22/09/09

MesajKonu: Geri: Cela'yı Aramak!   Cuma 25 Eyl. 2009, 12:30

Kayalıkların üzerinde belirdiği anda beline kadar uzanan siyah saçları rüzgarın etkisiyle savruldu. Sağ elindeki asayı sıkı sıkıya kavramış bedenin iki sahibi arasında çatışma yine başlamıştı. Uzun bir uykuya dalmak neye yaramıştı? Gerekli zamanın gelmesi için bu kadar uzun beklemek Leitha’nın isteğiydi. Biraz olsun Lietha’yı saf dışı bırakacağını sanmıştı. Uyanışının bir saatlik süresi zarfında anlamıştı ki bu planladığı gibi bir sonuç vermemişti. Sesli haykırışların içinde baskın olan ses hızla bedeni nehrin kıyısına doğru yürümeye ikna etti. Leitha’nın kendi bedenine azda olsa söz geçirememesi koyuyordu. Gecenin ayazında aradığını bulmak için ikizinin içinde mahkum olduğu ruhunun sesini dinlemeyecekti. Onu dinlememeyi artık öğrenmişti; onun kendi bedenine hükmetmeyi öğrendiği gibi.

Susuzluğunu daha giderememenin verdiği halsizlikle kayaların sonuna geldiğinde nehrin berrak suyu üzerindeki ayın yansımasını izlemeyi saniyelik zaman dilimine sığdırdı. Kayaların arasında ufak bir işaret arıyordu ki, ayın parlaklığını örten kara bulut kayaların üzerindeki ışığı çekince Leitha’nın gözleri önüne serildi. Yüzünün donuk çehresine yayılması gereken gülümsemeyi sahte bir şekilde yerleştirdi. Ona doğru hareket etmek isteyen ayaklarını zihninde çınlayan ses engelledi. ‘ Ona ihtiyacımız yok Itha! Onlarca insanı bizim için harcayamazsın değil mi?’ Dişlerini kenetledi. İkizinin ruhunu içinden söküp atmak istiyordu. O huzurlu bir ölümü hak ediyordu. Peki ya Leitha? O sonsuza kadar yaşamayı seçmemiş miydi? Yanılmadığını biliyordu. İçindeki ruh onunla sonsuza kadar yaşamayı seçmese de ayrılmayı da düşünmüyordu ondan. Ölüme beraber gitmeyi planlıyordu. Ayaklarına ikinci komutu verirken sesi nehrin üzerinden kayıp gitti. “ Kes sesini!” Kayaların üzerinde atlayarak yıllar önce mühürlediği yere el sürdü. Kayaların oyuntusu o kadar gerçekçiydi ki onun doğallığı sınanamazdı. Gözleri ile oluşturduğu her ince ayrıntıyı inceledi ve tek hatırlamadığı farklılıkla donup kaldı. “ Mühür kırılmış!” Yutkundu, onun mührünü kıracak tek bir kişi vardı. Asasıyla yinede o sahte taşa dokundu ve sihirli sözleri söyledi. “Sanglante Cravates!” Kayayı örten perde kalktı; yerine büyük bir çukur açıldı. Umduğunu bulamayacağını bilse de gözleri yavaşça çukura çevrildi. Rulo şeklindeki parşömen en derinde yatıyordu. Elini uzatma tereddüdü bir an durdursa da yinede uzandı. İçindeki sesin hafifçe kıs kıs gülüşleri geliyordu. Parşömeni yırtarcasına açtı. Tanıdığı el yazsıyla yazı benliğine yazılmıştı.


“ Umarım, sen uyanmadan önce bulurum Leitha!
Sevgiler Cela!”


“ Ah!” Parşömeni tüm hırsıyla, homurdanarak, param parça ederek yok etti. Ona güvenmekle hata etmişti. Karanlığı sevmeyen Cela ölümsüzlüğe bu şekilde ulaşmak istemişti. Vampirlik mertebesini istemediği için vampirliğin verdiği güçle onu yok etmediğine şimdi pişmandı. Neyse ki kendi mührünü sadece taşa kilitleyerek koruyacak değildi. Mührü kolay açacağını sanması aptallıktı. Çömeldiği yerden kalktı; üzerindeki ayak bileklerine kadar örten cübbeyi sıvazlayarak düzeltti. Her saniyede yavaş yavaş planı oluşuyordu. İçindeki Lietha’nın sesi bir kez daha gür bir sesle ortaya fikrini attı. ‘ Umarım Mandel’in ihaneti yerinde olmuştur.’ Leitha ikizinin sesine karşılık vermedi. Nehrin kıyısındaki en uzak noktaya bakmakla meşguldü. Tepede yükselen malikane hala yerindeydi. Kayalıklardan uzaklaşarak patikaya çıktı. Ölümsüzlüğe kavuşup kavuşmadığını gözleri ile görmeliydi.

Yürüyüş boyunca önüne çıkan her türlü sıvıyla kendine geldi. Gücünü kazanmasını sağlayan sadece taze kan değil, içinde yanan ihanetin yakıcılığıydı. Eğer güvendiği adam onu yarı yolda bırakıyorsa başka kime güvenebilirdi? Yürüyüşün her adımında Mandel ile olan geçmişleri daha da geride kalmıştı. İnsanoğlunun bencilliği ile yeniden burun burunaydı işte. Malikanenin koca kapılarından sorunsuzca geçti. Sadece büyücü ve cadılara gözüktüğünden emindi. Kapıya ağır adımlarla ilerledi. Bir vampir ne kadar sakin olursa o kadar sakin olmaya çalışıyordu. Merdivenleri teker teker çıkarken attığı her adımda yeni taptaze kokular geliyordu. Bunlara yenik düşmemeyi öğreneceği çok zaman geçirmişti. Kapının tokmağını iki kere kaldırıp bıraktı ve tok bir ses havada uçuştu. Birkaç saniye sonra hülyalı bir ses kapının arkasından ona sesleniyordu. “ Geliyorum!” Evin merdivenlerinden inen kadının ayak sesleri ve kapının Leitha’nın duyabileceği kadar gıcırtıyla açılması. Mavi gözlü hafif çilli kadının sert bakışları arasında Leitha’nın donuk sesi… “ Ben Mandel Cela’yı aramıştım! “
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Prudencia Cela
Aritmansi Profesörü & Slytherin Bina Sorumlusu
Aritmansi Profesörü & Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 292
Yaş : 31
Nerden : Ávila
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar!
Tarafı : Sence?
Kan Durumu : ¤ PS
Asa : ¤ DefneAğacıKökü//Yarasa Kanı//Sert//Kısa
Rp Yaşı : ¤ 29
Patronus : Puma
Özel Yetenek : Animagus *puma*
Kayıt Tarihi : 16/02/09

MesajKonu: Geri: Cela'yı Aramak!   Cuma 25 Eyl. 2009, 14:33

Şaka yapıyor olmalıydı! Gecenin köründe güzel bir anı bölerek beni merdivenlerden aşağıya indirme zahmetine sokmuş kadın çok normal bir şey söylemiş gibi bana büyükbabamı soruyordu. Kaşlarımın birini incelerken ki gibi havaya kalktığını hissederek bakışlarımı kadının siyah cübbesinde dolaştırdım. Tek görünen yeri siyah saçları ve cübbesi ile oldukça tezat yaratan bembeyaz yüzüydü. İncelememi daha bitirememişken arkamdaki hırıltı Nefer’in kadından hoşlanmadığına işaretti. Nefer’in sesinden çıkarabildiğim kadının kötülük koktuğuydu. Bu yüzden omuzlarımı silkerek durumdan eğlenmem kaçınılmazdı. Karanlık kişiliğe sahip olması benim için bir sorun teşkil etmezdi. Büyükbabamın dediği gibi ‘ Ölüme ne kadar yakınsan o kadar güçlüsün.’ . Dudağımın içini ısırıp, incelememi bitirerek kadının sesini aynı derecede taklit edip konuşmaya başladım, bir o kadar donuk. “ Büyükbabam Mandel yirmi üç yıl önce öldü. Sizin gibi genç biri onunla ne işi olabilir ki?” Meraklı bir bakışla son bulmuş cümlelerim ve tekrar kadının gözleri içine baktım. Garipliklere alışık olan ben bile kadının gözlerinin rengi karşısında donup kaldım. İlk aklıma gelen onun vampir olduğuydu ama onun gözleri tanıdığım vampirlere benzemiyordu. Ne onlar kadar kızıl, ne onlar kadar siyahtı. İkinci kez Nefer’in sesini duyduğumda temkinli olmaya karar verdim. Karşımdaki kadın benim için bile fazla gibiydi. Kadının bakışları Nefer’e kaydı ve sesinde hiçbir duyguyu yakalamama fırsat vermeden söylenip gitti. “ Güzel Panter! Beni içeri davet eder misin?” Etmemeliydim ama kontrol bende değildi. Kapıyı kadının girmesi için açtım, Nefer geri çekildi. Onunda geri çekilmeyi kendi istediğine şüpheliydim. Elimle salonu işaret ettim. Kadın cübbesi ile önümde salınarak içeri girdiğimde bakışları büyükbabam Mandel’in portresinde takılı kaldı. Eğer bu kadın ölümsüzlüğü tatmamış ise onu tanıma ihtimali oldukça azdı. Olabildiğince sert tınıda gözlerimi kadının bedenine kilitleyerek konuşmayı devam ettirdim. “ Evimin salonuna giren yabancıyı sanırım tanıma şerefine ulaşabilirim.” Kadın bakışlarını üzerime çevirdiğinde ona çekinmediğimi göstermek ister gibi daha da yaklaştım. Donuk sesini yine üzerime salmakta gecikmemişti. “ Demek Cela’nın torunusunuz! Sanırım gözlerinizi ve çillerinizi ondan almışsınız.” Ellerimle gayri ihtiyari yüzümdeki çok yakından bakılmadıkça görülmeyecek çillerime dokundum ve kadın devam etti. “ Mandel’de benim bir emanetim olmalı, ismim Leitha!” O iki saniyelik anın hafızamdan silindiğine yemin edebilirim. Damarlarımdaki tüm kan çekilmiş, kendimi zorlukla yakınımdaki koltuğa bırakmıştım. Gözlerimi tekrar araladığımda kadının bakışları portredeydi. Ben ise büyükbabamın beş yaşındayken her gece anlattığı öyküyü tekrar hatırlamaya çalışıyordum. Gözlerimin önüne onunla son anı belirdi ve sevecen sesi kulaklarımda yeniden yankılandı.

‘ … Gün gelmiş iki sevgili ölümsüzlüğü farklı yollardan aramaya başlamış. Leitha sevdiği karanlığa gömülmeyi kurtuluş olarak görmüş ve yaşamını hatırlatan kalbini söküp çıkarmış. Genç adam ise karanlığı sevse de aydınlık gökyüzünden vazgeçememiş. İki sevgilinin yollarını seçimleri ayırmış ve zamanla genç adam yaşamanın en önemli anının ölüm olduğunu anlamış…’

Kalbini söküp çıkaran Leitha’dan bir daha bahsetmezdi öyküde büyükbabam. Tarif ettiği gibi karşımdaydı belki de öyküde ki kahramanım. Nefesimi sık soluduğumu fark ettiğimde hafızamdaki öykü yeniden canlanmıştı. Öyküde ki genç adamın büyükbabam olduğunu düşünmüştüm hep ve şimdi bunu doğrulayan biri vardı karşımda sormaya çekindiğim. Peki, emanet dediği kalbi miydi? Büyük bir ürperti sardı bedenimi ve Nefer içimdeki duygu selini hissettiği gibi ayakucumda belirdi. Başını okşadım onu rahatlatmak isteyerek, belki bende rahatlarım ümidiyle. “ Emanetinizin burada olduğuna emin değilim nasıl bir şeydi? “ Söylerken yalanımın inandırıcı olmasını bekliyordum. İki sene önce zorlukla çözdüğüm şifreyi hatırlayınca dudaklarımdan doğrunun dökülmemesi için yutkundum. Evin zindanların olduğu bodrumda özel bir oda keşfetmiştim. Odanın zindanların karanlığında bu derece parıldaması beni içeri sürükleyen ilk sebepti. İkinci ise ortasında koruma kalkanı bulunan ufak sandıktı. Sandığı bir sene boyunca kaldırmaya çalıştığımı hatırladım. Büyükbabamın gücünü sınamaktan vazgeçtiğim anda açılmıştı kalkan kendiliğinden. O an kalkanı oluşturan şeyin duygularım olduğunu anladım ve sandığın bana ait olmadığını kabullendim. Karşımdaki kadına ait olduğunu düşündüğüm şeyi ondan korumalıydım belki de. Gözlerimi gözlerinden kaçırdım ve kadının sesi ilk kez şiddetle evimde yankılandı. “ Onu buldun değil mi?” Tek yapabildiğim boyun eğerek baş sallamak oldu. Sanki bu davranışım her şeyi çözmüştü. Kadın hızla salondan çıktı ona gidiyordu. Aralarındaki bağın kuvvetini hissetmek için o kutuya dokunmak yetmişti. Nefer ile onun arkasından zindana inerken dünkü ilk dokunuşum onu uyandırdığını nerden bilebilirdim ki? Kendimi ilk defa çaresiz hissetmiştim. Aydınlık odanın açık kapısından girdim ve gözlerim Leitha ile buluştu. Sandığın üzerindeki sayıları keşfettiğimde açmaya cesaret edememiştim. Ama şimdi elime verse onu açıp yok ederdim. “ Şifreyi çözmüşsün; Cela! Sayıların kahini olmak güzel olmalı!”

Leitha sözlerini dile getirirken Kahinler derin sessizlikte onun yüzünü gördü.

_________________
Lejantım**

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Cela'yı Aramak!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» yurt dışını aramak için

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: World Tour :: Paris-
Buraya geçin: