AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Son Pişmanlık; Son Şans

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nines Graham Reuter
Muggle *lütfen bir rütbeye başvuru yapınız*
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Yaş : 26
Rp Düzeyi : Harikulade
Tarafı : Aydınlık
Kan Durumu : Melez
Asa : Ufkun Fatihi
Rp Yaşı : 27
Patronus : Karga
Rp Sevgilisi : en çok özlediğim*
Kayıt Tarihi : 15/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Son Pişmanlık; Son Şans   Salı 01 Eyl. 2009, 21:10

Ve bir sene daha bitmişti Nines için...
Hayatın ne kadar hızlı geçtiğini her sene sadece bugün anlıyordu. Aslında özünde doğum günü umrunda değildi. Bugün onsuzluğunu bir kez daha yüzüne çarpıyordu o kadar. Aradan beş sene geçmesine rağmen hala toparlanamamıştı. Yine herşeyin bittiği bu parkta amaçsızca dolaşıyordu ama şuan olmak istediği yer buydu. Bir gerçek vardı ki Kay ile birlikte hayatında ki herşeyi kaybetmişti. Önceleri bir gün bu durumda kalacağını söyleyen biri olsaydı hayatında yapacağı şey muazzam bir kahkaha patlatmak olurdu ama şuan gerçek buydu. Her saniye beynini kemiren şeyler yine yanındaydı. Hatası neydi? Bu ilk başlarda ki isyanıydı ama Nines kısa sürede bunun da yanıtına ulaşmıştı. Hatası elindekinin kıymetini bilememesindeydi. Herşeyin geri dönülmez bir noktada olması kabul edemediği şeyi. Nasıl olabilirdi ki? Hiç düşmemek için çıktığı zirveden aşağı fazla hızlı atlamıştı. O kadar hızlıydı ki durumun farkına varamamıştı. Sakatlıkları, skandalları, kayıpları, yenilgileri ve en çok koyan da terkedilişi... Yeniden sahip olmak isteyeceği tek şey Kayd'di. Ama kendisine sunulan onca şeyi değerlendiremedikten sonra hayattan bu denli bir iyilik beklemek saçmaydı. Ve yine de Nines hergün bu beklentiyle yaşıyordu. Hiç düşünmediğini sansa da aldığı her solukta derinlere gömdüğü şeyin acısını hissediyordu. Silememişti, saklamıştı. bunlar sayesinde de değişmişti. Ukala ve bencil değildi. Çok değildi. Herşeyin farkındaydı. Sadece geri istiyordu...
¨¨
Tiergarten rahatsız edecek derecede kalabalıktı. Ama yılın bu zamanında hep böyle olurdu; bunu biliyordu. İnsanlar arasında ilgi çeken nüfus kalabalığı gençlerdeydi. Göz ucuyla kolunda ki saate baktı. Hava kararmasına rağmen henüz erkendi. Ortalığın daha da kalabalıklaşcağına dair düşüncesi tamdı. Stadların önünden geçerken huzursuz oldu. Muggle oyunları oynayan bir sürü insan O' na yine aynı şeyi hatırlatıyordu fakat aklına gelenlerden kaçmadı. Buraya bunlar için gelmişti. Bir günlüğünde hatıralarında yaşamak ve temelinde kendini herşey için cezalandırmak... Ardından da hergününün bir ötekine benzediği hayatında aynı hiza da yaşamak. Hogwarts' ın hayatına biraz olsun hareket katacağına inanmıştı işe başlarken ama bunun da ufak bir kurgu olduğunu anlaması fazla uzun sürmedi. Özünde mesleği O' na göre değildi. Önde olmak için doğduğunu bilirken profesörlükle yetinemezdi. En azından bunu düşünerek kendini kandırmayı seçiyordu. Hayatında doldurulması gereken bir boşluk vardı. Ve o boşluk o kadar ender bir yapıya sahipti ki kimi koysa tam olmuyordu. Muhakkak bir eksiği, noksanı ya da farkı Nines' ı daha da bozuyordu. Ne kadar takıntılı olduğunu görüyordu bir kez daha ve kendi gelişimi için bir adım daha atıyordu adeta. Başını yerden kaldırdı ve adımlarını sıklaştırdı. Göz göze geldiği bir kaç kadının yüzleri gözünün önünden geçerken geleceğini düşünmeyi kesti. Yeni başlangıçlar için çok geç değildi belki de. Aslında bir gerçek vardı ki hayatını sıfırdan kurabilirdi ama işte istediği bu değildi. Elde edemiceğini düşündüğünü istiyordu.

Dikkatini çeken neon ışıklı büfeye doğru illerledi; uzaktan sıra olduğunu sandığı topluluğun aslında çene çalmak için oluşmuş bir gruptan ibaret olduğunu görünce anlayan bir şekilde güldü kendince. Şuan bu insanlarda boş geliyordu. Muggle parası kullanarak aldığı suyu büfeden uzaklaştığı iki adım içerisinde bitirmişti. Eğlence alanından gelen gürültüden rahatsızlık duyarak parkın çıkışına doğru ilerledi. Aynı zamanda Kay' in hayatından çıktığı noktaya vardığında kendini kifayetsiz ve güçsüz hissetti. Ama buradan ayrılmak istemiyordu. O' nu son gördüğü yerdi. Tüm itiraf ve kavgalarına şahitlik olmuş yerdi. Ve artık tamamen duyulmaz olmuş gürültünün geriye bıraktığı gece de yeşil bir araziye bakan bankın birine bıraktı kendini...

" Nice senelere Bay Reuter. "
O'nsuz ve belirsiz nice seneler...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kayleigh Myra Grey
Üç Süpürge Sahibesi
Üç Süpürge Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 85
Yaş : 23
Rp Düzeyi : İlgi Çekici
Tarafı : Tarafsız
Kan Durumu : Safkan
Asa : Asil İstila
Rp Yaşı : 24
Patronus : Armadillo
Rp Sevgilisi : sadece özlemekle yetiniyor
Kayıt Tarihi : 15/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Son Pişmanlık; Son Şans   Salı 01 Eyl. 2009, 22:17

Uyandığından bu yana beynini tetikleyen o anlamsız düşünce aklından çıkmak bilmiyordu bir türlü. Son bir yılda yaşadığı içi hüzün dolu sahte mutluluklarından kaçamak yapacağı bir gündü bugün, diğer günlere kıyasla önemi yüksek birgün. Hayatına mutlu gibi rol yaparak devam etmek sadece Lorraine'a verdiği bir sözden ibaretti. O'nu gayet iyi anlayabiliyordu elbet yalnızca Kay'in mutluluğu için çaba harcıyordu fakat yaşanmış dört senenin ardından şu son bir senede birgün bile olsa gerçekleri görmeye değecek bir cesaret yüz tutmuştu bedeninde. Her yıl olduğu gibi beraber vakit geçirdikleri Tiergarten parkında buldu yeniden kendini, yalnız bu sefer küçük bir farklılık vardı; oyunculardan biri eksik olacaktı. Adının Kayleigh olduğu gibi emindi bundan, gelmeyecekti. O artık yeniliklere yol açmıştı ki yıl içerisinde Gelecek Postası'nda bile haberleri çıkmıştı buna dair.. Ama bu bilgiler yetmedi asla Kay'i durdurmaya. Koskoca dört seneye, bir sene neydi ki ?
Aklında binbir düşünce vardı, gözlerinin gördüğü ise kocaman bir boşluk. Adımlarını özenle atıyordu sanki hâlâ O'nun yanında olduğuna inanıyormuşcasına. Bazen durup düşünüyordu yaşadıklarını ve yüzünde hafif bir tebessümle özlem doluyordu içi. Fakat aklından çıkaramadığı birşey daha vardı ki tüm o yaşadıklarını biranda silip attığı gibi donduruyordu suratındaki tebessümü. Sonrasında adımlarını kesti bir noktada durdu ve gözleriyle çevresine bakındı. Yoktu işte! Daha ne bakınıyordu ki? Biran dengesini kaybeder oldu, yığılıp orada öylece kalmaktan korkup bir desteklik aradı kendine. Parmakları avucunun içerisinde toparlanmış, sımsıkı kenetlenmişti. Belkide artık Lorraine'ın söylediklerini gerçek anlamda hayatına işlemeliydi. Nines artık başka biriyleydi ve ortada mevcut olan sevimli birde çocuk bunun cabasıydı. Ama ne varki düşüncelerine geçiremediği bir söz vardı, yaşanan onca şey salyangozun arkasında bıraktığı sümüksü bir iz gibi geliyordu peşinden.
Durduğu noktada birkaç defa daha yokladı bakışlarıyla çevreyi, ardından oturacak bir yer aradı kendine. Güneş'in batmış olmasına rağmen rahatsız edici bir gürültü mevcuttu etrafta. Gözlerini sıkıca kapayıp düşündü. Şuan burada olmamalıydı, hem o kadar işi Lorraine'in başına bırakmakla bencilce bir davranış sergilemişti. Yutkunurken çektiği acı, yaptığı hatanın bedelini gösteriyordu adeta. Umutlarından yoksunmuş biçimde geri dönmeye karar verdi. Ama bu sefer herşey farklı olacaktı. Artık ortada ne bir senaryo kalmıştı, ne de yapılması gereken bir rol..Onsuz yaşamanın gerçek yüzünü göre göre devam edecekti bundan sonra. Ayakları daha sert basmaya başladığında açıldı yumulmuş gözleri ve hızla hareket etmeye başladı parkın çıkışına doğru. Fiziksel görünümünde bile var olan çelimsizlik, dayanamayacak duruma getirmişti onu. Hızlandıkça, biraz önce oluşan dengesizlik arttı. Fakat biran önce çekip gitmeliydi buradan. Yapılması gereken onca iş varken Lorraine'i yalnız bırakamazdı. Hadi ama Kay. dayanabilirsin, diye geçirdi aklından. Yüzünde dişi ağrırmışcasına bir ifade büründü. Sonrasında ise gördükleri, beyni ile birlikte tüm varlığını dondurmaya yetti.
Yaklaşık on defa hızla kırpıştırdı gözlerini. Gördüklerinin bir hayâlden ibaret olmasını istedi. Hislerinin panjurları kapalı bir fener gibi tek yönde parlamasını sevmiyordu. Umut ettiği anda onu görememişken, herşeyin bittiğini kafasına koyduğunda ne diye çıkmıştı karşısına. Geri geri birkaç adım attı. O adımları hızlandırıp kaçmayı düşündü. Ama onu bir kez olsun görebilmişken bırakıp gidemezdi. Herşey tersine dönmüş, tam başından başlaması gereken bir hâle bürünmüştü. Yaklaşık on dakika boyunca uzaktan izledi Nines'ı. Değişmemişti. Beş yıl önce olduğu gibi yine aynen oradaydı. Fakat bu sessizliğini, gizliliğini bırakıp aklındaki sorunun yanıtını uygulamaya dökmeliydi. Kafası istemsizce sağa sola sallanırken bir cesaret kapladı kendini. Tıpkı buraya gelmekle yaptığı gibi.. Lanetler mi yağdırmalıydı şimdi bu kendini bilmez cesaret tavırlarına, yoksa O'nu bir kez daha görebilme şansı yarattığı için minnettar mı kalmalıydı? İkinci seçeneği uygun görmüş olacak ki birkaç adımda yaklaştı bankta oturan adama. Bağırmak istiyordu yine, son gün yaptığı isyanlarını yenilemek bi yerde. Ama dili tıkanmıştı, çıkmıyordu tek bir kelime. Ardından biraz daha yaklaştı. O zaman duydu özlemin kokusunu. Kalbine dokunan ince bir sızıyla seslendi;
"Nines!"
Ah, bir yıl sonra belkide ilk defa alıyordu onun adını ağzına. Söylenmesi yasak bir kelime gibi gelmişti şimdisinde. Belkide o kadar fazla durmazdı, bir kutlama ile ayrılırdı yanından. Ne yapacağını kendi bile bilmezken, artık herşeyi oluruna bırakmıştı. Ne de olsa istediği hiçbir şey yolunda gitmiyordu. Tıpkı şuanda burada olmaması gerekmesine rağmen, Nines'ın karşısında duruyor olması gibi..

_________________
Break this bittersweet spell on me, lost in the arms of destiny
~
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Son Pişmanlık; Son Şans
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: World Tour :: Berlin :: ¨Tiergarten-
Buraya geçin: