AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ~ Le Terroir ~

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Charles Dwyane Fabian
Á Peu Prés Bar Sahibi
Á Peu Prés Bar Sahibi


Mesaj Sayısı : 15
Yaş : 28
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : Tarafsız
Kan Durumu : Safkan
Asa : Kederli Bilge
Rp Yaşı : 26
Patronus : Gelincik
Kayıt Tarihi : 04/05/09
Ruh Hali :

MesajKonu: ~ Le Terroir ~   Cuma 29 Mayıs 2009, 20:07



Varoluş ve yokoluşun temsilcisi. Doğumun ve ölümün sessizliği bozan
haykırışlarıyla dolu... Alevin gazabından koruyan sır perdesi..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ryan Vell Rushad
Kings Cross Sorumlusu
Kings Cross Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 47
Yaş : 25
Rp Düzeyi : torpilli.
Tarafı : Artık karanlığa ait.
Kan Durumu : Safkan!
Asa : Sessiz Çığlık
Rp Yaşı : 24
Patronus : Anteater
Kayıt Tarihi : 28/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ Le Terroir ~   Ptsi 08 Haz. 2009, 15:34

Ryan uzun bir gün geçirmişti yine. Her zamanki gibi görevinin başında değildi. Deyim yerindeyse, büyücü sokaklarında sürtüyordu. Hillary'nin gereksiz kaprislerinden bunalmıştı her zamanki gibi. Bu kız ne zaman onun gibi birinden tiksinmesi gerektiğini öğrenecekti? Düşünmesi bile gülünçtü. Sarışınlar hep böyle olurdu zaten. Kafaları, saçları kadar sarı samanla doluydu. Güvenilmesi gerekenle güvenilmemesi gereken arasındaki o ince çizgide dolanmıyorlar, güvenilmeyeceklerden medet umuyorlardı. Bu çok gülünç geliyordu Ryan'a. Yine tokatını yemiş, kendini sokaklara vurmuştu işte. Kızlar tokat atınca motive oluyor olmalıydı. Nasılsa Ryan gibi centilmen (!) erkekler buna ses çıkarmazdı. Oysa bunun tek nedeni, kızın haklı olmasından ibaretti. Şimdi de öyle olmuştu. Hilary'nin, içinde Ryan ve Patience olan manzarayı görmesi iyiye işaret olamazdı. Ryan ikisini birden kaybetmenin bile ona acı vermediğini fark ettiğinde, duygularının bilinmedik diyarlara kaçtığını düşünmeye başlamıştı. Ama bu kimin umrundaydı ki? Rüzgarı hissedebiliyorsa, mesele yoktu.
Sorun şu ki, rüzgar Ryan'ın rahatsız olacağı derecede sert esiyordu. Sarı saçlarını deli gibi sallıyor, yürümesini güçleştiriyordu. Bunu sevmezdi. Lacivert cübbesine sahip çıkmaya çalışarak -en az saçları kadar sahibine karşı çıkan bir şekilde davranıyordu- karşısına çıkan ilk bara girdi. Buraya daha önce gelmemiş olmasına deli gibi şaşırıyordu. Güzel bir yerdi burası. Ve sıcak. Ryan kendini bara doğru yönlendirmişti hemen. Nerede olursa olsun bar onu çekiyordu adeta. Sessiz ortamda, dağcı botlarının yarattığı çeşitli gıcırtılara aldırmadan ilerledi. Bar sandalyesi seçimi ise yine içgüdülerine kalmıştı. Yalnız bir bayanın yanına oturmak içgüdü sayılırsa elbette. Efkarlı bir hal sezmişti Ryan. Faydalanmamak aptallık olurdu. Barmen'e işaret ederken göz ucuyla ona baktı. Votka istedi. Sek. Bardağı geldiğinde, içmek istemiyordu. Havaya girememişti. Taburesinde yana doğru dönüp kıza baktı. İki şişe boş ateş viskisi bir şeyler çağrıştırıyor gibiydi. En azından muhabbet kurmak kolay olacaktı.

"İyi içiyorsun."


Sesinin iyi çıktığını biliyordu. Bardağını eline aldı ve çevirmeye başladı. Gözlerini kızdan ayırmıyordu. O ise buna aldırıyor gibi değildi. Bardaktaki sıvı giderek azalıyordu. Ryan bunun sebebini merak etti. Kızların bu kadar çok içtikleri pek sık görülmezdi. Merakıyla ilgili her tür yapı uyanmış gibiydi. Votkasını dudaklarına götürüp bir dikişte bitirdi. Etkilemek için değil, içinden geldiği gibi davranıyordu.


En son Ryan Vell Rushad tarafından Ptsi 08 Haz. 2009, 17:11 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Giselle Dimetrus
Muggle *lütfen bir rütbeye başvuru yapınız*
avatar

Mesaj Sayısı : 16
Yaş : 24
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar.
Tarafı : Ebedi karanlık hükmediyor lanetli bedenine.
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Basilisk
Kayıt Tarihi : 01/05/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ Le Terroir ~   Ptsi 08 Haz. 2009, 15:55

Bütün işler, Giselle'nin üzerine yıkılmıştı sanki. İşler, hiç bitmez miydi? Evine gidebildiğinde, bir daha hiç uyanamamayı diliyordu. Huzura ve biraz uzanmaya ihtiyacı vardı. Tamam, bunlar sadece dinlenme kısmıydı. Bir şeyler içmezse, ölebilirdi! Evine cisimlenmesi çok uzun zaman almamıştı. Yaklaşık, akşam ona kadar uzandı. On birde üşengeçliği kesildi. Üzerine her zamanki kot şortunu ve deri ceketini giydikten sonra, saçlarını hafif karıştırarak kendini Hogsmeade'e attı. Eli hâlâ saçındaydı, karıştırıp duruyordu. Zihnindeki düşünceler bir an önce gitsin istiyordu. Sokaktaki yürüyüşü gayet çarpıktı. 'Ayyaş'lara benziyordu. Bu hâliyle bile, dar sokaklarda bir sürü laf yemişti. Yüzüne fazla gevşek bir gülümseme yerleştirip, rahatça yürümeye başladı. Gözüne çarpan ilk bara dalacaktı. Öyle de yaptı. Daha adını bile okumadan girdi içeri. Gördüğü ilk yere otururken, viski istediğini söyledi. Tabii, iki şişe istediği için; adamın garip bakışlarına mâruz kaldı. Ama umrunda bile değildi. Bu, bir vampirin kana susaması gibi bir şeydi.

‘’ İyi içiyorsun. ‘’

Duyduğu sesle içi ürperdi. Kafasını çevirip, sesin kaynağına bakma gereği duymadı. En azından bir şişe viskiyi kafasına dikerken, biriyle konuşmak zor olurdu. Şişeyi hızlı bir şekilde bitirdikten sonra, hızlıca önündeki masaya bıraktı. Şişenin çıkardığı tok ses, genç kadının kendine gelmesine yardımcı oldu. Adama yavaşça döndü. Çok incelemedi, gecenin bir saati alkolik bir adamla karşılaşma oranı çok yüksekti. Genzini hafifçe temizledi, derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı.

‘’ Teşekkür mü etmeliyim acaba? ‘’

Yavaş yavaş alkolle bütünleşen ses, pek masum gelmiyordu kulağa. Alkolik bir müsteşar, ne güzel. Kafa dağıtmayı bir bahane olarak görüyordu, gerçeği kendine yediremese de çok belliydi. Alkoliğin tekiydi! Görünüşü düzgün görünse bile, içten işsiz bir ayyaştan farksızdı. Bütün kötü düşünceler kafasını terk edemiyorken, beyninde kendiyle savaşa girmeye çoktan başlamıştı. Yine alkolün muhteşem tadına yenik düşüyordu, içinden küfürler saydırmaya başladı. Dışarıya vurmaması için yalvarıyordu Tanrı'ya adeta. Çok değiştiğini farketti. Ama babasını öldürmeyi o seçmemişti. Sadece, o kaşınmıştı. Çok düşündüğünü farketti, bakışını adama çevirirken, viskisini yudumlamayı ihmal etmiyordu. Boğazından her geçişte, hissettiği yanmayla birlikte yüzüne geniş bir gülümseme yerleşiyordu. Gelen adam, kötü niyetli birine benzemiyordu. Yine de duyabileceği kötü sözler için, eli ceketinin cebindeydi. Alkolik olsa bile, bir lanet yollamak hiç zor olmazdı onun için.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ryan Vell Rushad
Kings Cross Sorumlusu
Kings Cross Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 47
Yaş : 25
Rp Düzeyi : torpilli.
Tarafı : Artık karanlığa ait.
Kan Durumu : Safkan!
Asa : Sessiz Çığlık
Rp Yaşı : 24
Patronus : Anteater
Kayıt Tarihi : 28/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ Le Terroir ~   Ptsi 08 Haz. 2009, 16:19

Hala kızın üstündeydi gözleri. Gecenin bu yarısında, iyi cesaret olduğunu düşünmeden edemiyordu. Özellikle bu kıyafetle. Evet, belki kıpkırmızı bir ruj sürse daha çekici olabilirdi; ancak şortun boyu da arzu uyandırmaya yetiyordu. Ryan bardağındaki son birkaç yudumu da ona bakarak bitirdi. Tabi ki sarhoş olmamıştı. Zaten bünyesi alkol üzerine kurulu gibiydi. Alkol sudan farksızdı. Sadece daha hoş kokuyordu. Ve kesinlikle sarhoş etmiyordu. En azından Ryan'ı sarhoş etmeye çoğu içkinin gücü yetmezdi. Kolunu bar masasına dayayıp kadına bakmaya devam etti. Bu sırada garsona şişeyi burada bırakmasını işaret etmişti. Şişeyi olabildiğince fazla bir miktarını kapsayacak şekilde bardağa boşalttı. Parmağını bardağın kenarlarında gezdiriyordu şimdi.

"Teşekkür mü etmeliyim acaba?"

Ryan sırıtmakla yetindi bu söze. Kelime oyunları, ya da bu her neyse, hoşuna giderdi. Kaçamak cevaplar heyecan vericiydi. Ryan hep bu özelliği arardı kızlarda. Tabi kendinde ne aradıklarına bakmazdı. Umrunda da olmazdı. Ama belki de bu cevabın altında yalnızca kafasının iyi olması yatıyordu. Çünkü o Ryan'ın aksine sarhoş olmuşa benziyordu. Her an kafasını koyup uyuyacak gibiydi. Ve Ryan onun yüzündeki garip ifadeden bir derdi olduğunu çıkarabilmişti. Belki de bunu kurcalamamalıydı; ama başka türlü nasıl tanışacaklardı ki? Kendini tanıtma dürtüsü şu an belirgin düzeydeydi; ancak sarhoş bir bayana gecenin bu saatinde böyle bir yaklaşımda bulunulursa, terslenme ihtimalinin ne derece olduğunu biliyordu. Gözlerini kırpıştırıp birkaç saniye bekledi. Ardından hafifçe öksürdü ve saçlarını karıştırmaya başladı. Bu hep hoşuna giderdi. Dağınık şekilde kalmış saçlarına aldırmadan ona döndü;

"Bu bir iltifat sayılmazdı. Bu arada, ben Ryan."

Ah, bu ne kadar budalaca bir cümleydi böyle! Hani terslenme ihtimalini göz önüne alacaktı? Ama votka yeterince sertti galiba, bilincini biraz köreltmiş olmalıydı. Pişman oldu, ama masum bir bakışla durumu kurtarabileceğini tahmin etti. Elini uzatmayı tercih etmedi. Fiziksel temas ilk andan ters tepki yapabilirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Giselle Dimetrus
Muggle *lütfen bir rütbeye başvuru yapınız*
avatar

Mesaj Sayısı : 16
Yaş : 24
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar.
Tarafı : Ebedi karanlık hükmediyor lanetli bedenine.
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Basilisk
Kayıt Tarihi : 01/05/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ Le Terroir ~   Ptsi 08 Haz. 2009, 16:48

Alkol bütün vücudunu yavaş yavaş etkisi altına almaya başlamışken, genç kadının bütün kasları gevşemişti. Uyuşturucu almış bir keşten hiçbir farkı yoktu. Başının döndüğü ve arada sırada görme bozukluğu yaşadığı bir gerçekti, yine de alkol için her şeye katlanabilirdi. Nasıl göründüğü umrunda bile değildi. Kariyerine de laf edilemeyeceğini düşünüyordu. Bütün günü çalışarak geçirmişti, birkaç şişe viskiden ne olabilirdi ki? Beni çarpmaz diyerek, iki şişe daha istese de; vücudunun beynine yenik düştüğü besbelliydi. Kendini kontrol edemiyordu. Kas gevşetici almış gibiydi, sandalyeye yığılıp kalması uzun sürmezdi. Alnından terler, yağmur yağarcasına boşalıyordu. Havanın dondurucu serinliğini hissedemiyordu bile. Adamın etkileyici sesini duymasıyla birlikte, alnındaki terleri silip, daha net görmeye çalıştı. Gözlerini kırpıştırarak bakabiliyordu, bulanıklıkların içinde adamı görmek gerçekten zor oluyordu.

‘’ Bu bir iltifat sayılmazdı. Bu arada, ben Ryan. ‘’

Adamın sesi kulağında iki üç kere yankılandıktan sonra, cümlenin anlamı kafasına girebildi. Salak gibi gözükmediğine emindi, yine de alkolün onu çarpmış olduğu bir gerçekti. Ve bu gece, bu gerçeği kimsenin değiştiremeyeceğine adı gibi emindi! Adamın sesi kulağında yankılanmayı bıraktığında, terler çoktan yok olmuştu bile. Kurumuş denilebilirdi belki, ama hâlâ anlayamamıştı. Gözleri net görmeye başlayınca, şaşkınlıktan konuşamadı bile. Birden olmazdı bu, içtiğinde sabaha kadar ayılamazdı. Madem kendine gelmişti, tadını çıkarsa iyi olurdu. Kendindeyken, içki içmeden birkaç cümle söyleyebilirdi. Yine de alkolsüz kalamadığı için, bir cümle söyleyip, ardından hemen viskisine geri döndü.

‘’ Pekâlâ Ryan, ben de Giselle. ‘’

Şişeyi kafasına diktiği için, kendine uzatılan eli görmemişti. Tekrar boş şişenin, masaya teması ardından çıkan sesi dinledi. Huzur verici, belki de buna uyan bir tanımdı. Elini adamın eline götürdü. Sıkabildiğinde, yüzüne istemsiz bir gülümseme yerleşti. Adamın kötü niyeti yok gibiydi, yine de her şey dıştan anlaşılmıyordu. Babası böyle bir şeyi yapmıştı, adamın önünde ne engel vardı ki? Fazla korunmasız olduğunu düşündü bir an. Sonra güçlü bir cadı olduğu düşüncesi beyninde yer edinince, rahatladığını hissetti. Düşünceleri fazla zaman almıştı, dolayısıyla da eli adamın elinde uzun zaman kalmıştı. Yüzünün kızardığını hissedebiliyordu. Alkolden arınmış, masum bir ses kadının ağzını terk etti.

‘’ Pardon Ryan, dalmışım da. ‘’
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ryan Vell Rushad
Kings Cross Sorumlusu
Kings Cross Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 47
Yaş : 25
Rp Düzeyi : torpilli.
Tarafı : Artık karanlığa ait.
Kan Durumu : Safkan!
Asa : Sessiz Çığlık
Rp Yaşı : 24
Patronus : Anteater
Kayıt Tarihi : 28/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ Le Terroir ~   Ptsi 08 Haz. 2009, 17:09

Ryan baktıkça bakası geldiğini fark ediyordu. Kızın kendinden geçmiş hali büyüleyici görünüyor gibiydi. Çok savunmasızdı. Berbattı. Ama garip bir çekimi vardı. Buınun acıma duygusu olmadığına emindi Ryan. Eğer acıma olsaydı onu kucaklayıp St. Mungo'ya filan götürürdü. Ama sonsuza dek burda durmak, onun her an sızacakmış gibi duran halini izlemek istiyordu. Terlemişti. Ryan burdan çıktıktan sonra, bir hafta yatağından bir yere kıpırdayamayacağından emindi. Kendisi de alkolikti. Ama en azından bünyesi kaldırıyordu bunu. Sakince bekledi. Elbette elini sıkmayı akıl edecekti. Gülen gözlerle bakıyordu ona. Ama bu şefkat değildi. Tanımlayamıyordu. Karşısındaki kız fazla doğaldı. Birazdan kusacakmış gibi duruyordu mesela. O kadar ateş viskisini içmesi halinde, bu olası bir durumdu. Aldırmadan izlemeye devam etti. Sonunda, en az alnı kadar terli el kendi elini sıktı.

" Pekâlâ Ryan, ben de Giselle. "


Giselle. Kulağa gayet hoş geliyordu. Nedense böyle isimleri severdi Ryan. Ve aklına Hilary'yi getirmişti. Bıraktığında ağlıyordu. Ah, olamaz! Yoksa bu acıma duygusu muydu! Hayır, o aptal kıza acımıyordu. Daha önceden uyarmıştı onu. Ne bekliyordu ki? Sonsuza dek mutlu yaşamayı mı? Hayır, bu böyle olmuyordu. Gerçek aşkı olan Simone kaçıp gittiğinden beri hayatın acımasız olduğunun farkındaydı Ryan. Kız kardeşini öldürüp gitmiş o sürtük. Geride de enkaz halindeki Ryan'dan başka bir şey kalmamıştı. Hep birilerinin canını yakıyordu. Bundan mutsuz muydu? Kesinlikle değildi. Hoşnuttu belki de. Uzun zaman önce benimsemişti bu sadist politikayı. Asla da vazgeçmeyecekti. Acı çektirmek, çekmekten daha kolaydı.
Düşünceler beyninde adeta uçuşurken, elinin uzun süredir ıslak olduğunu fark etti. Gözleri o yöne kaydı. Giselle dalmış gitmişti çok uzak diyarlara. Ve elini de yol arkadaşı edinmiştiç Ryan halinden memnun şekilde elinin azad edilmesini bekledi. Ama bunun yerine duyduğu şey bir özür ifadesinden başka bir şey değildi.

" Pardon Ryan, dalmışım da. "

Ryan nazikçe elini onun elinden çekti. Gülümseyerek "Sorun değil" diye mırıldandı ve bir ceket gibi kullandığı cübbeyi omuzlarından çıkardı. Biliyordu, alkolün etkisi geçince deli gibi üşümeye başlayacaktı Giselle. Ve bu iyi değildi. Ryan kendine bir kez daha şaşırarak, cğbbeyi onun sırtına örttü. Hafifçe düzelttikten sonra tekrar oturdu ve daha yarılayamadığı bardağı bir dikişte bitirdi. Ardından suratına hafif bir gülümseme daha yayıldı. Ayık olunca nasıl olacağını merak ediyordu onun.

"Hastalanmanı istemeyiz." dedi onun soran gözlerine karşılık vererek.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Giselle Dimetrus
Muggle *lütfen bir rütbeye başvuru yapınız*
avatar

Mesaj Sayısı : 16
Yaş : 24
Rp Düzeyi : Çığır açan, akla zarar.
Tarafı : Ebedi karanlık hükmediyor lanetli bedenine.
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Basilisk
Kayıt Tarihi : 01/05/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ Le Terroir ~   Ptsi 08 Haz. 2009, 21:35

Adamın elini, kendi elinden çekmesiyle kendi kendi gelebildi genç kadın. Ardından bir gülümseme ve nazik bir cevap, Giselle'nin yumuşaması için yetti de arttı. Adamı izlemiyordu, yine viskisine kapılmıştı. Yine çarpacaktı alkol onu, sarhoşluktan sürünecekti. Yine de bunu seviyordu. Sırtında hissettiği, bir cübbeden başka bir şey değildi. Şaşırmıştı, nedenini anlayamamıştı. Üşümemişti, üşüse bile söylememişti ki. Sorgulayan gözler ve bakışlar Ryan'ın üstündeydi şimdi. Ryan ise, viskisini bitirmişti bile. Konuşmasını dinlerken, bakışları tam bir alkolik havası veriyordu. Duyduğu sesle cevabının geldiğini düşünüp, bekledi.

‘’ Hastalanmanı istemeyiz. ‘’

Aldığı cevap, yüzüne hafif sarhoş hafif mutlu bir gülümseme yayılmasına neden olmuştu. Hafif dalgalı, topuz yaptığı saçlarını, tokayı hafifçe sıyırarak serbest bıraktı. Ardından çenesinin kenarını omzuna dayadı. Küpelerin kulağını acıtmasına neden olmuştu bu, yine de ses çıkarmadı. Adama tatlı bir şekilde bakarak, konuşmaya başladı.

‘’ Çok sağol, çok şeysin. Imm, nazik? Veya iyi? Her ne haltsa işte! ‘’

Alkolün etkisi olabilirdi, ama az sonra sövmeye mi başlayacaktı yani. Kendine acil bir çeki düzen vermesi gerekiyordu. En azından alkol miktarını dengelemeliydi. İşten kazandığı bütün parayı alkol konusunda harcaması, kendi çapında bir ekonomik kriz belirtisiydi. Şişeyi tekrar dayadığında, boğazındaki yanmanın arttığını farketti. Bu o kadar farklı bir şeydi ki. Belki de viskiyi tercih etmesinin tek sebebi buydu. Belki bu bir mazoşistlik olarak nitelendirilirdi, belki de bastırılamamış egolar... Yine de muhteşem geliyordu Giselle'e. Genzi yanıyormuş gibi, acı da veriyordu. Sanki zevk için yapılıyormuş gibiydi. Cümlesini telafi etmek yerine, alkolün tadını çıkarıyordu. Bütün hücrelerine dağıldığını hissedebiliyordu, yine ve yine. Bakışları ilke nazaran masumlaşırken, bedeninin güçsüz kaldığını hissetmişti. Terler alnından yine boşalmaya başlarken, kendi çapında bir nöbete girmişti bile. Nefes almakta zorlanıyordu. Başı dönüyordu ve gözünü kapamakla yetinebilirdi sadece. Çabuk iyileşmeyi umdu. Dişlerini alt dudağına sıkıca bastırırken, gözleri sımsıkı kapanmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: ~ Le Terroir ~   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
~ Le Terroir ~
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: Gloucestershire :: Armenelos Fire :: ¨Á Peu Prés Bar -
Buraya geçin: