AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ~Gölgelerin Ölümü*

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Charles Dwyane Fabian
Á Peu Prés Bar Sahibi
Á Peu Prés Bar Sahibi


Mesaj Sayısı : 15
Yaş : 29
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : Tarafsız
Kan Durumu : Safkan
Asa : Kederli Bilge
Rp Yaşı : 26
Patronus : Gelincik
Kayıt Tarihi : 04/05/09
Ruh Hali :

MesajKonu: ~Gölgelerin Ölümü*   Salı 18 Ağus. 2009, 22:34

Sonsuz karmaşa... Zihninin içinde dönenleri tanımlayan tek şey buydu. Önceki gün kilisede yaşadıklarından sonra aklı hiç olmadığı kadar bulanmıştı. Zihnindekiler çığrından çıkarak yükleniyordu bedenine. Sahip olduklarını sorgulama telaşına girmişti. Benliğiyle çatışıyordu adeta. Bedenine sığamıyordu ruhu.
Thaw'ın ona acıyan yüzü aklından çıkmıyordu bir türlü. Kendini aciz hissettiriyordu bu yüz ona. Her köşeden onu izliyen gözler görüyordu. Paranoyakça hareketleri insanları çileden çıkarmaya başlamıştı. Bara uğrayamıyordu günlerdir. Bunları düşündükçe çıldırmanın sınırlarına varıyordu. Belki de çoktan çıkdırmıştı, kim bilir? Zihnine kazınan sahnelerden kurtulmakta zorlanıyordu.
Sonunda kendini amaçsızca yollarda bulmuştu. Kendini insanların akışına bırakmış ve onların telaşlı adımları arasında kaybolmuştu. Londra sokaklarında yürümüştü saatlerce. İşlerine koşturan insanların arasından nereye yürüdüğünü bile bilmeden geçmişti gün boyu. Karanlık etrafını sararken şehrin gürültüsünden çok daha uzakta buluvermişti kendini. Boş sokaklarda yürüyordu şimdi. Karşısına çıkan bir kaç kediye gülümsemeye çalışarak döndü ormana giden yolu. Ayaklarında hal kalmadığını hissetmeye başlamıştı. Onu sürekli uçurumlara sürükleyen ruhunun aksine bedeni yorulma belirtileri göstermeye başlamıştı. Kesikleşen nefesi ve bükülen beliyle yaşlı bir adamdan farksızdı. Ormanın kenarındaki banklardan birini kestirdi gözüne. Yavaş adımlarla ilerleyip banka yığdı kendini. Dik oturmaya çalışarak ellerini dizlerine koup doğruldu. Sırtına vuran bir acıyla yeniden çıkardı kamburunu. Bu sefer ellerini iki yanında geriye doğru itip gerildi. Sırtından gelen bir kaç kıtırtıyla beraber rahatlamanın vücuduna yayıldığını hissetti.
Rahatlama çok uzun süre kalamamıştı zihninde, hemen çekip gidivermişti. Yerini bıraktığı şeyse korkunç karmaşanın ta kendisiydi yeniden. Derinlerinde uğuldayan sözleri geri plana itmek çok zordu. Thaw ona yıllar önce, öğrenciyken olduğu gibi hitab etmişti. O zamanlar aralarında bir Profesör-Öğrenci ilişkisi vardı sadece. Şimdi olduğundan farklı olarak saygı çerçevesinde ilerliyordu. Ondan intikan alma isteğinin pençelerine takılmadan öncesi çok çok uzak bir geçmişti. Önceki hayatından alınan bir kaç kare gibiydi. Şimdi yaşadığı çok daha acı verici sancılı bir hayattı.
Dikkatini dağıtabilen oldukça ilginç bir şekilde bir çift topuklu ayakkabıdan çıkan takırdama sesleri olmuştu. Başını kaldırıp bakma isteğine engel olarak ellerine bakmaya devam etti. Adımlar yaklaştıkça sebepsiz şekilde heyecanlanmaya başlamıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sarah Julie Wanderland
Hogwarts Şifacısı
Hogwarts Şifacısı
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Yaş : 25
Rp Düzeyi : Afet
Tarafı : Aydınlık...
Kan Durumu : Safkan..
Asa : Bilinmeyenin Cazibesi ~
Rp Yaşı : 25
Kayıt Tarihi : 06/08/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~Gölgelerin Ölümü*   Çarş. 19 Ağus. 2009, 12:39


Bakanlık binasından dışarı adımını atar atmaz derin bir nefes aldı ve insanların arasına karıştı.Topuğunun çıkardığı ses bile hoşuna gidiyordu bugün her şeyin yolunda gitmesi Julie’yi mutlu etmeye yetmişti..
İçi içine sığmıyor zar zor nefes alıyordu.Bu kadar mutlu edecek bir şey yaşamamıştı ama anlam veremediği bir şey vardı içinde adını koyamadığı.Ama halinden memnundu ve bunu pekte umursamıyordu.Eve gidesi yoktu ve bir yere oturup tek başına kalmanın iyi olacağını düşündü ve aklına gelen ilk yere cisimlenmeye karar verdi.Ama daha sonra biraz yürümeye karar verdi.Uzun zamandan sonra ilk defa kendisini bu kadar mutlu ve dingin hissediyordu ve bu anı hemen bitirmeye de niyeti yoktu.Adımlarını biraz daha yavaşlatıp yanından geçtiği dükkanların vitrinlerine bakınıyordu.İçi kıpır kıpırdı sanki beş yaşındaki bir kız çocuğu ve lunaparka gelmiş tüm o ışıklara ve ihtişama inanamıyormuş gibi..Tek fark artık kendi ayaklarının üstünde durabilen saygıdeğer biri olmuştu en önemlisi hayallerini gerçekleştirmişti.Mutluluk damarlarından pompalanırken gecenin iyice bastırdığını fark etti.
Son zamanlarda işlerinin çok yoğun olması vücudunu ve beynini fazla yormuştu ama bugün bu yorgunluktan bile şikayetçi değildi.Üstüne üstlük bu yorgunluğun üstüne birde yürüyordu.Ama ayakkabılarının ayağını acıtmaya başlaması yürüyüşünü kısa kesmesi gerektiğini bağırıyordu sanki.Mugglelar ile dolu bir sokakta cisimlenirse neler olabileceği düşündü ama sonra içinden bir kahkaha kopardı.Kendisine ne ceza verebilirdi acaba..Başına neler geleceğini hayal bile edemiyordu..Yıkık bir evin yanına geçip etrafa biraz göz attıktan pop sesiyle ortalıktan kayboldu..
Gloucestershire’de olmayı seviyordu burası ona kendisini özgür ve mutlu hissettiriyordu.Yalnızca kendisi ve düşünceleri..Ne düşündüğüne karışıp fikirlerine karşı çıkan iş arkadaşları veya başka kimse yoktu burada sadece kendisi vardı.
İleride gördüğü banka doğru miskin adımlarla ilerlerken bir adamın oturduğunu gördü.Garip hareketler sergiliyordu ama kendisini birinin gördüğünün farkında değil gibiydi.Etrafına biraz göz attıktan sonra adamın yanına doğru ilerlemeye başladı anlam veremediği bir duyguyla adamla konuşması gerektiğini düşünüyordu.Adama yaklaştıkça heyecanı artmaya ve kalbi daha hızlı çarpmaya başladı.Yanında durmadan önce derin bir nefes aldı ve banka bir adım kala durdu.
"Pardon Bayım..Oturabilir miyim?"
daha fazla konuşamadan adamın gözleri gözleriyla buluştu.Masmavi gözlerde okuyabildiği iki duygu vardı.Öfke ve acı..Birden irkildi ama geri dönüşün olmadığını biliyordu.Kalbinin delicesine çarpmasına bir anlam veremiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Charles Dwyane Fabian
Á Peu Prés Bar Sahibi
Á Peu Prés Bar Sahibi


Mesaj Sayısı : 15
Yaş : 29
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : Tarafsız
Kan Durumu : Safkan
Asa : Kederli Bilge
Rp Yaşı : 26
Patronus : Gelincik
Kayıt Tarihi : 04/05/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~Gölgelerin Ölümü*   Çarş. 19 Ağus. 2009, 21:41

Anlamsız yaradılışının sona ulaşmasını diliyordu nedensizce. İçinde yanan ateş her saniye esen rüzgarla dağılıyordu bedenine. Mermersi beyazlıktaki cildine hapsolmuş ruhu vicdanının sesiyle çıldırmanın eşiğine gelmişti. Pişmanlık kaplıyordu tüm zihnini. Düşünceler alevle yanıyor kötü kokular kırakan kül yığınları halini alıyordu. Acıyordu içi en derinlerde. Zihnini geçmişten bu güne çekmekte zorlanıyordu. Kafasını karıştıranın ne olduğunu bile anlayamamıştı. Pişmanlık mı? Korku mu? Belki de sinirlerini bozan belirsizlik? Tek bildiği bunlardan kurtulma isteğiydi. Gerçeğe ulaşıp rahatlamak...
İşe görünüşünü toparlayarak başlayabilirdi belki. Sakalları hiç olmadığı kadar çileden çıkmış, çenesinin altında budanmayı beklenen bir çalı görünümü almıştı. Eskiden iyi görünmek için çaba harcardı. Her zaman düzenli tuttuğu saçları yataktan kalktığı halindeydi hala. İstemsizce saçlarına götürdü elini. Parmaklarıyla düzenlemeye çalıştı. Ne kadar işe yaradığı bir muamma olsa da daha iyi hissettirmişti kendisini. Gömleğinin yakalarını düzeltirken kulaklarına ulaşan sesle irkildi. Bakışlarını kaldırıp soran gözlerle ona bakan genç bayana dikti. Gözleri onunkileri bulduğunda gördüğü şey rahatsızlığın ta kendisiydi. Soruyu tam kavrayamamasına rağmen başını sallayarak onayladı onu.
Belki de bu verilen bir işaretti. Başından beri aklını kurcalayan yalnızlığının son bulması gerekiyordu. Tabi bunu yeni tanıştığı biriyle deneyemezdi ama tam kendini düzeltmeyi düşünürken yanına bu denli güzel bir bayanın oturması tesadüf olamazdı elbette. Charles kendinden daha büyük bir gücün olduğuna inanmıştı her zaman. Tanrının varlığına şükrederdi. Kendini güvende hissediyordu böyle olunca. Onu takdir eden birinin varlığını hayal etmek bile huzur veriyordu.
Yeterince sessiz oturduğunu fark edip yanındaki bayana döndü bu kez. Garip bakışlarının rahatsız ediciliğinin farkına varmıştı ama değiştiremiyordu. Belki de konuşarak dikkatini gözlerinden çekebilirdi. "Ben Charles." dedi ve kelimeleri kısa tutma kararı alıp elini uzattı. Biraz da gülümserse ilginç bir dostluk başlatabilirdi. "Günün bu saatinde buradaki huzuru fark eden tek kişi olmadığımı bilmem rahatlatıcı oldu." tarzında aptalca* sözler sarf edip kendini tamamen yerin dibine geçirdi. Yine de gerçekten gülümsediğini hissediyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sarah Julie Wanderland
Hogwarts Şifacısı
Hogwarts Şifacısı
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Yaş : 25
Rp Düzeyi : Afet
Tarafı : Aydınlık...
Kan Durumu : Safkan..
Asa : Bilinmeyenin Cazibesi ~
Rp Yaşı : 25
Kayıt Tarihi : 06/08/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~Gölgelerin Ölümü*   Çarş. 19 Ağus. 2009, 22:21

Bir an adamın yanına oturarak kötü bir karar aldığını düşündü.İçindeki sese kulak vererek aptallık yaptığını düşünüyordu buraya yalnız kalıp düşünmeye gelmişti.Ama şimdi hiç tanımadığı bir adamın yanında günün tüm mutluluğunu atıp yorgunluğunun üstüne tedirginlikte eklemenin ne kadar da doğru bir düşünce olduğunu kendisine anlatıyordu.Rüzgarın saçlarını ve yüzünü yalayıp geçmesi ve karanlıkla birlikte yalnızlığı tüm ruhunda hissedip düşüncelere dalması gerekirken şimdi içinde bulunduğu durum tüm bunlara ne kadar da ters düşüyordu.Tüm bunları düşünürken yanındaki adamın sesiyle irkildi.Tok ama yorgun çıkan sesin aslında dostça çıktığını veya adamın dostça söylemeye çalıştığını hissetti.Elini uzatan adamın elini hiç tereddüt etmeden sıktı ama bir türlü ağzını açıp birşeyler söyleyemedi.Adamda anlam veremediği birşeyler vardı ki bu da Julie'nin adama rahatsız edici bakışlar atmasının en temel nedeniydi hiç şüphesiz..
Adamın sözlerinden sonra kendisine gelip adamın elinden elini çekerek derin bir nefes aldı.Onun birşeyler söylemesini bekleyen adam Julie'nin cevap vermediğini görünce kendisini gergin hissetmiş olacak ki Julie adamın üstüne diktiği gözlerini bir an adamın arkasındaki karanlığa daha sonra yeniden adama baktı.
'Affedersiniz..' içinde adını koyamadığı bir duygu vardı ve adama öyle garip davranıyordu ki biraz sonra ayağa kalkıp gitmesinden korkarak sözlerine hızla devam etti.
'Ben Julie..Burada olmaktan her zaman mutluluk duymuşumdur.Yani tarif edemediğim bir duygu kendimi iyi hissediyorum burada olunca.' Adam bu sözlerden sonra biraz rahatlamış olacak ki Julie'nin gülümsemesine karşılık verdi.Gözlerinin içinde biraz önceki acı ve öfke değil farklı bir ışıltı fark etmişti Julie.Elinde olmadan buna sevinmişti kendini mutlu ve güvende hissetmeye başlamıştı.
Adamın gözlerinden gözlerini ayırıp önüne döndü iyice bastıran karanlıkta adamın hala kendisine baktığını hissedebiliyordu.Delicesine atan kalbi sanki dışarıdan da duyluyor gibiydi.Yanaklarına hücum eden kan kızarmasına neden olmuştu hiç şüphesiz ama karanlığın iyice bastırmış olması Julie'nin içini rahatlatmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Charles Dwyane Fabian
Á Peu Prés Bar Sahibi
Á Peu Prés Bar Sahibi


Mesaj Sayısı : 15
Yaş : 29
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : Tarafsız
Kan Durumu : Safkan
Asa : Kederli Bilge
Rp Yaşı : 26
Patronus : Gelincik
Kayıt Tarihi : 04/05/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~Gölgelerin Ölümü*   Paz 23 Ağus. 2009, 17:59

Büyüyen karmaşanın içinden parıldayan güneş... Kafasındaki sorunları yavaşça siliyordu. Rahatlayan zihnine hakim olmak çok daha kolaydı şimdi. Rahat düşünebiliryordu. Acı ya da öfke belirtisi göstermeden sakince oturabilmeyi özlemişti. Kendine geliyordu yavaşça. Gözlerini yaşama yeni açmış bir bebek gibi görüyordu hayatı. Her yeni gördüğüne şaşırmamak elde değildi. Ağaçlar, gökyüzü, bu bank, yanında oturan bu güzel kadın... Kalbinin yeniden atmaya başladığını hissediyordu sanki. Göğsünün şişip yeniden inmesine konsantre oldu. Yaşıyordu! Tüm canlılığıyla bağlanmıştı hayata. Yeniden 'Küçük Chuck' olmak istiyordu babasının ona seslendiği gibi. Hayat tam gaz devam ediyordu ve chuck için onu yakalama zamanı çoktan gelmişti.
Gülümseyerek yanındaki cadıyı dinledi. Sesinde bir şey O'nu cezbediyordu. O kadar tatlı bir ton.. Peşinden gelen göz alıcı gülümseme... Chuck O'nun gülümsemesine içtenlikle karşılık verdi. 'Julie' ismini sevmişti, O'na içinde bir yerlerde sakladığı anılarını anımsatmıştı aniden. Kalbindeki küçük sızıyı yok saymaya çalıştı. Julie'nin anlamlı bakan gözlerinde koybolma isteği doğmuştu içinde. Uzun zamandır bu kadar yakın oturuyordu birine. İlk defa aklında yarattıkları dışında gerçek* biriyle konuşuyordu. Yaşanan her şeyi garipsiyordu şimdi. Kızaran yanaklarını fark edince gülmemek için zor tuttu kendisini. İyi bir dostluğun başladığını hissediyordu. Belki daha ötesi olabilirdi ama Chuck kendini hazır hissetmiyordu, önüne çıkan ilk cadıyla evlenme planları da yapamazdı zaten. Julie'yi tanımak istiyordu bu bir gerçekti ama bunu zamana bırakarak yapmalıydı. Kendi düşüncelerine gülerek etrafına bakındı. Tamam işte şimdi kafayı yemeye başlamıştı. Kendi kendine gelin-güvey olma durumuna düşmüştü resmen.
Ani bir hareketle genç cadıya dönerek gözlerine baktı. Ne demesi gerektiğini bilmiyordu ama beyni vücudunu konuşmaya hazırlıyordu.
"Aslında ne biliyor musunuz? Şu an burada mantıklı şeyler söyleyip 'Vay be' demenizi sağlamak isterdim ama söyleyebilecek, anlatabilecek hiçbir şeyim yok. Yalnızlığımla boğuşmaya çalışıyorum ve umutsuzum. Ayrıca bunları neden bir yabancıya söylediğimi hiç* bilmiyorum." dedi ve derin bir nefes alıp sustu. İçindekileri bir anda dökmek garip gelmişti ama iş işten çoktan geçmişti bile. Kendini gülünç hissediyordu, bir an sonra gülmeye bşalamıştı da. Kendini tutamayarak acınası haline gülüyordu. Şimdi kalkıp gidebilirdi ama bilinmez bir güç onu bu banka yapıştırmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sarah Julie Wanderland
Hogwarts Şifacısı
Hogwarts Şifacısı
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Yaş : 25
Rp Düzeyi : Afet
Tarafı : Aydınlık...
Kan Durumu : Safkan..
Asa : Bilinmeyenin Cazibesi ~
Rp Yaşı : 25
Kayıt Tarihi : 06/08/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~Gölgelerin Ölümü*   Perş. 27 Ağus. 2009, 22:55

Yalnızlık ve umutsuzluk..Doğru kelimeler Julie'yi anlatmaya yeticek kelimeler ama Charles'in nesi olduğuna anlam veremiyordu..Belki de bu iki kelimeye duyduktan sonra içinde oluşan yalnızlık ve umutsuzluktandı herşey.Herşeye vereceği bir cevap varken buna verebilecek hiçbir cevabının olmaması..İkisi de aynı şeyleri düşünüyordu,aynı duygular arasında gidip geliyorlardı.Belki de bu adamı Julie'ye çeken şey buydu.Aynı düşünceler..Uzun zamandır yalnızdı ama hiçbir zaman bunun eksikliğini yaşamamıştı en azından birkaç saniye öncesine kadar..
'Ne diyebilirim ki bende sizinle aynı şeyleri düşünüyorum.' demesinin adamın yüzünde alaycı ve aşağılayıcı bir gülümseme oluşturmaktan başka bir işe yaramayacağını düşünüyordu.Ki muhakkak ki böyle olurdu da.
Sessizlik gittikçe uzuyordu ve üstündeki gerginlikten dolayı iyice tedirgin olmaya başlamıştı.Düşündüğü tek birşey vardı o ne cevap vereceğiydi.Durduk yerde Charles'in bunları söylemesine şaşıramamıştı bile.Sözlerin üstündeki etkisi büyüktü ama cevap veremiyordu bir türlü.Bu adamla tanışalı daha ne kadar olmuştu ki ne cevap vericekti.
Ama biraz daha susarsa adamın kalkıp gideceğinden de tedirgin olarak birşey söylemeye zorladı kendisini.Adamın yanında olmasından her ne kadar tedirgin olsa da tarif edemediği şekilde mutluluk duyuyordu.Düşünceleri her ne kadar saçma gelse de uzun süre böyle bir olaya kafa patlatmadığı için istediği gibi hayaller kurmaya başlamıştı bile.Yanındaki bu adamın ne kadar yakışıklı olduğunu basbas bağırıyordu içinde.Yakışıklı ve...Devam edemiyordu bir türlü bu adamla kendisi hakkında daha fazla entrika kurarsa iyice umutsuzluk ve boşluk içinde yüzmekten korkuyordu.
'Ben..Ben ne demeliyim bilmiyorum açıkçası.Yani bu gibi konularda pek yorum yapabilecek biri değilim sanırım çok fazla kafa patlattığım birşey değil yani..aşk.Uzun zamandır düşüncelerim içinde olmayan birşeydi.Siz söyleyene kadar yalnızlık ve umutsuzluk..Bana hatırlattığı tek şey bu.' mahcup bir şekilde gülümsemişti adama bakarken.Bakışları sanki içine çekmek istermişçesi insanı kendisine bağlıyordu.Gözlerini adamın gözlerinden çekmeye çalıştı bir müddet ama bu gözlere baktıkça içinde mutluluğu daha fazla hissediyordu.Bu adam böyle bir günde nasıl karşısına çıkmıştı anlam veremiyordu.Bu kadar yakışıklı bir adamın yalnız olması anlam veremediği diğer bir düşünceydi.
Bu adamın karşısında ne yapması gerektiğini veya ne demesi gerektiğini düşünemiyordu.Adamdan ayırdığı gözleri karşısına diktikten sonra ne dediğini düşünmeye başladı ama dediklerinden tek bir kelime bile hatırlamıyordu.Kendisini ilk defa bu kadar şaşkın ve ne dediğini bilmez yapan bu adama karşı bu kadar kısa sürede nasıl böyle bir duyguya kapıldığını anlamaksızın tekrar bakışlarını ona çevirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
~Gölgelerin Ölümü*
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: Gloucestershire :: Tall Ships-
Buraya geçin: