AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ~ L'eau ~

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Charles Dwyane Fabian
Á Peu Prés Bar Sahibi
Á Peu Prés Bar Sahibi


Mesaj Sayısı : 15
Yaş : 28
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : Tarafsız
Kan Durumu : Safkan
Asa : Kederli Bilge
Rp Yaşı : 26
Patronus : Gelincik
Kayıt Tarihi : 04/05/09
Ruh Hali :

MesajKonu: ~ L'eau ~   Cuma 29 Mayıs 2009, 19:56


Damlaların huzur veren sesi.. Ateşin en büyük düşmanı. İçine çektiği kötülüğü saflığıyla tamamen temizleyebilen tek şey...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hael Ophelia Willowen
Muggle *lütfen bir rütbeye başvuru yapınız*
avatar

Mesaj Sayısı : 79
Yaş : 23
Rp Düzeyi : Oldukça debdebeli!
Tarafı : Tarafsız.
Kan Durumu : Safkan.
Asa : ~ мαѕυм тєнLιкє ~
Rp Yaşı : 24.
Patronus : Yarasa
Rp Sevgilisi : -
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 22/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ L'eau ~   C.tesi 30 Mayıs 2009, 00:26

' Belki de bir süreliğine buralardan uzaklaşmak, olayları unutmam açısından benim için çok daha iyi olacaktır. Belki de tüm bu saçmalıklardan kurtulmanın vakti gelmiştir… Hatta geçiyor bile olabilir.'

Barın içerisine attığı adımla birlikte düşüncelerinden sıyrılmak adına gözlerini saniyenin milyonda biri kadar kısa bir zaman diliminde yumdu ve zihnini boşaltmak adına gösterdiği cılız çabanın ardından pek de kuvvetli sayılamayacak mavi – beyaz ışıkların aydınlattığı loş bara girdi. Hayatı son zamanlarda daha önce hiç olmadığı kadar can sıkıcı durumdaydı, her şey birbirine karışmış, olaylar tam anlamıyla içinden çıkılamayacak bir hale gelmişti. Yaşadıklarını bilen biri için gözlerindeki hüznün anlamını bilmek zor değildi artık, hissettiği acıların her bir zerresi yüzüne kazınmış gibiydi sanki. Teninin solgun renginin altında yatan gerçek sadece vampir olmasından kaynaklanmasa gerekti, normal bir büyücü olsa bile pek de renkli bir kişiliğe, renkli bir tene* sahip olabileceğini sanmıyordu. Bu, artık onun için imkânsızdı. Aslında çoğu zaman düşünüyordu, hayatın ona getirdikleri ve ondan aldıkları arasındaki fark ne zaman adaletli bir konuma ulaşacaktı? Fakat yanıtı hiçbir seferinde bulamıyordu. Artık cevaplar aramaktan yorulmuştu ve umursamamak diğer yollardan çok daha kolaydı.

...

- Bir şeyler içmek ister misiniz efendim?


Hael, her ne kadar dönüp kibarca reddetmek istiyor olsa da sustu ve onu duymazdan geldi. Aslında kendince haklıydı; insanlar bazen katlanılabileceğinden fazla anlayışsızdılar, eğer bir şeyler içmek istiyorsa söylerdi ve rahatsız edilmek istemediğini de belli ettiğini düşünüyordu. Ayrıca, o bir vampirdi ve istediği şeyin burada olduğundan da şüpheliydi. Ama diğer yandan garsonun haksız olduğunu da söyleyemezdi, eğer içmeyecekse neden buraya gelmişti ki?

Hiçbir fikrinin olmadığını bilmek de garipti. Son zamanlarda amaçsızca, hiçbir şey ummadan, ne yaptığını bilmeden geziniyor, bilmediği yerlere gidiyor, bilmediği insanlarla konuşuyor ve yine bilmediği konulara kafa yoruyordu. Fakat en kötüsüyse, sonunda tüm bunlardan bıkıyordu, hatta bazen kafayı yediği bile oluyordu. Ne yaptığını bilmez bir halde kabuslarının arasına sıkışıyor, içinden çıkmanın imkansız olduğu bir bataklığın ortasına gömülmüş bir halde umutsuzca çırpınıyordu. Gücü son zerresine kadar harcanmıştı ve artık yapabileceği bir şey yoktu. Bazen ölümü her şeyden çok istiyordu fakat tıpkı diğer istekleri gibi bunun da imkansız olduğunu biliyordu...

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Charles Dwyane Fabian
Á Peu Prés Bar Sahibi
Á Peu Prés Bar Sahibi


Mesaj Sayısı : 15
Yaş : 28
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : Tarafsız
Kan Durumu : Safkan
Asa : Kederli Bilge
Rp Yaşı : 26
Patronus : Gelincik
Kayıt Tarihi : 04/05/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ L'eau ~   Paz 31 Mayıs 2009, 18:08

Durmadan akıp giden zaman... Acımasızca önüne çıkanı ezerken Chuck kendini aciz hissediyordu. Oldukça dolu bir barda sessizce oturup saattin 'tik tak'larını dinlerken kendini dünyadan soyutlanmış hissediyordu. Düşünceleri bir nehir misali akıyordu zihninden. Yakalamaya çalıştığı hayat onu boşvermiş son hızla ilerliyordu. Chuck artık peşinden koşmaktan yorulmuştu. Hayatın ortasında yığıp kalmış, kalkıp yeniden koşmak için güç toplamaya çalışıyordu. Belkide bir hiç uğruna girdiği savaşı kazanmak zorunda olduğu hissi her geçen gün büyüyerek kaplıyordu benliğini. Kafasındaki soru işaretleri gittikçe çoğalıyordu. Kimseyle paylaşamadıkları hareketleniyordu yavaşça. Karmaşıklık duygusuna karşı koymak onun için her zaman zor olmuştu. Çocukluğundan beri ne zaman böyle hissetse oturup kendi kendine şarkılar mırıldanırdı. Şimdi mırıldanıcak bir şarkı bile düşünemiyordu.
Birinin gelip onu bu dünyadan çekip götürmesini bekliyordu. Çocukluğundan beri hapsolmuşluk duygusundan kurtulma umudunu asla yitirmemişti. Aksine içindeki umut gittikçe artıyordu. Beklemek ne kadar zor olsada hayat devam ediyordu ve Chuck'ın ilgilenmesi için sırada bekleyen çok şey vardı.
Yoğun temponun ortasında kendini bir bar sandaliyesinde sadece düşünerek teselli ediyordu. Yaşadıkları kendi suçu değildi. Bunu sadece kendini avutmak için olduğunu biliyordu ama dört kolla sarılıyordu bu düşünceye. Bunlar benim suçum değil..
Aklındaki düşünceler gittikçe şiddetleniyordu. Karşı duvarda asılı eski saatin 'tik tak'ları yğun gürültüye karışırken Chuck'ın merak ettikleri vardı. Saat;akrep,yelkovan... Eğer bu saate ayak uydurarak hayatı yakalaması gerekiyorsa hangisine uymalıydı... Hızlı adımlarla ilerleyen yelkovan ve emin adımlarla yavaş yavaş yolunu bulan akrep.. Hangisiyle bir gitmekti zamana uyum sağlamak.? Hangisine ulaşmak doğru zamanı yakalamak.?

Yavaşça oturduğu sandaliyeden kalkıp barın arkasına yöneldi. Başından beri olması gerektiği yere döndü. Gelenlere gülümseyerek ne istediklerini sormaktı onun işi. Zihnini anca bu şekilde oyalıyordu. Bu bar onun sahip olduğu en önemli yerdi.
Etrafına bakınarak eğlenen insanları izledi. Hepsinin nasıl bu kadar umursamaz göründüklerini merak ederek eline bir şişe aldı. Diğer elindeki bezle yavaşça şişeyi silerken gözleri kapıdan giren kadına takıldı. Onu daha önce burada gördüğünü hatırlamıyodu.
Boş gözlerle etrafına bakınırken Chuck onun düşüncelerindeki titrek çığlığı işitebiliyordu. İlginç ama bir o kadar güzel bir görüntüsü vardı. Gök mavisi gözleri ifadesizlikle parıldarken Chuck derinliklerinde neler olduğunu merak ediyordu.
Chuck onu incelemeye devam ederken O gelip önündeki bir tabureye oturdu. Chuck ne diyceğini kestiremeden kendini "Bir şeyler içmek ister misiniz efendim?" derken bulmuştu. Ağzından dökülen kelimeleri geri alıp daha ilgi çekici bir giriş yapmayı diledi ama çok geçti.
Karşısındaki tepkisizliğin sebebini merak ederken gülümseyerek izliyordu bayanın hareketlerini. Zihninde tersliyor gibiydi Chuck'ı. En azından yüz ifadesinden bu çıkartılabiliyordu sadece. Chuck çekip gidebilirdi ama içinde hissettiği garip merak duygusu bunu engelliyordu. Tekrar gülümseyerek bayana doğru eğildi ve "Bana sorarsanız eğer sert bir ateş viskisi tavsiye edebilirim." dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hael Ophelia Willowen
Muggle *lütfen bir rütbeye başvuru yapınız*
avatar

Mesaj Sayısı : 79
Yaş : 23
Rp Düzeyi : Oldukça debdebeli!
Tarafı : Tarafsız.
Kan Durumu : Safkan.
Asa : ~ мαѕυм тєнLιкє ~
Rp Yaşı : 24.
Patronus : Yarasa
Rp Sevgilisi : -
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 22/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ L'eau ~   Paz 31 Mayıs 2009, 23:44

Elleriyle uzun, ipeksi saçlarına dokundu. Bir süre, parmakları yavaşça aralarında gezindi ve birdenbire birkaç tanesini hızlıca çekip kopardı. Canı yanmamıştı. Yüz ifadesi değişmeden, kucağına bıraktığı ellerini yumruk şekline getirip sıktı ve tırnaklarını sertçe tenine geçirdi. Duyumsayabildiği şey yine kocaman bir hiçti. Dokunduğu, teninin temas ettiği hiçbir şeyi hissetmiyordu... Asla acı çekemiyordu -kalbindeki büyük ızdırabı hesaba katmazsak tabi-, hiçbir zaman fiziksel olarak kendini hissedemiyordu ve bunun getirdiği sonuçlar öyle yıkıcıydı ki, daha fazla katlanamıyordu. Ailesindeki diğer bireylerin aksine, Hael her zaman normal bir büyücü olmayı dilemişti, diğerlerinin kanını emen bir canavara dönüşmek pek de arzuladığı bir şey değildi hatta tam tersine sonradan pişmanlık duyacağı şeyler yapmasına sebep oluyordu. Neden böyle hissettiğini de bilmiyordu. Özünü kabullenememek sahip olmak istenilecek iyi bir nitelik değildi.

' Bu saçmalıklarıma artık bir son vermeliyim, neden bu kadar karmaşık şeyler hissediyorum ki? Gerçekten fazla olmaya başladı.'

Ellerini yavaşça şakaklarına götürdü ve daha iyi olabilmek adına ovalamaya başladı. Kendini hiç olmadığı kadar bitkin hissediyordu; sefil, çaresiz, kederli, ızdıraplara gömülmüş ve hatta gerçekle yalan arasına sıkışıp kalmış bir halde bile olabilirdi. Onu kurtaracak birilerinin olduğunuysa hiç sanmıyordu, bu ümidi kaybedeli uzun zaman olmuştu. William gittiği günden beri içindeki yaşama arzusu, benliğine duyduğu sevgi, upuzun bir gün bittiğinde ertesi gün yaşayabilecekleri adına duyduğu sevinç hissi, uzun zamandır bedeninden uzaklardaydı. Yaşam ona çekici gelmiyordu ve eğer başarabileceğini bilseydi, ölümü dilerdi. Zaten o gittiği günden beri Hael yaşamıyordu ki... Belki biraz klişe bir laf olacaktı fakat onsuz hayat çok boştu ve bunu istemiyordu.

"Bana sorarsanız eğer sert bir ateş viskisi tavsiye edebilirim."

Artık gerçekten fazla olmaya başlıyordu, yalnız kalmak istediğini anlayamıyor muydu bu baş belası garson? İnsanlara ağzının payını vermek zorunlu bir şeydi anlaşılan, aksi halde düşüncelerinin her saniye bölüneceğinden emindi!

" Eğer bir şey isteseydim size söylerdim, öyle değil mi? Lütfen rahat bırakırmısınız beni? "

Sesinin cırtlamamasına dikkat etmişti fakat öylesine yüksek bir tonda söylemişti ki, bir anda etrafında oturanların kafaları mekanik bir hareketle ona dönmüştü. Herkes ' Neler oluyor? ' dercesine bakıyordu fakat Hael hiçbir utanç duymadı ve muggle' ların söylediği gibi yerin dibine falan da girmedi. Tam tersine insanlara ' Neden bakıyorsun ? ' dercesine öyle bir bakışı vardı ki, çoğu kişi ürküp işine döndü, bazılarıysa korkunç bakışlarına kısa bir süre karşılık verip sessizce ilgisini başka bir şeye yönlendirdi. Bu insanları gerçekten anlayamıyordu, neden her olup biten saçmalığa ilgi gösteriyorlardı ki? Ama açıkçası buna kafa yoracak halde de değildi, kendi dertleri ona yetiyordu ve daha fazla sorunla uğraşmak hiç de çekici gelmiyordu.

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Charles Dwyane Fabian
Á Peu Prés Bar Sahibi
Á Peu Prés Bar Sahibi


Mesaj Sayısı : 15
Yaş : 28
Rp Düzeyi : Oldukça depdebeli!
Tarafı : Tarafsız
Kan Durumu : Safkan
Asa : Kederli Bilge
Rp Yaşı : 26
Patronus : Gelincik
Kayıt Tarihi : 04/05/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ L'eau ~   C.tesi 06 Haz. 2009, 15:30

Chuck ilgisini çeken bu genç bayan hakkında bir kaç şey öğrenmek için yanıp tutuşuyordu ama bu tahmin edebildiği gibi çok zor olucaktı. Hareketileri zarif ama netti. Saçlarının arasında dolaşan parmaklarını izlerken Chuck O'nun ne kadar garip biri olduğunu düşünüyordu.
Chuck düşüncelerine sızma fikrini değerlendiriyordu zihninde. Eğer sızarsa kendisini özel hayata müdahale etmiş gibi hissedicekti ama bunu umursamayarak zihnini hafifçe iteledi. O'ndan aldığı tek duygu acıydı. Neyin onu bu kadar acıttığını merak ederek biraz daha zorladı ama hiç bir sonuca ulaşamadı. Ne kadar derine inerse o kadar acı hissediyordu. O'nun acıları değil kendi acıları gibiydi. Hemen zihinini geri çekerek bakışlarını ondan kaçırdı. Yanlış bir şey yaptığında suçluluk duygusuyla kendini ele veren çocuklar gibi hissediyordu. Ancak O'nun bu kadar dalgın olmasına dua etmeliydi ki hiç bir şey farketmemişti.
" Eğer bir şey isteseydim size söylerdim, öyle değil mi? Lütfen rahat bırakırmısınız beni? "
Chuck'ın pes etmeye niyeti yoktu. Her zaman bir şeye kafasını taktığında onu yapmadan ucunu bırakmazdı. Terslenme pahasına bu kadınla konuşabilmek için çabalamak istiyordu.Hızlı adımlarla içeceklere yönelip her zaman kendine yaptığı bir karışımı yaparak bir kadehe boşalttı. Ve geldiği hızla O'na doğru geri döndü.

"Sinirli hissettiğimde genelde iyi gelir. Bunu denemeni tavsiye ederim." dedi ve yüzüne hafif bir gülümseme yerleştirdi. Kadının bir şey söylemesine fırsat bırakmadan ellerini kaldırdı ve "Beni bir kez daha kovmadan önce söylemek isterinki bu müesseseden içmek zorunda değilsin.".
Yana doğru kayarak diğer müşterilerden biriyle ilgilenmeye başladı ama gözlerini O'ndan ayıramıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hael Ophelia Willowen
Muggle *lütfen bir rütbeye başvuru yapınız*
avatar

Mesaj Sayısı : 79
Yaş : 23
Rp Düzeyi : Oldukça debdebeli!
Tarafı : Tarafsız.
Kan Durumu : Safkan.
Asa : ~ мαѕυм тєнLιкє ~
Rp Yaşı : 24.
Patronus : Yarasa
Rp Sevgilisi : -
Özel Yetenek : Vampir
Kayıt Tarihi : 22/02/09
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: ~ L'eau ~   C.tesi 04 Tem. 2009, 17:55

Sinirli hissettiğimde genelde iyi gelir. Bunu denemeni tavsiye ederim."

Aynı ses. Bu aptal garson sabrının sınırlarını zorlamayı görevi gibi görüyordu anlaşılan ve eğer biraz daha devam ederse Hael çığrından çıkabilirdi. Son zamanlarda yeterince sıkıntı çekmişti, kafasındaki düşünceler onu hala sonsuz büyüklükte bir pişmanlık-acı-ızdırap üçgeninin içine sürüklüyordu, sahip olduğu her şeyi, herkesi yitirmişti ve şimdi de tüm bunlar yetmezmiş gibi, muhattap olmak istemediği insanlar onu rahat bırakmıyorlardı. Sinirden iyice gerilmişti, tam bu kez az öncekinden çok daha sinirli bir halde tekrar bağırmaya başlayacakken adamın ellerini kaldırıp konuşmaya devam etmesi üzerine aniden duraksadı.


"Beni bir kez daha kovmadan önce söylemek isterinki bu müesseseden içmek zorunda değilsin."

Sözlerini tamamlar tamamlamaz Hael' in tepki vermesini beklemeksizin diğer müşterilere dönüp onunla ilgilenmeyi kesmişti genç adam. Kendini ne sanıyordu ki? Müessesedenmiş, hah. Hayatında eksik olan tek şey de buydu zaten. Hael sakin olmaya çabalayarak aldığı derin bir solukla birlikte içindekileri yutmaya çabaladı ve ellerini bar tezgahına yaslamış biçimde bir süre sessizce bekledi. Kafasındaki düşünceler onu rahat bırakmıyorlardı, yaşamaya devam ettiği hayatının her saniyesi onu biraz daha çökertiyordu. Bu onun için bir zevk değildi, zamanın geçip gitmesini, bir kez daha gecenin gelmesini ve ardından gelecek olan günün kısa sürmesini diliyordu her an. Başını iki yana salladı hafifçe ve az evvelki garsonun gelip bıraktığı içkiye baktı. Yalnızca kokusunu tatmayı amaçlarken kadehi alıp burnuna götürdü ve aynı anda da öğürerek geri bıraktı.

' Tanrım, denemem bile bir hata! '

Bakışlarını kadehten genç adama çevirdi, diğer müşterilerle ilgileniş tarzı bir an zihninde farklı düşünceler oluşmasına neden olmuştu. Hoş biriydi fakat ne yazık ki o da* kalbindeki ölü heyecanı canlandıramıyordu. Gülümsemesini seyrederken aniden gözlerinin kendisine döndüğünü farketti ve ne yaptığını bilmeksizin şakınlıkla önündeki kadehi alıp içkiyi tepesine dikti.

" Tanrım... Bu, bu... İğrenç! "

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: ~ L'eau ~   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
~ L'eau ~
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Verus Magia | Role Play Sitesi :: Gloucestershire :: Armenelos Fire :: ¨Á Peu Prés Bar -
Buraya geçin: